'Doğum izni süresi uzatılsın'

'Doğum izni süresi uzatılsın'
'Doğum izni süresi uzatılsın'
Tasavvuf düşünürü Ömer Tuğrul İnançer'in sözleri ile gündeme gelen hamile kadınlar, doğum izni süresinin uzatılmasını istiyor.
Haber: AKANDA TAŞTEKİN / Arşivi

Tasavvuf düşünürü ve avukat Ömer Tuğrul İnançer’in TRT’de yayımlanan ‘Ramazan Sevinci’ programında hamile kadınlar için söylediği “Böyle karınla sokakta gezilmez, estetik değil. 7-8 aydan sonra anne adayı beyinin otomobiline biner, biraz dolaşır” sözlerine hamile kadınlar tepki gösterdi. Sağlık açısından hamileliğin özellikle son aylarında aktif olmanın yararına vurgu yapan hamileler, İnançer’in sözlerine “Mutluyuz, gururluyuz ve sokaktayız” diye cevap verdi. Hamile kadınlar, “Nerelerde görünmemiz gerektiğinden çok, doğum iznini ve diğer haklarımızla ilgilensinler” çağrısında da bulunup şunları dile getirdiler...
Gülşah İnce
Gazeteci

Çocuk doğurmak gibi bir mucize bize bahşedilmişken kadınlar için gezmek nasıl estetiği bozar, nasıl ahlaka aykırı olur inanmak mümkün değil. Çalışan biriyim ve bu kesinlikle zor. Özellikle doğum izinlerinin bu kadar kısa olduğunu düşünecek olursak. Çalışıp izne çıktığı günün sabahı doğum yapan arkadaşlarımı biliyorum. Bilemedim ne yapsak, çıkmasak mı sokağa? Konuşmada, “Biraz hava almak için beyinin aracıyla ya da akşam karanlık çöktükten sonradışarı çıkabilir” şeklindeki cümleler de rahatsız edici. Zombi miyiz biz karanlık çöktükten sonra dışarı çıkalım?
Ceren Akardaş
Halkla ilişkiler uzmanı

İnsan böyle sözleri duyunca üzülüyor. Zaten hamilelik sürecinde bir sürü sıkıntı yaşıyoruz. Bir de böyle söylemler tuz biber oluyor. Halmilelik sürecinde fizyolojiler de düşünceler de değişiyor. Pek çok önemsemediğin şey bir anda önem kazanıyor. Kaldı ki her gün işe gidip akşam eve dönmek zorundayım, çalışan biriyim. Sürekli dışarıda olan biriyim ve söylemeliyim ki asla da eve girmeyi düşünmüyorum. Hamileler gezmez, temiz hava almazsa, dışarıda olmazlarsa asıl sorun başlar. O bebeğin oksijene ihtiyacı var.
Fulya Özgel Yılmaz
Reklam müdürü

Hamileliğin 34. haftasında olan ve ikiz bebek bekleyen bir anne adayıyım. Çalışmak, insanı bedenen ve zihnen dinç tutarken sosyal anlamda da doygunluk sağlıyor. Anne adayının hareket kabiliyetinin kısıtlandığı ve hormonal olarak hissettiği değişimlerin daha fazla olduğu özellikle son 2 ayda, iş yaşamında aktif rol almasının psikolojik olarak çok önemli olduğunu düşünüyorum. Düşünmek, paylaşmak, katkıda bulunmak, üretmek insanı her dönemde olduğu gibi bu dönemde de iyi hissettiriyor. Kaldı ki doğum izni ikiz bebekler için verilen sadece 2 haftalık ek izin süresi ile 4.5 ay gibi kısa bir süre bebeklerimle beraber geçireceğim ve ruhsal ve fiziksel olarak gelişimlerini sağlayacağım süre olarak veriliyorsa, ben doğumdan 2 ay önce izne ayrılıp doğumdan sadece 2.5 ay sonra çalışma hayatına dönmek kesinlikle istemeyeceğim. Nerelerde görünmemiz gerektiğinden çok kadını daha uygun zamanlamayla iş hayatına katan düzenlemelerle daha yakından ilgilenilmesini düşünüyorum. İnsan, kadın haklarını bir kenara atın, ayrıca gebelik döneminde yürüyüşün, hareketin, mutluluğun, uygun saatlerde güneş alımının yüksek faydalarını göz ardı edip, bu dönemde göz önünde olmanın teşhircilik olarak nitelendirilmesi beni gerçekten düşündürüyor. Kadının çevreden çok etkilendiği bu dönemler için yorum yapılırken daha dikkatli olunması gerekiyor.
Serpil Seçen Akdeniz
Marka müdürü

6 aylık hamileyim. İnançer’in söylediklerini izledim ve gerçekten çok sinirlendim. Ama “annelik kutsaldır” gibi bir yaklaşımda bulunmayacağım ve başka bir bakış açısıyla anlatmaya çalışıyor olacağım. Açıkçası videonun altına yazılan yorumlar beni daha çok korkuttu ve karamsarlığa itti. Konuyu İslamiyete bağlayanlar mı istersiniz, kadının mahremiyetine ve ahlakına tarif yapanlar mı, kocasının dizinin dibini statüsü olarak anlatan kadınlar ve erkekler mi istersiniz, kimler yok ki.Temeldeki ‘insan olma ve dili, dini, ırkı, kültürü ne olursa olsun hoşgörü gösterme’ içi boşaltılmış kavramlar haline geldi, anlamlarını yitirdi. Ömer Bey’in kafasındaki kadın modelini bilmem. Nasıl bir çağdan, nasıl bir dünyadan sesleniyor bize? Kadın olarak biz yaşama katılmak ve hayatı devam ettirmek için sokaklardayız. Etrafımdaki diğer hamile arkadaşlarımla da konuşuyorum, hamilelik döneminde çalışmak hiçbirimizi zorlamış değil. Sağlık probleminiz yoksa hamilelik bir kadının en keyifli dönemi ve bunu etrafınızdakilerle iletişim kurarak geçirmek istiyorsunuz. Ama hepimizin ortak kaygısı, doğum sonrası çocuğumuzdan çok erken ayrılıyor olmak. O nedenle son ana kadar çalışıp, kanuni izin hakkımızı doğum sonrasına saklamak neredeyse yeni annelerin felsefesi olmuş durumda.