#direnmiraç

#direnmiraç
#direnmiraç
Dün gece Taksim Gezi Parkı'nda "komün Miraç" ya da "Miraç karnavalı" vardı. Gençler iktidara direndikleri kadar "anneler"e direnemedi, börekler, baklavalar ve simitler zorla çocuklar yutturuldu. İnananların duaları, inanmayanların iyi dilekleri Dersim, Antakya, Ankara ve direnen diğer illerdeydi
Haber: NAZAN ÖZCAN - nazan.ozcan@radikal.com.tr / Arşivi

Cihangir’de taksi bekliyoruz, boynunda fulardan maskesi, ayağında şortu ve elinde bir kutuyla bir genç geliyor, “Lütfen alın” diyor. Sonra trafikten durmuş taksilerin içine uzatıyor. “Kandil simidi, iyi kandiller”. Taksiciyle müşteri biraz şaşırıyor ama genç adamın “samimi ısrarı” nedeniyle simitleri mideye indiriyorlar. Gezi Parkı’nda dağıtılan kandil simitleri gecenin 11.30’u olmuş ama demek ki daha bitmemiş. Anormal mi? Hayır. Yani Gezi’nin içindeki durumu gördüktün sonra hiç ama hiç değil. Çok acayip şeyler oluyor. İnsanların akılları bir taraftan hâlâ şiddetli polis saldırılarının olduğu Antakya, Ankara ve ne olduğunu anlayamadığımız Rize’deyken, bir taraftan da Gezi’de çok acayip ama “kandil karnavalı”ndaydı.

Divan Otel’in yanından Gezi Parkı’na girmeye çalışıyoruz. İmkanları aşırı zorlayarak ama. Ortalık iğne atsan yere düşmezin tam karşılığı. Parka adım atar atmaz, ellerinde koca koca kutuları tutan genç adamların sesi duyuluyor: “Kandil simidi alın lütfen. İyi kandiller herkese”. Parka yeni gelenler ellerini uzatıyor ama 10 dakikadır Gezi’de olanlar kıkırdayarak cevap veriyor: “Ayol, şiştim kandil simidi yemekten”. O kadar normal ki, 10 metrede bir koca koca kutularda kandil simidi dağıtan gençler var, bir de öyle tatlı ısrar ediyorlar ki, kıramıyorsun. 10 metreyi aştın diyelim, bu sefer meyve suyu dağıtanına rastgeliyorsun. “Abla, alsana”, “Almayayım, bayılcam şimdi”, “Diren abla!”
# Diren Erkan, # diren Nazan

Derdimiz Kültür Sanat şefimiz Erkan Aktuğ’a zorla taşıttığım kitapları “Çapulcu Kütüphanesi”ne, Taksim Platformu’nun duyurduğu listeden birkaç yardım eşyasını da toplanma yerine götürmek, ama yemekten içmekten ulaşamıyoruz ki!

En sonunda Çapulcu Kütüphanesi’ne ulaşıyoruz, koli koli kitap geliyor. Kütüphanedekiler sürekli “Yok yok alın alın, bedava” diyor ama insanlar para vermeye çalışıyor. Kitapların hemen yanında dergi reyonu da var. Battaniye üstünde çok şık duruyorlar! Kitapları sağsalim teslim ettikten sonra, ihtiyaç listesindekileri vermek için ilerlemek lazım, ama adım atılmıyor ki!

Direne direne ihtiyaç alanına geliyoruz. Çantadakilerin neler olduğunu söyleyerek, vermeye çalışıyorum. Genç adam yüzüme bakıyor, “Ama bizim ihtiyaçlarımız tamamlandı ki, alamam” diyor. Yardımı bıraktım, bu kalabalıktan nasıl taşıyayım ben bunları diye “isyan” edecek oluyorum, “Böyle yapmayın, çok utanıyoruz” diyor gülerek. Aslında utanılacak, değil bildiğin sevinilecek şeye. Utanıyorlar çünkü sanki fazla istemişler gibi geliyor. Peki deyip Revir’e yöneliyorum, belki orada ihtiyaç vardır diye. Ama simit kuşatması altındayım. “Aaa ama olmaz, bugün kandil”. “Valla yedim” diyorsunuz, ne oluyor, birisi elinize “Aaa ama sizin eliniz boş” diye bir kutu kandil simidini tutuşturuyor! Elimde kandil simidi kutusu, kime “kakalasam” diye kurnazlıklar düşünüyorum. Ve sonunda başarıyorum, 8. metredeki büyük kutunun içine sinsice boca ediyorum. Dağıtıcı genç dalgacı itirazda: “Ama sevabı sana yazılmayacak!” Zaten bütün sevaplar sizin hanenizde çocuklar!

Çaylar Gezi’den

Revirin çevresi kordona alınmış, genç doktorlar ve genç direnişçiler habire yardım malzemesi taşıyor, bir içeri bir dışarı! Kordonun önünde bir kız, elinde “revir yolu, açık tutun” pankartını tutuyor, yetmiyor habire bağırıyor, burası “Açık tutalım lütfen!” Bir de megafondan siren yapmışlar, onların önünde yol açıyor! Yan tarafta çay ocağı var, “Çaylar Gezi’den” elbette. Hemen onun yanında ise yiyecek içecek bölümü. Haliyle “her şey bedava, sormayın lütfen alın”. Ayrıca helva da yapmışlar. Daha kenardaki teyzeler, evden getirdikleri börekleri, çocukların ağzına tıkmaya çalışıyor! Direnin çocuklar ama anneye sökmeyeceğini bilin!

Çay ve yiyecek standlarının yanında atölyeler var, yeni yeni tişört modelleri çıkmış, pek de güzeller. Hemen onun yanında ise Müştereklerimiz’in mutfağı. Kocaman yazmışlar: “Erzağa ihtiyacımız yoktur”. Gezi’de komün hayat ve komün miraç var resmen.

Revir’dekilere yardım malzemelerini zar zor kabul ettiriyorum, yine aynı şey: “Çok utandırıyorsunuz bizi”. Esas siz bizi çocuklar, esas siz bizi, bizim yapamadığımızı, “alayına isyanı” siz yapıyorsunuz ya, hem utandırıyor hem de sevindiriyorsunuz! Platform çağrı yaptı diye kimse alkol almıyor, zaten günlerdir kimse almıyordu, kana ihtiyaç olabilir diye. Ama bugün daha özenliler. Aslında bu çocuklar bu özeni hep gösteriyorlardı. İnanan da, inanmayan da. Nerden mi biliyorum? Yeğenlerimden. Her kandilde, tabii ki annelerinin dürtüklemesiyle, anneanneleri veya babaanneleri arayıp “iyi kandiller” diyen çocuklardı bunlar. Dün gece de bütün memlekete dediler!

NOT: İstanbul 'da yağmur başladı, çocukların yağmurluğa ihtiyacı var.