Diyalogsuz barış zor

'Türkiye Barışını Arıyor' konferansı bitti. Dün ilk konuşmayı yazar Vedat Türkali yaptı: Bir başka halkı baskı altında tutan ülke kendi halkını da özgür bırakamaz. Türkü Kürt'ten ayırmak mümkün değil. Diyalog olmayınca silaha başvuruluyor.
Konferans sonunda barış için çözüm önerileri bildirisi yayımlandı. "Ötekileştirici tüm söylemler terk edilmeli" denilen bildiride, 'af, Kürtçe resmi hizmet, yeni anayasa' gibi tartışma açacak talepler ortaya konuldu.
Haber: TARIK IŞIK / Arşivi

ANKARA - Sivil toplum kuruluşları, yazar, hukukçu ve aydınların çağrısıyla düzenlenen ve Yaşar Kemal'in açılış konuşmasıyla başlayan 'Türkiye Barışını Arıyor' konferansı dün tamamlandı. Türkler ve Kürtlerin birbirlerine muhtaç olduğunu vurgulayan Türk edebiyatının bir diğer dev ismi Vedat Türkali, "Bir başka halkı baskı altında tutan ülke kendi halkını da özgür bırakmaz" dedi. Türkali, "Kürt sorunu dağda değil köyde, kentte, toplumun içinde yaşanıyor" diye konuştu. Kürt yazar Mehmet
Uzun'sa demokratikleşmeyen ve çağa uygun insani bir modernizmi sağlamayan ulus-devletlerin yerinin 'ulus devletler çöplüğü' olacağını söyledi.
İçkale Oteli'ndeki konferansın ikinci gününde ilk konuşmayı Vedat Türkali yaptı. Egemen güçlerin toplumu ürküttüğünü, Kürt sorununun dağda değil köyde, kentte, toplumun içinde yaşandığını söyleyen Türkali, genel seçimlerdeki yüzde 10'luk baraj yüzünden Kürtlerin Meclis'te temsil hakkının önüne geçilmeye çalışıldığını söyledi. Türkali şunları kaydetti:
'Birbirimize muhtacız'
"Diyaloğun olmadığı ortamlarda silaha başvuruluyor. Tek yol diyalog yolu. Daha yapacak çok iş var bu memlekette. Bu memlekette Türk'ü Kürt'ten ayırmak mümkün değil. Ben buna inanıyorum. Kız alıp kız vermişiz, ortaklık kurmuşuz. Bütün kışkırtmalara rağmen ayrılmamışız. O noktaya gelinirse Türkiye batar. Biz birbirimize muhtaç iki halkız. İki halkın birbirinden alıp verecekleri var. Bugün hâlâ en ilkel toprak koşullarında insanlarımızı yaşatıyoruz, sonra 'demokrasi' diyoruz. Burada her an faşizm kapıdadır. Rantçılar, Türkiye'yi yiyor, bundan Türk de Kürt de zarar görüyor. Ölen çocuklar bizim çocuklarımız, ağlayan analar bizim analarımız. Tek yolumuz barışta, kardeşlikte."
Konferansta söz alan diğer konuşmacıların görüşleri şöyle:
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kazım Genç:
Tek devlet, tek millet, tek din, tek dil uygulamaları Anadolu kültürünü ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Tekçi anlayış, baskıyı artırmaktadır. "
Gazeteci-yazar Altan Öymen: DYP lideri Mehmet Ağar'ın 'ovada siyaset' çağrısının önündeki en önemli engel yüzde 10'luk seçim barajı. Türkiye'de barışın silahla değil, diyalogla aranmasının zamanı geldi.
ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu: Empatiyle acılarımızıı paylaşmalıyız. Dağdaki dahil Türkiye'nin vatandaşı olan herkes ekonomik ve sosyal hayata katılmalıdır.
Eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan: Türk ve Kürt halkı tüm kışkırtmalara rağmen düşman değildir. Bu, en büyük servettir.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk: Hükümet, ABD'nin ortaya koyduğu koordinatöre bel bağladı. Oysa halkın vicdanını temsil edenler gerçek koordinatörlerdir. Ülke insanları yıllardır sadakat eden ve ihanet eden olarak ayrılmaya çalışılıyor.
'Ulus-devletler çöplüğü'
Sağlık sorunu nedenleriyle konferansa katılmayan yazar Mehmet
Uzun'sa gönderdiği mesajda şöyle dedi:
"Kanımca yeni yüzyıl ulus-devletlerin çöplüğü haline gelecek. Kendisini yenilemeyen, demokratikleşmeyen ve çağa uygun insani bir modernizmi sağlamayan ulus-devletlerin yeri, bu çöplük olacak. Ulus-devletlerin bu korkularını anlamak mümkün, geleceklerine ilişkin fazla alternatifleri yok, ya demokratikleşecekler ya da çöplüğü boylayacaklar. Bir ulus-devlet olarak Türkiye ya demokratikleşecek ve bir insan hakları, özgürlükler ülkesi haline gelecek, ya da pompalanan militarizmi ve ultramilliyetçiliği düstur kabul edip, felaketlere yol açacağı belli serüvenlere girişecek. Aklın yolu birdir ve dünyanın Türkiye'den beklediği, demokratikleşerek barış ve huzurunu gerçekleştirmesidir. Barış, insanlığın yarattığı en erdemli eserdir."