Doğuştan yayın yönetmeni!

Konuk genel yayın yönetmeni Sezen Aksu öylesine hazırlıklı gelmişti ki, Radikal çalışanlarının gönüllerini bir kez daha fethetti. Gündemleri dinledikten sonra sazı eline aldı, nasıl bir gazete istediğini anlattı. Ardından hazırladığı haberleri, yaptığı söyleşiyi ve çektiği fotoğrafları gösterdi. Dizüstü bilgisayarını açıp yaptığı birinci sayfayı da gösterince toplantı masasında herkesin ağzı açık kaldı.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Sezen Aksu, genel yayın yönetmeni olarak gelmeden günler önce, haber ve istatistik bilgi istekleri Radikal'e ulaşmıştı. Ancak hiç kimse bu kadar hazırlıklı olmasını beklemiyordu. Aksu, uzmanlardan aldığı yazılar, istatistiki bilgiler, dokümanlar ve fotoğraflarla gelmişti. Sadece gazetenin genel yayın yönetmeni değil, söyleşi yapan muhabiri, köşe yazarı, 'belge getirdim' diyen araştırmacısı oldu. Ancak dizüstü bilgisayarını editörlere çevirip utangaç ifadeyle "Bakın ben sayfa düzenini de yaptım..." dedikten sonra 'Eyvah meslek elden gidiyor' kaygısı sarmıştı herkesi.
Önceki gün Radikal gazetesinin yazıişleri masasının başında Sezen Aksu oturuyordu. Saat 10.30'du ve servis şefleriyle editörler, gündem toplantısı için hazırdı. Milyonlarca insana şarkılar söyleyen sanatçının gazete yönetirken heyecanlanacağı kimsenin aklına gelmemişti.
Erciyes'in Berger'i yine elde kaldı
Gazetenin servisleri de bu titizliğe hakkını veren gündemlerini hazırlamıştı. İlk sözü yaşam servisi aldı. Kültür sanat editörü Cem Erciyes ise müzik haberlerinin yoğun olduğu gündemini okuyunca "Sezen hanım var diye mi bu haberler?" iğnelemesine maruz kaldı. "Pazar günleri müzik sayfası var" açıklaması inandırıcı bulundu. Erciyes'in son hamlesi Radikal çalışanları için tanıdıktı. "Sezen hanım çok iyi bir söyleşimiz var. John Berger'le özel röportaj yaptık" dedi. Erciyes geçen hafta aynı taktiği Orhan Pamuk'a uygulamış ama sonuç alamamıştı. Herkes güldü ve Mahmut Hamsici'nin güzel söyleşisi, daha kaç ünlü görecek acaba diye sormaktan kendini alamadı?
Oyakbank satışıyla ilgili özel haberlerini anlatırken ekonomi müdürü Ruhi Sanyer'i ateş bastı. Durumu fark eden Sezen Aksu, "Bunun çözümü bende var" diyerek, çantasından çıkardığı el vantilatörünü Sanyer'e verdi. Aksu, bir mini vantilatör koleksiyonu olduğunu da söyledi.
İstihbarattan 'hat trick'
Bir günlük genel yayın yönetmeni istihbarat servisi gündemindeki haberlerden etkilendi. Kadın hakları haberi, Aksu'nun hazırlamak istediği gazetenin içeriğine uygundu. İstihbarat şefi Metin Yener, hayvansever olduğu bilinen Aksu'ya Bebek'te kaybolan bir köpeğin haberini sundu. Aksu, ilgiyle dinledi. 'Ben tanıyorum o köpeği. Bebek'te herkes onu severdi" dedi. Bir engellinin günlük yaşamdaki sorunlarının anlatıldığı haber de kullanılacaktı. İstihbarat üç haberi garantilemişti. 'Hat trick' yapan Yener'in yüzünde 'Hadi Gülümse' şarkısını hatırlatan bir ifade vardı.
Haber merkezi'nin Türkiye'den derlediği haberlerle gündemler bitti. Sezen Aksu, bütün servislerin gündemlerini yüzünde sıcak bir gülümsemeyle dinledi, fazla yorum yapmadı. Ama bunun fırtına öncesi sessizlik olduğunu kimse tahmin edemezdi.
Başyazı da hazırdı
Aksu, kendi hazırlıklarını anlatmaya başladı. Gazetede Türkiye'nin beş ana sorununu işlemek istiyordu. Kadın, çocuk, hayvan, engelli ve çevre konularında çalışma yaptığını anlattı. Bu içerikteki 'başyazısı' da hazırdı. Küresel ısınma konusunda Ömer Madra'dan bir makale getirmişti.
Aksu, kadın konusunda Sabiha Tansuğ'la Radikal için söyleşi de yapmış, temel sorun olarak gördüğü çocuk hakları konusunda da çalışmıştı. 1929'da 4 bin çocuğun TBMM'den taleplerini içeren belgeyi verdi, haberleştirilmesini istedi. Engelli sorunları konusunda önceden Şafak Pavey'den aldığı yazı Radikal İki'de basılmıştı. Aksu, "Engellilerin sayısı bile tam olarak bilinmiyor, bu konuda haber hazırlayabiliriz" dedi.
Hayvan hakları sayfasında 'Hayvan Hakları Beyannamesi'nin' yer almasını istedi. Aksu herkesi şaşırtmıştı. Böylesine kapsamlı bir hazırlığı kimse beklemiyordu. Söyleşinin fotoğraflarını bile göstermişti.
Aksu'nun telaşı
Sabah toplantısının sonunda onlarca haber, sınırlı sayıda gazete sayfası vardı. Aksu ilk defa heyecanını dışavurdu: "Kafam karıştı. Bütün bu haberlerle kafamı nasıl toplayacağım. Gazete nasıl çıkacak" dedi. İsmet Berkan rahatlatmaya çalıştı: "Her gün bir gazete çıkar." Aksu ikna olmamıştı. "Canım mesleğim. Sokakta yürüyememek filan boşmuş. Bundan sonra nankörlük yapmayacağım. Şarkı söylemeye dönmek istiyorum" diyordu. Toplantı boyunca mini vantilatörüne kendini kaptırarak gündemden kopan Ruhi Sanyer, atmosferi yumuşattı: "Sezen hanım, bu Erke'yle mi çalışıyor, pilli mi?"
Daha sonra Sezen Aksu, yazılarını yazmak için genel yayın yönetmeni odasına çekildi. Ve öğle toplantısı saati geldi. Toplantıya Aksu'nun köpeği Cano da katıldı. Dış haberler gündeminde Suat Taşpınar'ın Moskova'dan gönderdiği köşe yazısı vardı. Orhan Pamuk yönetimindeki Radikal'de köşe yazısı kullanılamayan Taşpınar, bu kez köşeyi garantiye alma çabasındaydı: 'Masum değiliz hiç birimiz; Ne Moskova ne de biz.' Yazıyı gönderdiği e-mail'e şu notu düşmüştü: "Şansım olsun diye başlığı bile ona atfettim. Bu hafta da yazıyı sokamazsak okul gazetesinde yazmaya başlayacağım."
Cano'nun dansı
Diğer gündemler okunurken Doğan Medya Center'da düzenlenen bir etkinliğin müziği toplantı masasına kadar ulaşıyordu. Müzik sesinin gelmesiyle birlikte sırt üstü yere uzanan Cano dans etmeye başladı. Cano'yu şovuna devam etmesi için destekleyen Aksu, 'Çakkıdı' şarkısını mırıldandı. Gündemin diğer başlıkları aktarıldıktan sonra Sezen Aksu, "Biz bir şey hazırladık ama..." dedi. Dizüstü bilgisayarını çevirdi. Radikal'in birinci sayfası ekrandaydı.
Pamuk'un genel yayın yönetmenliği'nin ardından 'meslek elden gidiyor' tartışması başlamıştı. İsmet Berkan, "Geçen hafta sadece ben işsiz kalıyordum, bu hafta görsel yönetmen Metin Öztürk de gidiyor" dedi. Haber müdür yardımcısı Ertuğrul Mavioğlu, "Keşke bütün genel yayın yönetmenleri birinci sayfayı evlerinde yapıp getirse" yorumu gülüşmelere neden oldu.
Behiç Aşçı'yı unutmadı
Sezen Aksu, F tipi cezaevlerinde koşulların iyileştirilmesi için ölüm orucunda olan avukat Behiç Aşçı'ya sayfalarda yer verilmesini istedi. "Bir fotoğrafını koyalım, onu hiç kimse dinlemediği için ölüme gittiğini anlatan bir yazı yazacağım" dedi.
Sezen Aksu, hayvan hakları sayfasını hazırlarken yakın zamanda kendi yaşadıklarını anlattı. Oğlunun köpeği öldürülmüştü. Aksu, "Evin bahçesine zehirli et attılar. Mithat Can'ın oğlu gibiydi, öldü. Biz bu olayın peşine düştük. Bu tür çok sayıda vaka olduğunu gördük. Sanki bu canilik için bir ekip çıkıyor, dolaşıyor" dedi. Öğlen toplantısı biterken bilgisayarın başında gazetenin manşetini söyledi: 'Türkiye'nin beş ayıbı.'
Şinanay da Vardan şinanay
Spor servisinin yanından geçerken bilgisayar ekranındaki sayfayı gördü. Beşiktaş basketbol takımının son saniye basketiyle maçı kazanmasının başlığı, 'Kartal'dan son saniyede 'şinanay'dı. Sezen Aksu gülüp
omuzuna dokunduktan sonra spor servisi şefi Uğur Vardan da Şinanay olmuştu.
Baskı saati yaklaşırken sayfaları inceledi. Gazetenin birinci sayfasındaki çocuk fotoğraflarını, "Işık çok güzel, çocukların gözleri ışıldıyor" diyerek seçti.
Gazeteyi onayladıktan sonra Radikal çalışanlarıyla objektife poz verdi. Gazeteyi gece ekibine devrederken "Benim için unutulmaz bir hatıra oldu. Her şey için teşekkürler. Sizi mahcup etmemek için bütün gece ettahiyatü okuyacağım" dedi.
Yazıişleri müdür yardımcısı Hakan Çelenk, Aksu'ya "Telefonunuz açık olur mu? Önemli bir olay olur da gazetenin değişmesi gerekirse gece ekibi sizi arayacak" dedi. Manalı bir şekilde "Tabii tabii..." diyen Minik Serçe'nin adımlarının hızlanması dikkatlerden kaçmadı. Ve akşam olmuş Sezen Aksu gidiyordu. O giderken akılda yine ondan kalan dizeler vardı: "git... git... / git... me kal / ne olursun..."