Diyanet: Yalnız insan Yoga'ya reikiye yöneliyor

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, transandantal meditasyon, reiki, yoga gibi akım ve çağrıların, Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretiden beslendiğini belirterek, gizemli oluşumların revaç bulmasını sadece bu konuda oluşan sektörün çabalarıyla izah etmek yerine, modern insanın yalnızlığıyla ve çaresizliğiyle de ilişkilendirmek gerektiğini bildirdi.



Bardakoğlu, Diyanet Dergisi’nin Mayıs sayısında yayımlanan Başyazı-İç Huzuru Arayış başlıklı yazısında, bireysel hayatın ve bencilliğin, ekonomik yararın ve görünür maddi ölçütlerin öne çıktığı, hızla gelişen teknolojinin de desteğiyle daha mekanik bir toplum yapısının oluştuğu modern toplumlarda, giderek çevresine ve hatta kendi öz benliğine yabancılaşmış insan tipinin hızla arttığını vurguladı.
Sürekli şekilde metayı, düşünceyi ve duyguları tüketmeye yönelik bir hayat döngüsünün ablukası altındaki insanın, gelişen iletişim teknolojilerine rağmen daha çok kabuğuna çekildiğini, yalnızlaşan dünyasında kendisini ruhen hırpalanmış, bedenen de yorgun hissettiğini ifade eden Bardakoğlu, şunları kaydetti:
Hayatın baş döndürücü akışı içinde tutunmaya ve yer edinmeye çalışırken çoğu zaman karar verici ve belirleyici değil de belirlenen model rollerden birinin aktörü olduğunu pek fark edemeyen, gecikmeli olarak fark ettiğinde ise hayatını anlamlı kılma ve içe dönüş yolları aramaya başlayan insan, yalnızlığını gidermek ve ruhen doyuma ulaşmak gibi düşüncelerle çeşitli bireysel kurtuluş yollarına yönelmektedir. Bu yönelişin sağlıklı bilgi ve kalıcı değer ekseninde yürümediğinde bireyi hangi uç ya da çıkmaz noktalara götürebileceğinin çok çeşitli örneklerini her toplumda sıkça görmekteyiz.

BU AKIMLAR, İNSANIN YALNIZLIĞI NEDENİYLE REVAÇTA
Günümüzde kitle iletişim araçları tarafından çoğunlukla kişisel gelişim yolları, stres, depresyon, zihinsel sorunlar ve yorgunluktan kurtulma çareleri olarak cazip şekillerde sunulan transandantal meditasyon, reiki, yoga gibi adlarla anılan bazı yöntemlerin, astrolojik bazı akımların, çeşitli şifa teknikleri ile şifrecilik, ruhçuluk ve okültizm/gizlicilik üçgeninde harmanlanmış diğer gizemli oluşumların revaç bulmasını sadece bu konuda oluşan sektörün çabalarıyla izah etmek yerine, modern insanın yalnızlığıyla ve çaresizliğiyle de ilişkilendirmek gerektiğine işaret eden Bardakoğlu, şöyle devam etti:
Bu akım ve çağrılar her ne kadar genelde dini bir söylem ile sunulmayıp daha çok ’sağlıklı yaşam’, ’başarı’ ve ’mutluluk’ vaadiyle veya ’çevrecilik’, ’alkol bağımlılığıyla mücadele’ gibi kamu yararına yönelik çeşitli söylemlerle desteklense de esasen Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretiden beslenmekte, Batı kültürünün hümanistik ve dini söylemiyle de çok kolay ortak alanlar oluşturabilmektedir.
Öte yandan, kusurun kimde olduğunu tespit gibi gerilimi tırmandıran bir noktaya saplanmaksızın sadece vakayı görmek ve ifade etmek gerekirse, bu hal içindeki modern insanımıza bu topraklarda derin ve mistik bir geçmişi bulunan dini ve kültürel mirasımızın o müjdeleyen, sevgi ile kucaklayan, güven ve umut veren mesajının ulaştığını, ulaşım kanallarının yeterince açık olduğunu da söyleyemiyoruz. Vahyin aydınlığında insanı kalp, ruh, akıl, nefis ve beden bütünlüğü içinde ele alan derin İslam düşüncesini temsilde ve tanıtmada, çağın tereddütleriyle viran kıldığımız gönül dünyalarımızı sevgi, estetik ve aşk ile yeniden mamur etmede ciddi ihmallerin olduğu saklanamaz bir gerçek. Henüz dua, tövbe, niyaz, tefekkür ve ibadetin bireyi ne denli güçlü kıldığını ve onu Yüce Yaratana bağlayarak yalnızlıktan, karamsarlık ve umutsuzluktan kurtardığını yeterince fark etmiş veya ettirmiş de değiliz. Kur’an’da ’Dikkat ediniz. Kalpler ancak Allah’ı sürekli hatırda tutmak ve anmakla huzur bulur’ buyrulması da bu fark edişi sağlamak içindir. Değerlendirmelerimiz ve öz eleştirilerimiz, dikkatimizi ve sorumluluk bilincimizi diri tutmak için olmalıdır.