'Diyalog bile çözebilir'

Ölüm orucundaki mahkûm yakınlarının yeni kâbusu kavurucu sıcaklar.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Ölüm orucundaki mahkûm yakınlarının yeni kâbusu kavurucu sıcaklar. Kaygılarını hekimlerin de paylaştığı aileler, aşırı sıcaklarda sıvı kaybı artacağı için ölümlerin çoğalacağına dikkat çekti ve çözüm için bir an önce adım atılmasını istedi.
Kalıcı hastalıkları nedeniyle tahliye edilen yakınlarının ihtiyaçlarını karşılayacak ekonomik güçleri de kalmayan aileler, F tipi cezaevlerinde tecridin kaldırılması, baskı ve işkenceye son verilmesi için diyaloğa girilmesinin bile yeterli olacağını söylüyor.
24 kişinin ölümüne yol açan eylemde, çözüm için mahkûmlarla görüşülmemesi nedeniyle 241'inci gün geride bırakıldı.
Aileler, bazı yasa değişikliklerini Meclis'ten geçiren hükümetin, bunun dışında sorunu yok sayma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor ve buna büyük öfke gösteriyor.
Sorunu çözecek olanın devlet olduğunu yineleyen aileler, kaygı ve endişelerini Radikal'e açıkladı. Hava sıcaklığının yükseldiğine işaret eden aileler, sessizliğin sürdürülmesi halinde sıvı kaybının artması nedeniyle ölümlerin çoğalacağına işaret etti. Hekimler de bu kaygıyı paylaştı.
Her birinin ortak kaygısı, yeni ölümlerin, kalıcı sakatlıkların yaşanmaması olan ailelerin yakınma, tespit ve istekleri şöyle:
'Ekonomik olarak tükendik'
Firdevs Kırbıyık: Yakınlarımızın talepleri çok net ve insani. İşkencenin, izolasyonun, baskıların sona erdirilmesi, zorla tedaviden vazgeçilmesi. Verilen gazeteler gerekçesiz toplanıyor, bulmaca ekleri bile. Bir tutuklu, ailesine vereceği ihtiyaç listesini yazdığı kâğıt cebinde bulundu diye dayak yemiş, buna itiraz eden mahkûmlar da fena muameleye tabi tutulmuş. Cezaevlerinde her şey ateş pahası. Hastanelerdeki yakınlarımın bakımı hem çok zor hem çok pahalı. Bir krem bile 10 milyon. Aylardır gücümüzün üzerinde harcamalar yaptık. Artık ekonomik olarak tükendik. Ölümü mü yakınımıza alamadığımız en hayati ihtiyacını mı düşeneceğimizi bilemiyoruz.
'Bu acıyı başkaları yaşamasın'
Salih Günal: Oğlum Tuncay Günal Edirne F Tipi'nde ölüm orucunun 123'üncü gününde öldü. Diğer oğlum Tunay da orucun 191. gününde. Bir oğlumu daha kaybetmek istemiyorum. Biz yıkıldık, bu acıyı başka aileler artık yaşamasın istiyoruz.
Ölenler kurtuluyor, kalanlar daha kötü. Zorla tedaviyle kalıcı sakatlıkları oluşan yakınlarımızın tahliyesi bizi yıkıyor.
'Fularım bile sorun oldu'
Günnaz Tüzmen: Oğlum Can Tüzmen ölüm orucunda, kızım Petek de cezaevinde. Cezaevine her gidişimizde bizlere çok onur kırıcı muamele yapılıyor. Boynumdaki kırmızı fular bile sorun yapıldı. Savcıya şikâyet ettim, ilk anda o bile görevlilere hak verdi, ben de 'Sizin adliyenin tabelası da kırmızı' dedim. Görüş yerine getirilip götürülürken baskı yapılıyor. Cezaevlerinde ölüm olayı olmasın, duyulmasın diye çocuklarımızı zorla müdahaleyle sakat bırakıyorlar. Bu, ölümden beter. Evlerine gönderilen çocuklar 6-7 yaşındaki çocuklar gibi, bunları kucağımıza böyle bırakıp gitmesinler. Çocuklarımızı buraya böyle teslim etmedik, böyle yapacaklarsa bıraksınlar çocuklarımız onurlarıyla ölsün. Çözüm o kadar mı zor? Baskıya son vermek devletin görevi değil mi?


    ETİKETLER:

    Ankara