Dink cinayetinde müfettişler ayrı telden

Herkes kurumunu korudu
Dink cinayetinde tartışılan 'polis-jandarma ilişkisi'nin sorunları, teftişlere de yansıdı. Jandarma yetkilileri, polisi, "Bilgi vermedi, ifadeleri yönlendirdi" diye suçladı. Mülkiye müfettişleri, bu sözleri inandırıcı bulmadı, dört görevli için soruşturma izni istedi. Jandarma müfettişleriyse polisi suçladı. Ön rapor, uyumsuzluk nedeniyle İçişleri'ne gönderildi.


Dink davası, pazartesi sorularla başlıyor
Hrant Dink, 19 Ocak günü, genel yayın yönetmenliğini yaptığı AGOS gazetesinin önünde üç kurşunla öldürüldü. Zaman geçtikçe suikastin aydınlanması beklenirken, ortada sayısı giderek artan sorular kaldı.


Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

DEMET BİLGE ERGÜN
İSTANBUL - Hrant Dink cinayetinden sonra polis ve jandarma arasında yaşanan çatışma, son olarak Mülkiye ve jandarma müfettişlerinin hazırladığı 'ortak rapor'da ortaya çıktı. Mülkiye müfettişleri, jandarma komutanlarının polisi suçlayan savunmalarını inandırıcı bulmayıp kusurlu olduklarını rapor ederken, jandarma müfettişleriyse suikastı muhbirleri vasıtasıyla önceden bilen Emniyet personelinin kusur işlediği görüşünü savundu.
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in 19 Ocak günü İstanbul'da öldürülmesinden sonra, tetikçi O.S.'nin memleketi Trabzon Pelitli'de birçok kişinin 'cinayeti bildiği' ortaya çıkmıştı. Azmettirici olmakla suçlanan Yasin Hayal'in eniştesi Coşkun İğci de ifadesinde 'kendisinin jandarmanın 'haber alma' elemanı olduğunu ve Dink'in öldürüleceği istihbaratını jandarmaya verdiğini' anlatmıştı. Cinayetten sonra ayrıca katil zanlısı O.S. ile kendisini yakalayan jandarmaların çektirdiği 'hatıra fotoğrafları' ortaya çıkmış ve bu pozlar büyük gürültü koparmıştı. Bu fotoğrafları kimin çektiği ve basına kimin sızdırdığı da polis ve jandarma arasında tartışmaya yol açmıştı. Tüm bu iddialar üzerine Mülkiye başmüfettişleri Şükrü Yıldız ve Mehmet Ali Özkılıç, Jandarma müfettişleri Albay İsa Öztürk ve Albay Süleyman Doğan'dan oluşan dört kişilik ekip Trabzon'da inceleme yaptı. İncelemede Trabzon İl Jandarma Alay komutanı Albay Ali Öz ve İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız'ın da aralarında olduğu jandarma komutanları, istihbarat çalışanları ve Pelitli halkının ifadeleri alındı. Soruşturma dosyasında ilginç bilgiler yer aldı.
'Polis ifadeyi yönlendirdi'
Müfettişlere ifade veren üst düzey jandarma yetkilileri İğci'yi haber elemanı olarak kullanmadıklarını öne sürdü:
"Dink cinayeti olayının sanıklarından birkaç öğrenci Hayal'in yakın arkadaşı. Hatta birinin de haber elemanı olduğunu basından öğrendim. Niçin bu öğrencilerle ilgili İğci'ye hiçbir soru sorulmadığı halde jandarma personelleri için detaylı soru yöneltilmiştir? Bazı kişi ve kurumlar üniversite öğrencileriyle bağlantılarının ve ilişkilerinin açığa çıkmaması için gayret gösteriyor. İğci'nin İstanbul'da ifadesi alınana kadar geçen süre içerisinde kolluk görevlileri tarafından jandarmanın yıpratılması maksadıyla yönlendirildiğini değerlendiriyorum. Dink olayında polisin elinde cinayetle ilgili somut bir bilgi mevcuttur. Bizimle paylaşılmamıştır."
Bu ifadede jandarmanın, polisin sanıklarla ilişki içinde olduğunu ima etmesi dikkat çekerken, müfettişlerin başka bir sorusu vardı: Pelitli'de birçok kişi cinayetten haberdar olduğu halde, nasıl oluyordu da jandarma duymamıştı? Jandarmanın savunması şöyle oldu: "Bu olayı herkesin bilmesinin mümkün olmadığını, sadece o grup içindeki birkaç kişinin bileceğini değerlendiriyorum. O.S.'nin babasının bile oğlunun bu cinayeti işleyeceğine dair bir bilgisi yoksa nasıl herkes bilebilir? Cinayeti işleyeceğini herkes bilse bizim de haberimiz olurdu..."
Mülkiye: Bunlar mazeret değil
Soruşturmanın sonunda rapor hazırlanırken müfettişler fikir birliğine varamadı. Mülkiye müfettişleri jandarmanın savunmalarını inandırıcı bulmamıştı:
"O.S.'nin babasının bile cinayetten haberinin olmaması bu işin ne denli gizli tutulduğuna delil olarak gösterilemez. İhmal iddialarını, ateş etmenin bölge halkının bir geleneği haline geldiği mazeretleriyle geçiştirmek mümkün değildir. Jandarmaya 'İhbar ve şikâyet gelmedi' tezinin arkasına sığınmak da mümkün değildir. Dink'le ilgili polisin aldığı istihbarat jandarmayla paylaşılması gereken ihbarlardan değildir. Jandarmanın kendi istihbarat elemanlarından aldığı bilgileri Emniyet ile paylaşmadığı bilinmektedir."
Buna karşılık jandarma müfettişleri Öztürk ve Doğan'sa aynı raporda Mülkiye müfettişlerinin görüşlerine muhalefet ederek, 'muhbirleri sayesinde suikastı önceden bilen polisin jandarmayı uyarmayıp kusur işlediğini' savundu. Jandarma müfettişleri, İstanbul Emniyeti'ndeki sorgusu sırasında İğci'ye, ağırlıklı olarak jandarma istihbarat görevlileri hakkında sorular sorulmasına dikkat çekerek, rapora şunları yazdı: "Eşkâl tariflerinin de konunun uzmanı kişiler tarafından yapılabilecek şekilde olduğu dikkat çekicidir. Nitekim İğci, İstanbul'daki sorgusunda polislerin kendisine jandarma istihbarat görevlileriyle kullandıkları aracın bulunduğu iki fotoğraf gösterildiğini beyan etmiştir. Bu da İğci'nin ifadesinin yönlendirilerek alındığı kanaatini uyandırmıştır."
Hazırlanan ön raporda Mülkiye müfettişleri Trabzon Jandarma Alay Komutanı Ali Öz hakkında soruşturmaya gerek görmezken Trabzon İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız, Coşkun İğci'yle cinayetten önce irtibat kuran Jandarma Uzman Çavuş Veysel Şahin, Başçavuş Okan Şimşek ve Merkez Karakol Komutanı Başçavuş Cevat Eser haklarında soruşturma izni istedi. Jandarma müfettişleri ise 'Soruşturmaya gerek yok' diye görüş açıkladı.
Müfettişlerin görüş ayrılığı nedeniyle ön rapor İçişleri Bakanlığı'na gönderildi.