'Doktor Zere'ye dağda kaç kişi öldürdün dedi'

'Doktor Zere'ye dağda kaç kişi öldürdün dedi'
'Doktor Zere'ye dağda kaç kişi öldürdün dedi'

KANSER hastası mahkum Güler Zere'nin serbest bırakılması için, 15 ilde AK Parti binaları önünde basın açıklaması düzenleyen bazı siyasi parti, sivil toplum kuruluşları ve sendika temsilcileri İstanbul'da da temsili kefenlerle yarım saatlik oturma eylemi yaptı

Kızının tedavi için yatırıldığı günden itibaren hastaneden ayrılmayan baba Haydar Zere, tedaviyi yürüten bir doktorun Güler Zere'ye "Dağda kaç kişiyi öldürdün? Dışarıda olsaydın çok sayıda cana kıyacaktın" dediğini duyduğunu, bu konuda da avukatlarının suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.





Güler Zere’nin arkadaşı olan ve Antakya’dan gelip, yanında refakatçi kalan Sevil Arıcı, doktorun hasta hükümlüyle diyaloguna bizzat şahit olduğunu öne sürerek, “15-20 gün önce bu olay yaşandı. O sırada Güler Zere’nin tedavisi KBB tarafından yürütülüyordu. Onkolojiden bir doktor geldi. Güler’in hasta kağıdına baktı, inceledi, sonra yüzüne dönüp, ‘Nasıl kıydın bu kadar insana? Dışarıda olsaydın Allah bilir kaç kişiyi öldürecektin’ dedi. Kanser hastası bir kişiye böyle denir mi? Şimdi de aynı doktor Güler’in tedavisini yürütüyor. Ancak konuştuğu gibi tepkili değil. Bakmaya başladığında farklı bir tavrı vardı. Şimdi çok iyi davranıyor. Davranışı değişmesine karşılık ilk baştaki tepkili konuşması zihinde kaldı. İlk baştan iyi davranmalıydı” dedi.


'ARTIK CENAZESİNİ BEKLİYORUM'

Zere'nin cezasının tecil edilmesi isteği nedeniyle beklenen Adli Tıp Genel Kurulu raporu hala çıkmadığı için hastane mahkum koğuşunda bulunan Zere'nin babası Haydar Zere, ümidinin kalmadığını belirtip, "Artık çocuğumun cenazesini alıp, gitmeyi bekliyorum. Bana sağ vermelerinden artık ümidim kesildi" dedi. Ailenin avukatı Taylan Tanay da, "Göz göre göre cinayet işleniyor. Yaşam hakkı ihlal ediliyor" diye tepki gösterdi.
Türk Tabipler Birliği Kanser Danışma Kurulu'nun 26 Ekim'de yayınladığı raporda 'huzuru ve vedalaşma hakkı tanınması için serbest bırakılması' istenen Güler Zere Elbistan Cezaevi'nde kalırken, 11 Eylül 2008'de rahatsızlanıp, dişindeki apse üzerine hastaneye götürülmüş, ağız kanseri olduğu anlaşılmıştı. Acil ameliyat sonucu damağının büyük kısmı alınıp, ikinci ameliyat kararı verilen Zere, avukatının girişimleriyle Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'ne sevk edildi. Tedavi yürütülürken, avukatları, Zere'nin iyileşinceye kadar infazının ertelenmesi talebinde bulundu. Ancak, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan istenen raporun hala gelmemesi nedeniyle Zere'nin infazının ertelenmesi gecikti.

107 GÜNDÜR RAPOR BEKLENİYOR
Zere'nin avukatı Taylan Tanay, cezanın ertelenmesi için Adli Tıp Genel Kurulu'na 17 Temmuz'da başvurduklarını belirterek, şöyle dedi:
"O günden bugüne 107 gündür olumlu veya olumsuz rapor verilmedi. Daha önce, Güler Zere'nin radyo terapi gördükten sonra hastalığının tekrar nüksedip nüksetmediğine dair rapor isteniyordu. Buna da gerek kalmadı. Çünkü, radyo terapi gördükten sonra 3'üncü kez ameliyat oldu. Boğazının sol tarafından ameliyat olunca, bu rapora gerek kalmadı. Bu kez epikriz raporunu istediler. Türk Tabipler Birliği Kanser Danışma Kurulu 26 Ekim'de rapor yayınladı. Bu raporla, Güler Zere için, huzur ve vedalaşma hakkı tanınması için serbest bırakılması istendi. Zere'nin sağlıkta geri dönülemez noktada olduğu belirtildi. Bu rapor hazırlanırken, kurul, epikriz raporlarından faydalandı. Bağımsız kuruluşun, hekim örgütünün çok rahat ulaştığı epikriz raporlarına kamunun yetkisini kullanan Adli Tıp Kurumu'nun ulaşamaması kötü niyetle açıklanabilir."
2004'te Türk Ceza Kanunu ve hukuk mevzuatında yapılan değişikliklerde, tebligat usullerinin de değiştiğini, faks, e-posta yoluyla da belgelerin elde edilmesinin mümkün hale getirildiğini hatırlatan Av. Tanay, buna rağmen istenilen belgenin ellerine ulaşmadığını, bürokratik gerekçeler öne sürülerek karar verilmediğini söyledi.

'ZERE GERİ DÖNÜLEMEZ NOKTADA' 

Türk Tabipler Birliği Kanser Danışma Kurulu'nun Zere'nin durumuyla ilgili 2 kez rapor yayınladığını kaydeden Tanay, "İlk rapor 26 Ağustos'taydı. O zaman, Güler Zere'nin iyileşmesi için serbest bırakılması isteniyor, 'Eğer Güler Zere serbest bırakılmazsa yaşamını yitirir' deniyordu. 26 Ekim'deki raporda ise sağlıkta artık geri dönülemez noktada olduğu dile getirildi. Zere için 'huzur ve vedalaşma hakkı tanınması için serbest bırakın' denildi. 2 ayda 2 rapor yayınlanırken, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan hala rapor yok. Bu göz göre göre cinayettir. Yaşama hakkının kasten ihlal edilmesidir. Bir insanın yaşamını ortadan kaldırmaya kasten teşebbüs etmesidir. Bu nedenle Adli Tıp Genel Kurulu'nun tamamı hekim olan 42 üyesi hakkında suç duyurusunda bulunduk. Kanser hastalığı zamanla yarışır. Vaktinde müdahale etmezseniz insan yaşamını ortadan kaldırır. Burada olası kasıt var. Tamamının cezalandırılmasını istiyoruz. Güler Zere yaşayan ölüdür. 40 kilodur, gözleri görmemektedir, kulakları duymamaktadır" diye konuştu.

ANNE VE BABADAN ZİYARET 

Balcalı Hastanesi'ndeki mahkum servisinde tedavisi süren Güler Zere'nin, hastanede bulunduğu süre içerisinde ancak tek tek ziyaret edebilen babası Haydar Zere ve annesi Güllü Zere, bugün ilk kez birlikte ziyaret izni aldı. Cezaevi Cumhuriyet Savcılığı'ndan alınan izinle hastaneye gelen Zere çifti, kızlarının bırakılmasıyla ilgili gelişme olmamasına isyan etti. Kızının sağlık durumunun her gün kötüye gittiğini, serumla beslendiğini belirten baba Haydar Zere, "40 kilonun altına düştü. Savcılık annesiyle bana ilk kez birlikte görüş için izin verdi. 20 dakika görüştük" dedi. Kızının cezasının tecili ve bırakılmasının Adli Tıp Genel Kurulu'nca engellendiğini, sürekli rapor istendiğini, ancak, somut bir karar verilmediğinden yakınan baba Zere, şunları söyledi:
"Bir çuval rapor gönderdik. Biz buradaki doktorlardan rapor istemekten utanır hale geldik. Sürekli 'belge eksik' diyorlar. Adli tıpta tıkanıp, kalıyor. Çıkarmak istemiyorlar, öldürmek istiyorlar. İşin gerçeği bu. Avukatlarımız uğraşıyor, biz uğraşıyoruz. En son yine rapor istediler. Yine gönderdik. Ameliyat oldu, yine rapor gönderdik. Adli Tıp yine bir mana buldu. Son istedikleri eksik denilen bir evrakı da arkadaşlarımız tamamladı. O evrak da teslim edildi. Ama sonuç yok. Çıkarmamak için, engellemek için uğraşıyorlar. Yolunu açmamak için tıkıyorlar. Adli tıpta ilk işlememizden itibaren onların tavrı belli olmuştu. Önümüzü tıkamışlardı. Aynı tavrı devam ettiriyorlar. Benim Adli Tıp'a inancım kalmadı. Bu çocuğu resmen öldürmek istiyorlar. Dünyanın gözü önünde öldürmeye çalışıyorlar. Ben de artık burada çocuğumun cenazesini alıp, gitmeyi bekliyorum. Bana sağ vermelerinden artık ümidim kesildi. Bir ailenin böyle acı çekmesi dünyada yapılabilecek en büyük işkencedir. Ben tüm hasta tutsaklarının aileleri adına konuşuyorum. Onlar da aynı durumdalar. Bu aileye en büyük işkence. Kimse böyle bir acı çekmemeli."


2 ziyaret, 2 yorum

GÜLER Zere'yi, tedavi gördüğü mahkum servisinde, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı AKP Mersin Milletvekili Zafer Üskül 7 Ağustos'ta, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin de 2 Kasım'da ziyaret etti. Her iki milletvekilinin ziyaretler sonrası açıklamaları şöyle:

ZAFER ÜSKÜL (AKP Mersin Milletvekili) : Gerçeklerin farklı bir biçimde yansıtılmasının hiç kimseye bir yararının olmayacağını düşünüyorum. Zere'nin kaldığı mahkum koğuşu zemin kattadır. Aynı katta yanık ünitesi, özel hasta muayenehaneleri bulunmaktadır. Zemin katta yoğun bir insan trafiği vardır. Normal hastalara yapılan tüm işlemler Zere ve diğer mahkumlar için yapılmaktadır. Zere'nin tedavisiyle ilgili gerekenler yapılmaktadır. Kendisinin şubat ayından beri hastanede doktorların gözetimi altında olması tedavinin yapılması açısından uygun koşullar yaratıyor. Aksi takdirde her gün dışarıya çıkıp buraya ışın tedavisi alması gerekirdi. Burada yatıyor olması tedaviyi kolaylaştırıyor. Güler Zere olayı, basında çok gündeme getirildi ama aynı hastanede hemen karşı koğuşta ondan çok daha kötü durumda bir hasta yatıyor. Adı Eyüp Coşkun 45 yaşında bir erkek, beyin tümörü var. Ameliyat edilemiyor. Işın tedavisi ve kemoterapi yapılıyor. Kendisi tam bilinçli değil. Dolayısıyla belki onun durumu öbüründen çok daha ağır. Onun infazının ertelenmesi çok daha acil sayılabilir.

AHMET ERSİN (CHP İzmir Milletvekili) : Suç işleyen herkes elbette bunun karşılığı olan cezayı çekmelidir. Ama acımasız, vahşi infaz çağın çok çok gerisinde kaldı. Yaşamı artık sınırlı olan Güler Zere'nin infazının aynı koşullarda, sanki hiçbir şey yokmuş gibi devam ettirilmesi bana göre insan haklarına aykırıdır. Yani bu koşullarda mutlaka infazın mutlaka ertelenmesi, hattı Cumhurbaşkanlığının af yetkisini kullanması lazım. Aksi takdirde endişem odur ki, Güler Zere'nin sonunda tabutu tahliye edilecek. Bu da insan olarak hepimizi elbette üzer. Umarım böyle bir sonuçla karşılaşmadan önce yetkililer akıllarını başlarına alır ve bu drama, bir insanın çektiği acılara son vermenin bir yolunu bulur. Son günlerinde ailesiyle birlikte yaşaması için gerekli önlemleri alırlar.


Müebbet hapse çarptırılmıştı

1995'TE Tunceli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince yakalanan DHKP-C üyesi Güler Zere, Malatya 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 'Anayasal düzeni değiştirme' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yasa gereği 34 yıl hapis yatacak olan Zere'nin 1993'te Tunceli'de 2 kişinin öldürülmesi, 1 emniyet bekçisinin şehit edilmesi, askeri konvoya ve jandarma karakoluna silahlı saldırı eylemlerine aktif katıldığı, 1994'te yine Tunceli'de 3 askerin şehit edilmesi, 7 kişinin öldürülmesi, Ulukaya Köyü'nün yakılması ile 2 silahlı çatışma olaylarında bulunduğu saptandı. Yakalandığı 1995'te de bir kişinin öldürülmesi, 5 kişinin kaçırılması, Hozat İlçe Jandarma Komutanlığı'na saldırı olaylarına katıldığı ileri sürülen Zere, kaldığı Elbistan Cezaevi'nde rahatsızlandı. 11 Eylül 2008'de dişindeki apse üzerine götürüldüğü hastanede ağız kanseri olduğu anlaşılan Zere'nin acil ameliyat sonucu damağının büyük kısmı alınıp, ikinci ameliyat kararı verildi. Hastanenin mahkum koğuşunda yer olmadığı için cezaevine gönderilen Zere, avukatının girişimleriyle Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'ne sevk edilip, 3 Haziran 2009'da ikinci ameliyat geçirdi. Tedavisi sürerken avukatları Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurup, iyileşinceye kadar infazının ertelenmesi talebinde bulundu. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı, 22 Haziran 2009'da "Radyoterapi de içerecek yoğun ve ağır bir tedavi gerekebileceğinden bu koşulların sağlanabileceği bir sağlık kuruluşunda tedavi ihtiyacı olduğu, cezaevi koşullarında bu bakım ve tedavinin sağlıklı olarak yerine getirilmesinin mümkün olamayacağı, bu nedenlerle iyileşinceye kadar hapis cezası infazının ertelenmesinin uygun olacağı kanaatini bildiren" rapor düzenledi. Aynı anabilim dalının 2 Temmuz 2009 tarihli ikinci raporunda Zere'nin mevcut hastalığı nedeniyle hastanelerin mahkumlarına ayrılan bölümlerinde dahi hapis cezasının infazının hayatı için kesin tehlike arz ettiği' belirtildi. Bu raporun onayı için Zere, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 5 Temmuz 2009'da ambulansla İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Burada muayene ettirilen Zere'nin cezasının teciline gerek olmadığı yönünde rapor verildi. Zere'nin avukatları bu kez 17 Temmuz'da cezanın ertelenmesi için Adli Tıp Genel Kurulu'na başvurdu. Bu kuruldan ise herhangi bir rapor verilmeyince sonuç alınamadı. 


Cumhurbaşkanı Gül: Zere’nin durumuyla ilgili önüme gelen bir şey yok

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, tutuklu bulunduğu Kahramanmaraş'ın Elbistan İlçesi'ndeki cezaevinde ağız kanseri teşhisi konulan DHKP-C'li Güler Zere'nin durumuna ilişkin bir soru üzerine “Buna duyarsız kalamayız” dedi. Cumhurbaşkanı Gül, “Kamuoyunda yanlış bir algılama var. Cumhurbaşkanı istediği kişiyi affedebilir, istediği kişiyi affetmez, böyle bir şey yok. Cumhurbaşkanının görevleri bellidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Gül, Slovakya'da Zere'nin durumuna ilişkin soruları yanıtladı. Gül, “Böyle durumlarda Cumhurbaşkanının önüne doktor raporu gelir” dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, DHKP-C örgütüne üye olduğu gerekçesiyle 34 yıl hapis cezasına çarptırılan ve 14 yıldan bu yana Kahramanmaraş'ın Elbistan İlçesi'ndeki cezaevinde tutulurken ağız içi ve boyun kanserine yakalanan ve Adana'da tedavisi süren 37 yaşındaki Güler Zere'nin durumuna ilişkin sorular üzerine şöyle konuştu:
“Bazı sivil toplum örgütleri ve milletvekilleri konuya ilişkin başvurdu, incelettim. Adli Tıp ‘bana müracaat edilmiyor’ diyor. Normal kanunların yasaların söylediği şekilde bir müracaat ve talep söz konusu değil. Kanunlara göre kendilerinin müracaatı olacak, Adli Tıp onu değerlendirecek. Onlar, Adalet Bakanı'na gönderiyorlar. O da bize gelecek.”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Adli Tıp Kurumu'nun Zere'nin durumu geciktirdiğine ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine, “Adli Tıp'ın geciktirmesi değil. ‘Bana müracaat edilmiyor' deniliyor. Normal kanunlarının söylediği şekilde bir talep söz konusu olmadığı için yürümüyor. Ben bu şekilde telkinlerde bulundum. Bu konular bir kurumun onayıyla gelmezse sizin önünüze, suistimale açık olur.”