@ismailsaymaz

Divan Oteli'nde facianın eşiğinden dönüldü

Divan Oteli'nde facianın eşiğinden dönüldü
Divan Oteli'nde facianın eşiğinden dönüldü
Divan Oteli'nin önünde horon teperek 'direnen' gençlerin üstüne gaz ve tazyikli-kimyasallı su sıkıldı. Gaz otele dolarken alt katlarda bayılıp yere yığılanlar sürüklenerek üst katlara taşındı.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Başbakan Erdoğan ’ın samimi çevreciler diye ayırdığı gençler önceki geceyi Divan Oteli’nin avlusunda, lobisinde ve toplantı katlarında gazaltında geçirdi. Otele dağılan yoğun gaz nedeniyle içlerinde yaşlıların, çocukların ve bir engellinin de bulunduğu yüzlerce yurttaş ölümün eşiğinden döndü.
Gezi Parkı’na önceki akşam gaz bombaları atarak giren polis, çadırlarda yalnızca slogan atarak karşılık veren yüzlerce genci, ite kaka dışarı attığında, artık fitil ateşlenmişti. Yoğun gazdan etkilenen gençler hemen karşılarındaki Divan Oteli’nin lobisi ve önünde birikti. Otelde sık sık “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” ve “ Hükümet istifa” sloganları duyuluyordu.
Polis bir süre olan biteni izledi. Bu sırada göstericilerden polise ne bir taş, ne bir cisim atıldı. Öyle barışçıl bir direniş vardı ki, kimi göstericiler Kazım Koyuncu müzikleriyle horon teperek, polise tepki gösteriyordu. Alkışlarla zıplayanlar da vardı.

Toplama kampı gibi
Daha sonra aniden bir TOMA, otel önündeki kitleye ve giriş kapısına tazyikli su sıktı. Kapı önüne atılan gazın dumanı da içeriye doldu. Sonrası, bir savaş manzarasından farksızdı. Kapı ağzında biriken ve sıkışanlar hemen lobideki koltuklara yığıldı. Ağızlarına bir tüple hava verildi. Yüzlercesi alt kattaki toplantı salonlarına ve koridorlarına sığınmıştı. İçlerinde çocuklar, yaşlı kadınlar ve bir engelli bile vardı.
Havalandırma sistemi bulunmayan bu katlarda, gazlardan fenalık geçirenlerin, nefes alamayanların, yardım isteyenlerin ve bağıranların çığlıkları duyuluyordu. Tazyikli suyun etkisiyle vücudu kırmızıya kesmiş birkaç gösterici bağırıyordu. Gönüllü doktorlar ellerindeki kremle müdahale etmeye çalışıyordu. Ellerindeki kremi vücutları yananlara sırtına sürüyor, nefes alamayanlara solüsyon döküyordu. Adeta toplama kampı görüntüsü vardı.
İçerideki yoğun gazın boşalması yaklaşık yarım saat sürdü. Gençler yeniden otel önünde toplanıp polisi protesto etti. Fakat polis, aniden koşarak otelin kapısına vardı. Coplarla ve tekmelerle otelin kapısını dövdüler. Birkaçı içeriye biber gazı sıktı. Gaz öyle etkili oldu ki, birkaç gösterici lobideki koltuklara, bir resepsiyonistin bulunduğu kabine, birkaçı da koridora yığıldı. Ayakta durabilenler yerde baygınlık geçirmiş olanları ayaklarından ve kollarından sürükleyip korunaklı bir alana taşıyordu. Artık hem üst hem de alt katlarda çığlık sesleri yükseliyordu.

Jandarma da müdahale etti
Bu arada otelin dışına sık sık ambulanslar yanaşıyor, ağır yaralı halde olanlar tek tek araca taşınıyordu. Aynı esnada, kapıda iki jandarma aracı göründü. Göstercilerden bazıları, “En büyük asker bizim asker” diye bağırdığı esnada o araçtan da tazyikli su sıkıldı. İçeride yeniden aynı hengâme yaşandı. Yaralananlar birbir alt katlara indirildi. Öte yandan, artık otelden ayrılmak isteyenler de gözaltına alınacağı korkusuyla biber gazları dumanı arasında sıkışıp kalmıştı. Tam bir can pazarıydı.
Bütün direniş süresince göstericiler, yalnızca protesto hakkına başvurmuşlardı. Tamamına yakını Başbakan’ın ‘samimi çevreciler’ dediği gençlerden, üniversitelilerden oluşuyordu. Devlet tarafından ‘marjinal’ bulunan gençler içlerinde yok denecek kadar azdı. O infial halinde bile şayet izdiham yaşanmadıysa, birkaç insan izdiham yüzünden hayatını kaybetmediyse yine bu gençlerin çabasıyla oldu.