scorecardresearch.com

Diyarbakır'da 'Barış Grubu'nu yüzbin kişi karşıladı

Diyarbakır'da 'Barış Grubu'nu yüzbin kişi karşıladı
22/10/2009 07:32
Diyarbakır tarihi bir gün yaşadı Kandil ve Mahmur'dan gelen PKK'lılardan oluşan 'Barış Grubu'nu 100 bin kişi karşıladı. kandilde'denh gelenler düzenlenen mitingde sivil kıyafetlerle kürsüye çıktı.PKK'lılar adına yaptığı konuşmada Mehmet Şerif Gençdağ pişmanlık yasasından yararlanmak için gelmediklerini vurgulayıp 'sivil anayasa' çağrısı yaptı

Kandil Dağı ile Mahmur Kampı’ndan gelen PKK’lılar Diyarbakır’da Batıkent Meydanı’nda yaklaşık 100 bin kişi tarafından karşılandı. PKK’lıları taşıyan DTP otobüsü Diyarbakır’a girdikten sonra aşırı izdiham yüzünden Batıkent Meydanı’na güçlükle ulaşabildi. PKK’lıların alana gelişi sırasında yüzlerce havai fişek atılırken, alan adeta gündüze döndü. Alanda, lazer ışıklarıyla ‘Kıymetli şehre hoşgeldiniz barışın elçileri’ yazıldı. 7’nci Kolordu Komutanlığı önünde boş arazide toplanan bir grup ise ateşlerle ‘Apo’ yazdı. Oluşturulan platforma ise ‘Başkente hoşgeldiniz barışın elçileri’ yazılı pankart ile Abdullah Öcalan’ın büyük resmi asıldı.
Batıkent Meydanı’nda toplanan yaklaşık 100 bin kişi PKK flamaları ile Öcalan resimleri açarken, sık sık Öcalan ve PKK lehine sloganlar attı. PKK’lıların alana gelişi Roj TV tarafından canlı yayınlandı.

KANDİL’DEN GELENLER SİVİL KIYAFET GİYDİ
Diyarbakır Batıkent Meydanı’nda platforma çıkan Kandil’den gelen PKK’lıların dağlarda giydikleri kıyafetleri çıkarıp sivil kıyafetler giydikleri görüldü. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, DTP’li milletvekilleri, kapatılan DEP eski Milletvekili Leyla Zana, Kuzey Irak’tan gelenlerle birlikte platform üzerinde beyaz güvercinler uçurdu.
Mitingde ilk konuşmayı yapan DTP Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı, “Değerli halkımız sizin bu direncinizi, kahramanlığınızı, başarınızı selamlıyorum. İki gündür barış güvercinlerinin, barış kervanının yolunu bekliyoruz. Hepimize kutlu olsun. Barış güvercinleri, bize Mahmur’un Kandil’in selamını getirdi. Diyarbakır adına, barış başkenti adına, özgürlük başkenti adına onlara hoş geldiniz diyorum. Barış kervanı bize sadece selam değil, barış müjdesini de getirdi. Biz sonuna kadar beraberiz diyoruz. Yolunuz açık olsun. Barışın yolu açık olsun, size başarılar diliyorum” dedi.
Türkiye Barış Meclisi adına konuşan Ayla Yıldırım, kapının 34 insana değil, barışa açıldığını ve artık kapanmayacağını söyledi. Yıldırım, “Bu 34 insanı beklerken tarifsiz duygular yaşadık. Öncelikle 1999 yılında gelen ilk barış grubu üyelerini bu şekilde karşılayamamanın acısını yaşadım. Bugün Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Türkiye’ye gelen barış elçilerine açılan bu kapıyla neleri kazanabileceğimi yaşadım. CHP ve MHP başta olmak üzere kan içicilik yapanları da tarih yazıyor. Barışın yoluna çıktık. Barış uzun bir yolculuktur. Bu sınır bugün barış elçilerine açıldı. Korkmadan devam etmek gerekiyor. Önce operasyonları durdurmak gerekiyor. Barışın yol haritasını açıklamak gerekiyor. Barış elçilerinin mektuplarını okuyup haykırmaktan geçiyor. Herkese düşen görev buradan milyonlarca insanın ellerinde yüreklerinde gördüğümüz barışa uzanan ellerini tutabilmekten geçiyor” dedi.

KANDİL'DEN GELEN PKK'LI: SİVİL BİN ANAYASA İSTİYORUZ
Kandil Dağı’ndan gelen PKK’lılar adına konuşmayı Mehmet Şerif Gençdağ yaptı. Gençdağ, şunları söyledi:
“Kandil Dağı’ndan Kürdistan’ın yüreğine binlerce selam olsun. Amed (Diyarbakır) senin bu görkemin karşısında çok şey yand, senin hasretinde çiçekler yeşerdi. Unutulmadı Şeyh Sait’ler, bizler onların yerine geçtik. Onlarca değil, binlerce girdik onların yerlerine. Amed hiçbir zaman senden vazgeçmeyeceğiz. Bizler and içtik ki sen Kürdistan’ın gelini olacasın Amed. Amed’in direnişçileri, Amed’in kahramanları biz bu düşüncelerle Kandil’den sizlere selam getirdik. Sizler de biliyorsunuz liderimiz Abdullah Öcalan, bize bir çağrıda bulundu. Başkanımızın çağrısı şuydu: Kürt sorununun çözülmesi için, onurlu bir barış için demokratik bir siyaseti yürütebilmek için ve bu siyasetin önündeki engelleri kaldırmak için biz de bu çağrıya uyduk ve barış elimizi bütün halklara ulaştırmak istedik. Bizler bütün halklarla barışı onlara ulaştırmak istedik. Sizler de biliyorsunuz, 13 Nisan’da PKK ateşkes ilan etti. Bu eylemsizlik kararı Kürt sorununun çözümüne yönelikti. Aylardır bizler tarafından çok adımlar atıldı. Ancak Türkiye devleti şimdiye kadar pratik bir adım atmadı. Bu nedenle durum tıkandı. Bu tıkanıklığın önünü açmak için Kürt halkının lideri duyuruda bulundu. Biz de yola çıktık. Türk ve Kürt halkının arasında bir barış oluşturmak istedik. Bizim de isteklerimiz var. Biz Abdullah Öcalan’ın yol haritasının açıklanmasını istiyoruz. Kürt sorununun çözülmesi için operasyonların bırakılması lazım, diyalog yolunun açılması lazım. Biz bu yönüyle siyasetin önünü açabilelim. İsteklerimiz oldukça mütevazidir. Bizler kimliğimizle, irademizle özgür irademizle, halkımızın yaşamasını istiyoruz. Tarihimizle, kültürümüzle, edebiyatımızla, sanatımızla, dilimizle yaşamak istiyoruz. Bunun içinde sivil bir Anayasa’nın oluşturmasını istiyoruz. Bizim fikrimiz 1924 yılındaki Anayasa artık Türkiye’de yürümez. Artık bir sivil Anayasa yapılmalı. Burada toplanan veya toplanmayan bütün halkız. Erbil’den Habur’a kadar, Habur’dan Silopi, Cizre, Nusaybin’e, Kızıltepe, Mardin ve buraya kadar şunu gördük. Bizler demokratik çözümden yana olanlarız. Bizler Kürt sorunun çözümünden yanayız. Bu nedenle elimizi uzattık ve elimiz havada kalmamalı. Bu kez barış elimiz tutulmalı. Bizim gelişimizi herkes iyi düşünmeli. Kürt halkı, Türk halkı, bilim adamlarımız, düşünürlerimiz siyasetçilerimiz, bizim bu gelişimizi iyi analiz etmeli. Bu halk şimdiye kadar çok çekti. Şimdi onurlu bir barış gerçekleşmeli. Taleplerimiz, isteklerimiz çoktur. Biz hiçbir zaman Kürt tarihinde Kürt halkı savaş istemedi, hep barış istedik. Yeter biz diyoruz ki savaş yolu çözüm yolu değildir. Herkes bu mesajı iyi okumalı. Diyalog ve müzakare yolu açılmalı. Onurlu bir barışla devam etmek istiyoruz.”

PİŞMANLIKTAN YARARLANMAK İÇİN GELMEDİK
Mahmur Kampı'ndan gelenlerin sorumlusu olan Nurettin Turgut ise Kürtçe yaptığı konuşmada, TCK'nın 221’inci maddesinden (etkin pişmanlık) yararlanmak için gelmediklerini söyledi. Turgut, “Kahraman Amedliler. Bizler sizleri selamlıyoruz. Başkanlığımız ve rehberimiz Apo’nun çağrısıyla geldik. Barışa el vermek için ve Türkiye'deki Türk ve Kürt halkına barış köprüsü olmak için geldik. Bu çok iyi bilinmeli. Türk basını biraz kendini yoklasın artık. Bizler 221’inci maddeden yararlanmak için gelmedik veya teslim olmaya gelmedik. Bizler, halkların kardeşliği için geldik. Barışın yolunun açılması için geldik. Bizler çocuklarımızın dilleriyle konuşsunlar diye, kimlikleri tanınsın diye geldik. Yaşasın başkan Apo” dedi.

TÜRK: BUGÜN BARIŞ GÜNÜDÜR
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, konuşmasına Kürtçe, “Yiğit halkımız selamlar. Ben kendi adıma ve partim adına ve arkadaşlarım adına selamlıyorum sizi. Önünüzde eğiliyorum. Bugün barış günüdür. Bugün direniş günüdür. Bugün çok önemli bir gündür. Kürt halkı müdacelesinde özgür günlerle her zaman ayaktadır. Sizleri kutluyorum” diyerek başladı.
DTP lideri Türk, daha sonra Türkçe devam ettiği konuşmasında şunları söyledi:
“Uzun yıllardan beri Kürt halkının barış demokratik ve özgürlük mücadelesini bugünlere taşımak için yoldayız. Halkımızla birlikte büyük çaba gösteriyoruz. Bugün sizler kadar coşku doluyum. Sizler kadar heyecanlıyım. Heyecanınızı anlıyorum. Bu çoşku, barış coşkusudur. Bu coşku özgürlük çoşkusudur. Bu coşku özgür yarınların coşkusudur. Aynı duyguları taşıyorum. Aynı duygularla karşınızdayım. Ama, şunu da görmemiz gerekiyor. Biz artık bu süreçte duygularımızla hareket edemeyiz. Ortak aklın ortaya çıkması için çaba göstereceğiz. Bugün barışı kalıcı hale getirmek için mücadele ediyoruz. Çünkü bundan sonra da çıktığımız günden beri, mücadeleye başladığımız günden beri, dilimiz barış dilidir, barış için çabalıyoruz. Bugün barışçıl bir sürecin gelişmesi konusunda belki de bu ilk adımdır.”

MÜCADELEDE YENİLMEK VE ZAFER YOK
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ancak şunu söylemek istiyorum. Barış güzeldir, barış onurdur, barış kutsaldır. Ama kendimizi de kandırmayalım. Burada mücadelemiz kahramanlık için değil. Mücadelemiz gerçek bir barışı sağlamak içindir. Bu mücadelede yenilmek de yok zafer de yok. Bu mücadelede barış var. Birilerinin söylediği gibi, CHP Genel Başkanı’nın söylediği gibi bizim mücadelemizde ne teslim olma var, ne de teslim alma var. Çünkü bu barış dilini Türkiye’de egemen kılmaya çalışıyoruz. Batıdan kuzeye, kuzeyden doğuya, Türkiye’nin her tarafında barış dilinin gelişmesi için çaba gösteriyoruz. Ve söylüyoruz bugün savaştan beslenenler ırkçı, milliyetçi kesimler barıştan mı rahatsız oluyorsunuz? Ama inadına bu barışı gerçekleştireceğiz. Çünkü o ırkçılar, milliyetçiler bu ülkede barışın kalıcı hale gelmesini istemiyorlar. Yok olacaklar, tarihten silinecekler onlar.”
OLDUĞU ZAMAN TÜRKİYE BÖLÜNMEZ
DTP lideri Türk, barışçıl sürecin tartışıldığı günden beri büyük çaba gösterdiklerini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ama, bizi görmemezlikten geldiler. Barışı anlamadılar. Barışın önünü tıkamaya çalıştılar. Bunu gören sayın Öcalan bu demokratik siyasetin önünü açmak için önemli tarihi bir hamle yaptı. Biz bu hamlenin barış için özgürlük için çok anlamlı olduğunu biliyoruz. DTP olarak, demokratik siyasetin gelişmesi için bugün daha fazla çabanın içinde olacağız. Bu çabayı güçlü hale getireceğiz. Çünkü bizim mücademelimiz özgür bir Türkiye mücadelesidir. Kürtlerin özgürleşmesi, Türk halkınında özgürleşmesini beraberinde getirecek. Türkiyeli kardeşlerime sesleniyorum. Sakın korkmayın, korkunun esiri olmayın, Kürtlerin özgürleşmesi, sizin de özgürleşmesidir. Kürtlerin bu mücadelesi demokratik bir Türkiye yaratmak içindir. Şuna inanıyoruz, demokratik bir Türkiye’de halklarımız sevgiyle kucaklaşacaktır. Birileri halkı korkutarak, senaryolarını ortaya koyarak mesajlar vermesin. Bin yıldır birlikte yaşıyoruz. Ama bugün özgür, eşit, kardeşçi yaşamayı esas alıyoruz. İstediğimiz özgürlük kardeşliktir. Birileri bugün bu sürecin önünü tıkamak için farklı farklı senaryolar gündeme getiriyorlar. Türkiye bölünecek diyorlar. Hayır arkadaşlar özgürlük olduğu zaman Türkiye bölünmez. Türkiye daha saygın demokratik bir ülke olur. Türkiye, Türk halklarıyla barışırsa, Sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da da demokrasinin kurulmasına katkı sunar. Bunu herkesin görmesi lazım. Biz burada güçlü saygın demokratik bir anlayışın gelişmesini istiyoruz. Ortadoğu halklarının kardeşliğini savunuyoruz. Türk ve Kürt halkının kardeşliğini savunuyoruz.”

OBAMA GİBİ YAPABİLİRİZ DİYORUM
Yıllardan beri anlatamadıkları şeylerin adeta anlamak istemediklerini söyleyen Türk, Mahmur’dan, Erbil’e, Duhok’tan Zaho’ya kadar halklarının ayakta olduğunu söyledi. Türk, şöyle konuştu:
“Sınırdan geçildiği zaman benim de şaşırdığım yüzbinlerce insanın yollara döküldüğü, sakatların yaşlıların 24 saat sokaklara döküldüğü bir tabloyu gördüm. Gelin bu halkı tanıyın. Gelin bu halkın duruşunu iyi anlayın diyoruz. Eğer inkarcı, asimilasyoncu bir politikayla yaklaşırsanız Türkiye kaybeder. Hepimiz kaybederiz. Onun için çağdaş, demokratik değerleri esas alınız diyorum. Tekrar, tekrar vurgulamak istiyoruz. Bugün bizim dilimiz barış dilidir. Yarın da dilimiz barış dili olacak. Barışı kalıcı hale getirmek için büyük çabalar göstereceğiz. Ama Kürt sorununun tarafıyız. Ama sorunu yaratan biz değiliz. Sorunu çözümünü esas alıyoruz. Sorun sorun yapan bizler değiliz. İnkarınız, imha politikalarınız, kendi yurttaşınızın kimliğiyle, farklılığıyla, özgür taleplerini dile getirmediğiniz için bu farkı halen kabul edemediğiniz için bugün kanlar akıyor, acılar yaşanıyor. Gelin bu ülkede hep birlikte bu acıların sonlanması için çaba gösterelim. Bugün bir bütün olarak şunu ifade etmek istiyorum. Kürtler barış için kapıyı aralamıştır. Ancak, bugün bakıyoruz ki, bu kapı kapatmak için müthiş bir çalışmanın olduğunu görüyoruz. O ırkçı milliyetçi statükocu sistemin adeta değişmemesi için çaba gösteriyorlar. Ama, değiştireceğiz bunu. Burada bir şey aklıma geliyor. ABD başkanı Obama şunu diyor. Yapabiliriz, gerçekleştirebiliriz diyor. Ben de aynen diyorum yapabiliriz gerçekleştirebiliriz. Onlar barıştan ne kadar kaçarsa kaçsın gerçekleştireceğiz. Korkuları yaratarak, Kürtleri tehlike göstererek bu ülkenin kaderiyle hiç kimsenin oynamasına izin vermeyiz. Bu halkımız izin vermez. Bu halkımız artık yeni bir dünyada Türkiye halkıyla birlikte kardeşçe yaşamanın mücadelesini veriyoruz. Türk halkı lütfen ırkçı, milliyetçi anlayışın peşine takılmayın. Kardeşleriniz sizi kucaklamak istiyor. Gelin bu mücadeleye katkı sunun. Barışseverlere sesleniyorum. Gelin bu tarihi fırsatı oluşturalım. Taçlandıralım. Bu tarihi fırsatın kaçmasına izin vermeyelim. Elbette ki halkımızla bu mücadeleyi veriyoruz. Ama bizi yalnız bırakmayın diyoruz, bizi anlayın diyoruz. Sizlerle birlikte özgürlük mücadelesini vermek daha güzeldir diyoruz.”


AYNA: HANGİ KOŞULLARDA GELDİLER ÇOK İYİ BAKMAK LAZIM
DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, mitingde yaptığı konuşmada, Mahmur ve Kandil’den gelen grupların birleştiğini ve Habur’dan geçtiğini söyledi. Ayna, “Biz dediler barış elimizi uzatıyoruz. Bugün Cizre’de çok anlamlı bir pankart açılmıştı. Diyordu ki ‘Biz barışa hazırız ya siz?’ İşte bu barış grupları da şunu söylüyor ‘biz barışa, çözüme katkı sunmaya geldik’ diyorlar ya siz diyorlar. Hangi koşullarda geldiler çok iyi bakmak lazım” dedi.
Bu zamanın TBMM’de askeri operasyonun çıktığı zamana geldiğini anlatan Ayna, şunları söyledi:
“Çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Böyle bir zamanda, bir yandan hükümetin demokratik açılım, Kürt açılımı dediği ama diğer yandan da bir türlü çözüm tartışmalarını hükümet açısından nelerin yapalabileceğini söyleyemediği, diğer taraftan ırkçı kesimlerin de kışkırttığı bir dönemde içinden çıkılamaz bir duruma doğru gidildiği bir dönemde, herkesin eyvah operasyonlar oluyor, DTP’nin bile demokratik siyaset yapmasına izin verilmiyor, yöneticileri tutuklanıyor, acaba savaş devam mı edecek dediğimiz bir dönemde sayın Öcalan yine tıkanıklığı aşmak için bir öneri geliştirdi. Barış grupları gelebilir diye. İşte böyle bir zamanda geldi barış grupları. Peki ne oldu? Umutlarımızı oldukça arttıran bir gelişme oldu. Barış grupları sınırdan geçti ve serbest bırakıldı. Bu durumun yaşanmasına neden olan, bu durumun yaşanmasını sağlayan, bu konuda çaba harcayan herkese teşekkür ediyoruz. Çok önemliydi. Kritik bir eşikti. Çünkü bu barış gruplarına yaklaşım, hem devletin Kürt sorunun yaklaşımı belirleyici olacaktı, hem de önümüzdeki dönemde nasıl gelişmeler yaşanacağının göstergesi olacaktı. Bu nedenle çok önemliydi. Umudumuz arttı. Bugün her zamankinden daha çok çok çok daha Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözüm yollarının Türkiye’de Kürtlerle, Türklerle birlikte çözüleceğine dair umudumuz arttı. Barışın geleceğine dair umudumuz arttı. Çok ciddi bu kiritik eşiği aştık.”
Kürt sorunun bir çok eşiği barındırdığını ve bir çok eşiği olan bir labiret gibi olduğunu söyleyen Ayna, şöyle dedi:
“Daha çok eşik aşmamız gerekiyor. Ama artık o eşikleri aşabileceğimize dair inancımız ve irademiz olduğu da ortaya çıktı. Ne oldu bundan sonrası için. Muhtemel ne gelişmeler yaşanabilir. Bundan sonrası için gelişebilecek sonuçlar. Bir böylesi büyük bir adımdan sonra operasyonlar durur, savaş biter, ölümler durur. Bundan sonra ne bir Türk genci ne de bir Kürt genci ölmez. En önemli çıkaracağı muhtemel sonuçtur. Yine diğer eşiklere sıra gelir. Demokratikleşmenin yolu Türkiye’yi demokratikleştirmenin yolu önce hukuk adına hukuksuzluğun dayatıldığı ve askeri dönem Anayasası olan 82 Anayasası’nın değişmesi olur. Hakların ihlaline yaslanan, tekçi zihniyete yaslanan bu Anayasa’nın değişikliği ikinci en önemli eşik olacaktır. Kritik eşikler aşıldıka Türkiye demokratikleşecek. Türkiye’deki halklar daha eşit ve özgür koşullarda yaşayacaklar. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum, Barış kavramı çok önemlidir. Barışın olduğu yerde kin olmaz, barışın olduğu yerde öfke olmaz, nefret olmaz. Farklılıklar birbirini severek ve farklılıklarını kabul ederek yaşayarlar. Barışın anlamı budur. Bugün işte bu barışa dair, gerçek barışa dair umutlarımız kat be kat artmış durumdadır. Bir tek şey ifade etmek istiyorum. Eğer bugün barış grupları aramızdalarsa o zaman onların barış için yapacakları çalışmanında önünü hep birlikte açalım. Onlar buraya Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözülmesini, bu konuda hükümetin öngörüleri ve atmak istediği adımları varsa bu adımların kolaylaştırıcısı olmak ve bunu sağlamak için buradalar. Onların yapacağı bu çalışmalar için hepimiz elbirliğiyle çaba göstereceğiz.”

GÖVDE GÖSTERİSİNE İNCELEME
Kandil ve Mahmur Kampı’ndan gelen 34 kişinin Habur Sınır Kapısı’nda serbest bırakıldıktan sonra DTP otobüsüyle Diyarbakır’a gelirken, Şırnak’ın Cizre, Silopi, Mardin’in Nusaybin İlçesi ile Diyarbakır’da karşılanmaları ile ilgili ilgili Cumhuriyet Savcılıkları tarafından inceleme başlatıldı. İncelemenin ardından suç unsuru tespit edilmesi halinde karşılamalarla ilgili dava açılacağı kaydedildi.

EY RAKİP MARŞIYLA BİTTİ
Diyarbakır’da Kandil ve Mahmur Kampı’ndan gelen 34 kişi için Batıkent Meydanı’nda saat 18.00 sıralarında başlayan miting 2.5 saat sürdü. Mitingte DTP milletvekilleri ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Kandil’den gelen gruptakilerle platformun üzerinde kucaklaştılar. Mitingte konuşmaların ardından Kürt marşı ‘Ey Rakip’ marşıyla olaysız sona erdi(dha)

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/96053896053818

YORUMLAR
(18 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Terörün normalleşmesi - dogan_23

"Teröristle pazarlık yapılmaz" dönemi kapandıysa, hangi dönem açıldı? Teröre gerekçe bulunabileceği ve bir hak arama yöntemi olarak kullanılabileceği bir dönem mi? Hoşgörülebileceği bir dönem mi? Terörün her zaman bir opsiyon olduğu bir dönem mi açıldı dünyada?... Bir de "insanlık"tan bahsediyorlar. Nasıl bir saçmalık ki, kundaktaki bebeğe bile kurşun sıkmış örgütün "pişman olmadığını" söyleyen üyeleri, hiç de terörü kınamayan bir kitle tarafından çoşkuyla karşılanıyor, ve birileri bize bunu savunup "insanlık" diyor? Terörün kurbanları "insan" değiller miydi?... Dünyada açılması gereken dönem, SİLAHLARIN KIRILDIĞI dönemdir. Havaya kaldırılıp, onlarla (hem de en ahlaksız şekilde) zafer kazanılabileceğine inanıldığı bir dönem değildir. Açılması gereken dönem, insanların etiketlenip ayrıldığı değil, BİR OLDUĞUNUN FARKEDİLDİĞİ dönemdir.

İsrail den bizene dostum - ince memed

Hala birileri geçmiş korkuyu en kötü terör olan korkuyu içimize sokmaya çalışıyor.Derelerimizde 34 yıldır kan akıyor kan siz tabii anlamazsınız evinizde sıcak bir aile ortamında yatıyorsunuz ne anlarsınız diyarbakırdaki yüzbinlerin yaşadıgı acılardan.Her gün gelinlerimiz kürt gelinlerimiz dağlarda yolları gözler. Dağlarda belli belirsiz kurşun sesler gelirdi.Kapılar kırılır namlunun uçunda çırpılırdı yürekler,ağıtlar yükselir dağlarıma doğru duymaz kardeşim dedigim bir ulus çığlıgımı ama barış için güvercinler ucurdugumuz zaman herkes hop ayaga fırlar.Bu yorumları yazanlarda yürek kalmamış yürek benim yazdıgım hiç bir seyin anlamı yok.İnsanca yaşama istegim için beni sucluyorsanız ben suçluyum dostum.Senin cezaevlerinde ölenleri duydugun zaman,depremlerde ölenleri,tersanede ölen insanları duydugundada içinin sızladıgını düşünmüyorum yüreginize bu kadar kin tohumu ekmemelisiniz.Türk ulusu bizim kardeşimizdir.İnsan oldugunuz içinde degerlisiniz benim için ben sizin için ne kadar köle niyetinde insan olsamda.Kürt ulusu barış istiyor çoçuklarımızın artık dağlarda ölmesini istemiyor.Daha fazla özgürlük daha fazla demokrasi daha fazla insan haklarına saygı istiyor bunu sadece kendi ulusumuz içinde istemiyoruz ermeni türk cerkez laz kürt türkiyede yasayan butun uluslar için istiyoruz.Amerikanın oyunu felanda degil bunlar kimsenin arkasına saklanmayız.Biz kürtler atalarımızdan böyle ögrendik.Ahmet arif okursan bunu daha iyi anlarsın canım kardeşim

İSRAİL NAZİLERİ BÖYLE Mİ KARŞILARDI... - ssspppyyy

İsrail Nazileri affettiğini açıklasaydı. Naziler de Hitler resimleri gamalı haçları, o uğursuz selamla İsrail topraklarına girseydi. ESKİ NAZİLER onlara sarılıp gamalı haç çıkarsaydı. Nazi partisi onları yeniden meclise sokmak için beyanatlar verseydi. O hareket eden her şeye saldıran İsrail ?de sadece vatanını koruyan ve bu uğurda şehitler vermiş bir ülke olsaydI. Ne olurdu? Hiç düşündünüz mü ? Düşünmeyin çünkü olmazdı. Bu tür kepazelikler ancak onurunu yitirmiş, yularını ABD ye teslim etmiş hükümetlerin başına gelir. O gelenler ABD yi arkalarına almasaladı, ne bu kadar küstah ne de böyle sırıtkan yüzlü olurlardı...Yaz tarih baba yaz...Ergenekondan hapis yatan suçu belirsizlere karşılık ABD affıyla zafer sırıtan sırtlanlar yaz...Bir ülkenin barış büyüklüğünü bu kadar utanmazca selamlıyanları yaz...Noel baba barış ödülü bizimkine verilecekmiş. Noel de hindi (Turkey) yiyenler, nasıl bölüp parçalayacaklarını da hesap ediyorlardır şimdi. sevda güventürk

teroristlerle pazarlik yapilmaz mi? - mental-izm

"terorist"lerle pazarlik yapilmaz donemi kapandi, butun devletler yapmistir. Ingilzeler IRA ile yaptilar, ispanyollar ETA ile yaptilar (hala da yapiyorlar), almanlar, italyanlar da yaptilar. Yani herkes kendi ulkesinin çikarlarini gozonune alip kan dokulmesine engel oluyor. Benim ulkemde peki neden hep kardes dedigimiz insanlar birbirlerinii bogazlasinlar? insan en yuce varliktir ve insan merkezli dusunulmelidir hersey... Sivil insan vatan, millet safsatalara pirim vermelelidir.

Sağduyu ve Hg77Tr Faşizmi - blueknife

Evet bu toprakların her dinden her inançtan her etnik kökenden Türkiye Halklarının bir karnavala sonsuza kadar sürmesini dilediğim bir barış karnavalına ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Dağlardakilerin silahlarını bırakıp ülkeye birer özgür vatandaş olarak dönmelerinin yeni bir sürecin başlangıcı olacağını bilmeli herkes. Lakin ve eğer bütün bunlar bu karnaval havasında süren durum bir birlikte yaşama iradesi bir barış özlemi ise dağlardan inenler ve onları karşılayanlar bir kez daha düşünmeliler. Bu karnaval tek başına Kürd Halkının kutlayacağı bir karnaval değildir. Hatırlatalım, eğer bu karnavala herkesi katabiliyorsanız bu kirli ve kanlı savaşın hiçbir şekilde tarafı olmamış böylesine gelişmesinde dahli bulunmamış bu savaştan acılar çekmiş, çocuklarını, sevdiklerini kaybetmiş Türkiye Vatandaşlarını da katabiliyorsanız işte o zaman Zafer kazanmışsınızdır demektir. Hatırlatalım evet en büyük acıyı Kürd Halkı yaşadı ve yaşadıkları yüzyılı aşar ama Savaşın kazananı yoktur aslında kaybettik hepimiz tüm Türkiye kaybetti onu oluşturan her unsur kaybetti BOŞU BOŞUNA, BOŞU BOŞUNA faşist kafalı ırkçı bir zümrenin ideolojik takıntıları ve şartlanmaları uğruna kaybettik. Ama kazanılabilecek tek birşey vardır o da Kollektif Hakların da kullanılabileceği Eşit Özgür birer birey olarak yaşayabileceğimiz, kardeşçe paylaşabileceğimiz bir Ülke'dir, bir Dünya'dır. Herkes ve başta kendilerine "Gerilla" diyenler bu sorumluluğun bilincinde hareket etmelidirler. Türkiye Halkı büyük çoğunluğu ile dönmenizi değil böylesine sanki bir gösterişmiş sanki avrupa kupası kazanmışsınız havasında dönmenizi hoş karşılamıyor. Ve HG77TR adlı yorumcu ve onun gibi kendisine benzemeyenleri, kendisi gibi düşünmeyenleri farklı etnik ve inanç kökeninden olanları yok etmek için (başta Kürdler ve Aleviler olmak üzere, zaten bir tek onlar kaldı) fırsat kollayanlar merak etmeyin herkes sizin farkınızda size cevap verecek olan Türk Halkıdır...

ideoloji - osden

benimsemiş oldukları fikri bir anda elbise değiştirir gibi değiştirme imkanları olabilir mi? geçmişin sistemli teröristleri/katilleri nasıl oluyorda birdenbire kardeşlik ve eşitlikten bahsedebilirler?!!! sade vatandaş olarak bu durumu kınıyorum ayrıca eğer her seferinde açılım paketleri adı altında bu gibi durumlarla karşılaşma ortamı olacaksa devlete başkaldırmanın dayanılmaz cazibesinden başka birşey değildir. öte yandan tüm kürt vatandaşlarımızı tenzi ederek söylüyorum, ancak pkk terörist/katillerinin ellerini kollarını sallayarak sözde demokrasi yanlısı olarak gezinmesini kabullenemiyorum!

Halk ne derse o olur. hiç debelenmeyin. - ozkulas

100 bin kişi karşılaşmış. nabıcan şimdi. 100 bin kişiye de pkk mı diyeceksiniz. 100 bin kişiyi de vurup öldürecekmisiniz. Edebiyatı bırakın. halk ne derse o olur. Hükümetin dediği değil, devletin dediği değil, polisin dediği değil, askerin dediği değil ne zaman ki halkın dediği olur işte o zaman demokrası olur. İşte o zaman kardeşlik gelir. Şimdiye kadar hep başkalarının dediği oldu da ne oldu. ne savaş bitti ne kan durdu ne şehitler bitti. Şimdi artık halkın istediği olacak. çanakkale li bir vatandaş olarak kürt kardeşlerimizi selamlıyorum. isterlerse kendi ana yasalarını kursunlar. halkın mutluluğuna hizmet edecek ne varsa yapsınlar. sonuna kadar destekliyorum.Yeter ki kan ve gözyaşı dursun. nefret bitsin. yıllardır insanımızı tahrik eden zihniyetlerin oyunu bozulsun.