Diyarbakır Cezaevi'nden kurtuldu kör bir kurşunla öldü...

Diyarbakır Cezaevi'nden kurtuldu kör bir kurşunla öldü...
Diyarbakır Cezaevi'nden kurtuldu kör bir kurşunla öldü...

Dindar?ın hayatı, 48 yaşında Cizreliler Derneği?nde otururken son buldu.

12 Eylül döneminde kapatıldığı cezaevinde 'cehennemde üç yıl' geçiren Cizreli işadamı Selim Dindar, bir kahvehane kavgasında can verdi

İSTANBUL- Bakırköy’de kahvehanede oyun oynayan bir kişi, kavga ettiği kahvehane sahibinin sığındığı Cizre Sosyal Kültürel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Lokali’ne kurşun yağdırdı. Rastgele ateş açılan saldırıda lokalde bulunan işadamı Selim Dindar hayatını kaybetti, beş kişi yaralandı. Hayatını kaybeden işadamının ismi kamuoyu için çok tanıdıktı. Dindar, 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde üç yıl boyunca işkence gör-müştü. İşkenceyle hayatı cehenneme dönen Dindar’ın yaşamı kör bir kurşunla son buldu.

Müşteriyle kavga çıktı
Osmaniye Fabrikalar Caddesi’ndeki Şenlik adlı kahvehaneden önceki akşam tartışma sesleri yükseldi. Kavga İlhan isimli kahvehane sahibi ve  müşterisi arasındaydı.
Kavga sırasında kahvehane müşterisi silahını çekti. Kahvehanenin sahibi dışarı çıkarak yan taraftaki Cizre Sosyal Kültürel Dayanışma Derneği Lokali’ne sığındı.

‘Siyasi değil’
Lokala giren silahlı kişi, kahvehane sahibinin kendisine verilmesini istedi. Olumsuz yanıt alınca elindeki tabancayla rastgele ateş açtı ve altı kişi yaralandı. Yaralılar Ethica Bakırköy Tıp Merkezi’ne kaldırıldı. Yaralılardan Selim Dindar tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Durumu ağır olan Hacı Ugiş ameliyata alındı. Mehmet Gökalp ise ilk müdahalenin ardından Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.
Cizre Sosyal Kültürel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Adnan Tütün, saldırının Cizre’yle ilgili değil, kişisel bir nedenle yapıldığını söyledi. Polis, saldırıyı gerçekleştiren kişiyi yakalamak için operasyon başlattı.

Dindar’ı ‘hüngür hüngür ağlatan’ anılar

Kavga ettiği kahvehane sahibini kovalayan saldırgan Cizreliler Derneği’ne girip rastgele ateş açtı. Olayda yaralanan altı kişiden biri de Selim Dindar’dı.
FOTOĞRAF: ALPTEKİN İHKAN / AA

Cizreli işadamı Selim Dindar, işkencesiyle ünlü Diyarbakır Cezaevi’nin simge isimlerinden biriydi. 12 Eylül darbesinin ardından siyasi faaliyeti olmadığı halde tutuklanan Dindar, üç yıl boyunca işkence görmüştü. Dindar, “Bir daha dünyaya gelseydim, asla Kürt olmak istemezdim. Kürt’ün kaderi cezaevi, dayak, işkence ve ölüm müdür? Benim hayalim herkes gibi mutlu bir yuva kurmak ve insanca yaşamaktır” diyordu.  Dindar 20 yaşındayken 1981 yılında girdiği cezaevinde yaşadığı işkenceyi, 2003’te Radikal gazetesinden Neşe Düzel’e şöyle anlatmıştı:   
“Biz sülale olarak seyitiz ve ben zengin bir ailenin oğluyum. O dönemde eğlence içinde yaşıyordum. Hiçbir siyasi faaliyetim yoktu. Zaten ben yakalanmadan önce de siyasi değildim, yakalandıktan sonra da olmadım. Ama tabii Cizreliyim ve 12 Eylül 1980’i orada yaşadım, nasibimi aldım. Bizim bölge eskiden beri KDP’liydi. Ailem de öyleydi. KDP nedeniyle arandım, sınırda yakalandım ve ceza yedim. Mardin’de 78 gün sorguda tutuldum. Oradan Diyarbakır’a götürüldüm ve mahkemeye çıkarıldım, tutuklandım. Ben hiç PKK’lı olmadım ve PKK’lı da değilim. Üç yıl boyunca hep tek başıma mahkemeye çıkarıldım... Sabah koğuşun içinde 100 kişi sıraya tutuluyorduk. Esas duruşta askeri marşlar söylüyorduk. 60’tan fazla marş ezberlemiştik. Bu marş söylemeler dayaksız geçmiyordu. Hep ayaktaydık. 24 saat dayak vardı. ‘Haydar’ denilen kalaslarla, coplarla, su borularıyla dövülüyorduk. Öğleden sonraları, gardiyan bize ‘Eğitime hazırlanın’ komutu veriyordu. Avlunun ortasında bir kapak vardı. Oradan hapishanenin ya da mahallenin lağımı akıyordu. Her birimiz tek tek o lağım suyunun içine indiriliyorduk. Lağımın içinde nefesimiz kesilene kadar tutuluyorduk. Bir de avluda sırtüstü yatırılıyorduk. Bacaklarımızı yerden on beş santim yukarıda tutuyorduk. Bacağı düşen dayak yemek için sıraya giriyordu. Diyarbakır Cezaevi’nden konuşulduğunda hâlâ hayattan kopuyorum. Benim hanımım ve çocuğum var. Kalabalık bir ailem ve dost çevrem var. İçimdeki frene basamıyorum ve herkesin önünde hüngür hüngür ağlıyorum, ağlıyorum...”
Selim Dindar’ın Neşe Düzel’le röportajının tam metnini internette ‘radikal.com.tr’de okuyabilirsiniz. (Radikal)