Diyarbakır'da bahar ve barış günü

Diyarbakır'da bahar ve barış günü
Diyarbakır'da bahar ve barış günü

Diyarbakır dün yerel giysiler içinde kutlamaya koşan insanlarıyla, yerlere kurulan piknik sofralarıyla bir bayram havasındaydı.

Diyarbakır'da eski 21 Mart günlerinin aksine, mutlu ve umutlu bir bahar bayramı yaşandı. Tek istek var: "Ya barış olacak, ya barış olacak..."
Haber: NAZAN ÖZCAN - nazan.ozcan@radikal.com.tr / Arşivi

“Kızıma bahar giydirdim, bak” diyor, “Bahar bayramı bugün ne de olsa.” Sarı-yeşil-kırmızıdan örgü elbiseyi giydirdiği üç yaşındaki kızını, Diyarbakır Newroz alanına girerken, tembihliyor: “Sakın elimi bırakma, kaybolursun.” Kesin! Sabahın 8’i olmasına rağmen alan dolmaya başlamış, öğlen yüz binlerce insan. Kadınların çoğu yerel kıyafetler içinde, alanda adım atılacak yer yok, ama halaylar devam ediyor. 70 yaşında bir amca da halay çekenler arasında. “Niye yorulayım, gün mücadele günüdür, gün bayram günüdür” diyor. Zılgıtlar, marşlar, ıslıklar, şarkılar gırla gidiyor. 

Koyuncu’ya da büyük ilgi 

BDP ’nin görevlendirdiği 5 bin kişi, asayişi sağlamak için canla başla çalışıyor ama pek başarılı olamıyor. Çünkü coşku ilerleyen saatlerle ve BDP’li vekillerin ve Osman Baydemir’in gelmesiyle daha da yükseliyor. Herkes Abdullah Öcalan’ın mektubunu merak ediyor ama eğlenmeyi de ihmal etmiyor. Önce Kürtçe şarkılarla halay çekenler, sahneye Niyazi Koyuncu çıkınca da aynı hevesle halaya devam ediyorlar. Diyarbakırlı 23 yaşındaki Mehmet, “Ne kadar güzel sesi varmış, kim bu sanatçı?” diye soruyor. “Karadenizli, Niyazi Koyuncu” yanıtı üzerine “Olsun” diyor, “Gene de çok güzel”. Koyuncu “Bugün kardeşliğin günü olsun. Birbirimizi anlamak için aynı dili konuşmamıza gerek yok” deyince Mehmet dönüp “Ben demiştim, iyi bir adam bu” diye onaylıyor tekrar. Diğer Mehmet lafa giriyor hemen, “Boşver sen onları abla. Benim kardeşim gerillada, 6 yıldır haber alamadık. Ama bu sefer belki barış olursa, haber gelir.” Etraftan inşallah temennileri yükseliyor.
Batman’dan gelen üniversiteli Hamdullah devam ediyor: “Çözüm konuşmalarından kim memnun olmaz ki? Ama her seçim dönemi böyle bir şeyler söylüyorlar, sonra da… İnşallah bu sefer bizi yanıltırlar.” Hamdullah gece trenle gelmiş. “Tren full’dü, düşün artık” diyor. Osman Baydemir’in konuşması da heyecanla dinleniyor ama esas heyecan Abdullah Öcalan’ın mektubunda ne dediği. Herkese göre bugün bir milat. 34 ton odun ve 100 kilo yakıttan oluşan Newroz ateşi BDP’li vekiller ve Baydemir tarafından yakılıyor. Eller zafer işareti, halaylar son gaz. Ve elbette en önemli an, BDP’li vekillerin hepsinin topluca sahneye çıkması.
Genç bir kadın , bütün vekillerinin ne kadar yakışıklı olduğunu söylüyor.
Pervin Buldan Öcalan’ın mesajını Kürtçe okumaya başlayınca “Kürt kadınları da pek güzeldir, baksana hele” diyor. Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın mesajının Türkçesine başlıyor. 

‘Mektup çok güzel’ 
Mesajlar can kulağıyla dinleniyor. Ve sonuçtan herkes memnun. Ahmet Münir, “Geçen seneye göre üç kat fazla insan var. E tabii bahar bayramı ve mesajlar vardı. Hepsi bir arada çok güzel oldu” diyor.
Yılmaz “Biz buraya barış için, kardeşlik için, eşitlik için, bir de Apo için gelmişiz” diye ekliyor. Necibe Aydar söze giriyor: “Çok güzel buldum mektubunu. Kadınlarımız olmazsa biz yokuz diyor, ne güzel.” Sonra da basına yükleniyorlar. Abdulvahap Bey de kızgın: “Hep bizi kötü gösterdiler, bak bu sefer polis yok, sorun da yok, herkes eğleniyor.”
Siverek’ten gelen Ahmet Kurtboğan da aynı şeyi istiyor: “Türkler de barış ve kardeşliği desteklesin. Barış gelecek ama erken gelseydi keşke, onca insan ölmeden, kötü mü olurdu?”
Savurlu Kavile İlhan 70 yaşına rağmen yer kapmak için sabah 5’te alandaymış: “Çok güzel şeyler duydum, Hiç yorulmadım. Hem barış için olsun yeter, ayda iki kere gelirim.”
Aslında alandakilerin çoğu öyle düşünüyor. 28 yaşındaki vinç operatörü Orhan Çetiner, “Ne gideceğim işe, bugün çok önemli” diyor. Sözü Gaziantepli Alaaddin Şen alıyor. Newroz’a geldiği için iki defa işten çıkarılmış. Ama umurunda değil. Bir taksici durumu özetliyor: “Kazanacağım 1 milyar da olsa bırakıp gelirim.”
Herkes daha çok barışı konuşmak istiyor, araya giriyorlar: “Barış istiyoruz ve umudumuzu da devlete bağlamışız” der demez hemen bir gençten itiraz geliyor: “Onlara bağlamadık, onlara bağladıysak kıyamete kadar bekleriz. Ya barış olacak ya barış olacak, bizle beraber.” 

‘Buyur al ciğerim’ 

Diyarbakır’da siyaset konuşmamak mümkün değil, ama artık insanlar eğlenmeye ve gülmeye de başlamışlar. Alanın içinde izdiham yaşanırken alanın hemen dışında Newroz pikniği yapanlar, keyifle karınlarını doyuruyor ve sahnedeki İsveçli Kürt sanatçı İlbus Ustari’yi dinliyorlar. Ama bizi görünce “Açsın kuzum, al” deyip ekmek arasını elimize tutuşturuyorlar. Olmaz demeye kalmıyor, teyze ağzımızın payını veriyor: “Bugün Newroz, bayramda ikram edilen geri çevrilmez ciğerim.”