@hakki_ozdal

Diyarbakır'dan siyaset izlenimleri: HDP'nin 'sağı', 'solu' ve AKP

Diyarbakır'dan siyaset izlenimleri: HDP'nin 'sağı', 'solu' ve AKP
Diyarbakır'dan siyaset izlenimleri: HDP'nin 'sağı', 'solu' ve AKP
Kürt sorunu, sadece 'çözüm süreci' bağlamında ya da 'mağduriyet', 'geçmişin acıları' gibi vicdani bir çerçevede değil; bölgesel ve 'geleceğe de ilişkin' bir başlık olarak bulunuyor Diyarbakır'ın gündeminde.
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – Abdullah Öcalan’ın mektubuna odaklanmış 2015 Newroz’unu izlemek üzere gittiğim Diyarbakır’da 4 gün geçirdim. Bu esnada Diyarbakır, bir yandan ‘ulusal bayram’ heyecanı içindeydi, bir yandan da hem Türkiye’nin hem de -başta Avrupa ülkeleri olmak üzere- dünyanın pek çok noktasından gelen konuklarla dolup taşıyordu. Hem ‘çözüm süreci’nin kendi sıcak gündemi hem de yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın süreçle ilgili bazı adımlara koyduğu rezerv, kendisi de başlı başına tarihsel ve ‘politik’ bir gündem olan Newroz’la birleşince, zaten politik bir kent olan Diyarbakır’ı bir tür ‘agora’ya dönüştürmüştü. Kahvehanelerde, lokantalarda, sokaklarda kurulan irili ufaklı ‘forum’larda, otel lobilerinde, minibüs ve taksilerde, esnaf kapılarında, çözüm süreci, haziran seçimi, milletvekili aday adayları başlıca konuları etrafında, mütemadiyen siyaset konuşuluyordu. Bu ‘kendiliğinden’ siyaset arenasında denk geldiklerimin yanı sıra, esnafla, öğrencilerle, işsiz gençlerle; kentin hızla yükselen yeni orta sınıfından meslek sahipleriyle ve Bağlar’ın ‘ateşli’ çocuklarıyla; batıdaki şehirlerden gelmiş banka müdürü, öğretmen, memur gibi ‘üçüncü gözler’le; AKP , HDP ve CHP yetkilileriyle; sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle, milletvekili aday adaylarıyla, insan hakları savunucularıyla konuşma fırsatı buldum. Bu konuşma/görüşmeler, 100’ü aşan sayıda insanla ve yüz yüze yapılmış olsa da; 4 gün gibi kısa sürede ve Newroz gibi ‘olağanüstü’ bir dönemde gerçekleşmiş olmaları nedeniyle -her şeye rağmen- temkinli yaklaştığım bazı izlenimler, kanaatler oluşturdu. Genellikle üst düzey siyasetin güncel açıklamaları ve ‘olaylar’ ekseninde izlenen bölgenin, bu en önemli kentine ait o izlenim ve kanaatleri Radikal okurlarıyla paylaşmak istiyorum.

MHP BİLE’ TAKİP EDİLİYOR

Bir tür ‘Kürt başkenti’ kabul edilen şehirde, çok canlı, çok renkli bir siyaset atmosferi var. Örneğin Kürt sorunu, sadece ‘çözüm süreci’ bağlamında ya da ‘mağduriyet’, ‘geçmişin acıları’ gibi vicdani bir çerçevede değil; bölgesel ve ‘geleceğe de ilişkin’ bir başlık olarak bulunuyor Diyarbakır’ın gündeminde. Özellikle Kobani süreci, Ortadoğu siyasetini ve onun uluslararası aktörlerinin etkinliklerini ilgi odağı haline getirmiş. Irak ve Suriye’de yaşananlar, ülkenin batısıyla kıyaslandığında, çok daha fazla ilgi uyandırıyor. Ama Diyarbakırlılar kendisi de bölgesel bir aktör olan Türkiye’nin iç siyasetini de büyük bir dikkatle takip ediyorlar. 

Kentte çok zayıf durumda olan CHP, hatta hiçbir varlığı olmayan MHP bile, yakından izleniyor. 21 Mart’taki MHP Kurultayı ve Bahçeli'nin yeniden genel başkan seçilmesi hakkında çok soğukkanlı değerlendirmeler dinledim. Dağkapı'daki bir lokantada, açık televizyondan kurultay haberini izleyen 'patron', müşteri ve garsonlar 'forumu' kuruyor hemen: "Bahçeli mecbur öyle diyecek" diyorlar Newroz hakkındaki sert sözleri için, "üniversitelerdeki gençleri tutsa bari, çok kavga olmaya başladı." Patron, "AK Parti'nin oylarını bunlar alacak" diyor ve gazeteci olduğumu öğrenince direkt bana söylemeye başlıyor, "HDP barajı geçerse belki koalisyon ortağı olacak MHP, Bahçeli'nin partinin başında kalması iyi, kızıyor, bağırıyor ama sokağa dökmüyor gençleri..." Bu kurultayın Yozgat ya da Erzurum gibi MHP kalelerinde bu nesnellikle konuşulduğunu zannetmiyorum. 

İMC VE MED NUÇE REVAÇTA

İnsanların topluca bulunduğu lokanta, kahvehane gibi işyerlerinde; minibüs, taksi gibi taşıtlarda, televizyon ve radyoların haber kanalları açık hep böyle. İMC TV Med Nuçe gibi kanallar revaçta ama yarım günlük bir gezintide hemen tüm kanallara denk gelmek mümkün oluyor. 

Batıda, özellikle Gezi’nin sönümlenmesinden sonra ortaya çıkan ve bir tür ‘politik nihilizm’ olarak adlandırılabilecek tutum burada yok. İyimser denebilecek bir havada, tüm siyasi aktörler, 'tüm kanallar'dan izleniyor. 

DEMİRTAŞ’IN ETKİSİ

Tabii ki ‘çözüm süreci’ gündelik siyasetin önemli bir faktörü. Ama zaten çeşitli kırılganlıklar barındıran bu konuda, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kürt sorunu yoktur’ ve ‘izleme heyeti gereksiz’ gibi son açıklamaları, halkta da HDP’li siyasetçilerde de AKP'nin yanında/dışında 'partner' arayışına yol açıyor. Fakat eldeki seçenekler, mevcut durumda iktidardan uzak görünen CHP ile kapıları çözüme sıkı sıkı örtülü MHP olunca gerçekçi bir alternatif bulunamıyor. Selahattin Demirtaş’ın AKP ile çözüm konusundaki ‘karamsar’ yorumları ve iktidara karşı özgüveni yüksek çıkışları tam da bu noktada çok önemli hale geliyor. Demirtaş, özellikle gençler arasında çok popüler ve “AKP’nin ayak diremelerine” karşı bir moral nokta olarak öne çıkıyor. 

HDP’NİN ‘SAĞI’ VE ‘SOLU’…

Kentte başlıca iki partinin etkinliği var. HDP/DBP ve AKP. Üçüncü sırada ise Hüda-Par geliyor. Ancak HDP’nin aktivizmi ve sandıkta yüzde 60’lara varan sayısal üstünlüğü, onu diğerleriyle rekabet halindeki bir partiden çok, yaygın bir siyaset zeminine dönüştürüyor. HDP/DBP, kendi ‘sağ’ ve ‘sol’ siyasi mecralarına sahip bir yelpaze gibi. Daha geleneksel, dindar, milliyetçi ve hatta muhafazakar, yani bir nevi ‘sağ’ olarak adlandırılabilecek kesimler de; sosyal demokrat, sosyalist, devrimciler de Kürt siyasetinin içinde kendilerini ifade ve temsil edebiliyor. “Kürt siyasal hareketinin bölgenin CHP’si olduğu” tezi bu haliyle ‘yarım bir doğru’yu ifade ediyor. CHP’nin temsil ettiği yerin yanı sıra ‘yelpaze’nin diğer noktaları da bu bir tür ‘ulusal zemin’e dönüşmüş olan hareket tarafından kapsanıyor.