Dokunulmaz eş!

Eski polis olan eşinden ayrılmak isteyince defalarca dayak yediğini söyleyen Mürvet Canpolat "Ne mahkeme kararı ne de polis beni koruyamıyor" diye konuştu.
Haber: ULAŞ YILDIZ / Arşivi

İSTANBUL - Maslak'ta bir lokanta işleten Mürvet Canpolat, emekli polis olan eşi Mustafa Canpolat'tan ayrılmaya isteyince başına gelmeyen kalmadı. Lokantasında müşterilerinin önünde defalarca koca dayağı yediğini söyleyen Mürvet Canpolat, "Bana zarar vermemesi için mahkeme tedbir kararı aldı. Bu karara rağmen beni dövüyor. Beni koruyacak hibir şey yok" diyor.
Mürvet Canpolat, 1986 yılında, o dönem Eskişehir Çevik Kuvvet Müdürlüğü'nde çalışan Mustafa Canpolat'la evlendi. Tuğçe isimli bir kız çocukları oldu. Beşiktaş Emniyet Müdür Yardımcılığı ve Güngören Emniyet Müdür Yardımcılığı yapan Mustafa Canpolat ile eşi arasında şiddetli geçimsizlik başladı. Eşinin şiddeti bir alışkanlık haline getirdiğini öne süren Mürvet Canpolat, "Bunalmıştım. Kumar gibi kötü alışkanlıkları vardı. Kızımın gözü önünde sürekli beni dövüyordu" diyor.
Evden biraz uzaklaşmak için 1998'de özel bir şirkette işe başlayan Mürvet Canpolat, 2002'de önce bir ortakla daha sonrada tek başına Maslak'taki Nazmi Akbacı Ticaret Merkezi'nde 'Çeşni' isminde bir lokanta açtı.
'Zorla eve yerleşti'
Mustafa Canpolat ise bu sırada Kırşehir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne atandı. Mürvet Canpolat kızı Tuğçe'yle İstanbul'da kaldı. Bir süre sonra eşinden ayrılmaya karar vererek kızıyla başka bir eve taşındığını söyleyen Canpolat, emekliye ayrılarak İstanbul'a dönen eşinin zorla eve yerleştiğini
anlattı:
"Yaklaşık bir sene anlaşma yoluna çalıştım. İdare ettim. 2003 Ağustos ayında lokantaya geldi. Benden para istedi. Ben de kasada az miktarda para olduğunu söyleyince bana vurdu. Olaya garsonlar müdahale etti. Garson arkadaşa önce bıçak çekti. Sonra da beylik tabancasını. Yanımda çalışanlar silahı elinden aldı. Eşim lokantadan çıkıp bizi karakola şikâyet etti. O geceyi nezarethanede geçirdik. Bu sırada eşim evdeki tüm eşyaları alıp gitti. Beylik tabancasına ise savcılık el koydu."
'Boşanırsam öldürecek'
Bu olayın ardından 16 Eylül 2003'te boşanma davası açan Mürvet Canpolat'ın anlatımına göre eşi boşandığı takdirde onu öldürecekti. Eşinin daha ilk duruşmada kendisini adliye koridorlarında dövdüğünü anlatan Mürvet Canpolat, olayların gelişimini şöyle dile getirdi: "Dava için tuttuğum her avukatı tehditlerle yıldırdı. Olaya müdahale eden polisleri 'Eşimle ilişkisi var' diyerek şikâyet etti. Ayazağa ve Tarabya Karakol amirlerleri bu nedenle soruşturma geçirdi. Fotoğrafımı pornografik fotoğraflara montajlayarak şantajda bulundu. Çevremde herkesi ölümle tehdit etti. Alışveriş yaptığım manav bile korkudan bana mal vermemeye başladı. Ben de bunun üzerine 'aile mahkemesi'nde dava açtım."
Emekli polis eşinin sık sık yanında adamlarla lokantasına gelip masaları ters çevirip, tehditler yağdırdığını söyleyen Mürvet Canpolat, "Şubat 2004'de yanında 10-15 adamla lokantaya geldi. Hep müşterinin yoğun olduğu saatlerde geliyor. Kapıyı kilitleyip silahını çekerek müşterileri ölümle tehdit etti. Bu sırada müşteriler kaçıştı. Daha sonra masaları dağıtıp camları kırdı. Olay yerine gelen polis ise yakalayıp tutuklamak yerine sadece uzaklaştırmaya çalıştı" diye konuştu.
'Beni koruyan yok'
Aile mahkemesine açılan dava 1 Mart 2004 tarihinde sonuçlandı. Emekli polisin 'eşi ve ya çocuklarına karşı şiddete ve ya korkuya yönelik davranışlarda bulunması, eşyalara zarar vermesi, telefonlarla rahatsız etmesi, eşinin ve çocuklarının bulundu ev ve işyerine yaklaştığı takdirde' tutuklanmasına karar verildi. Ancak bu tedbir kararına rağmen eşinin 9 Mayıs 2004 tarihinde lokantaya gelerek kendisini hastenelik ettiğini anlatan Canpolat, şöyle devam etti:
"Son saldırıdan sonra Maslak Şehit Mürvet Akpınar Karakolu'nu arayarak telefonla suçu üstlenip, karakol amirine ifade vermiş. Ama hâlâ dışarıda, tehditler savuruyor. Hakkında 20'ye yakın dava açtım. Suç duyurularında bulundum. Ülkü ocaklarının isimlerini kullanarak çevremdekileri de tehdit ediyor. Tedbir kararına uymadığı için tutuklanması gerekiyor. Ama ne polis ne de hukuk hiçbir şey yapamıyor. Boşanırım ama bana para ver diyor. Burası benim kızımın tek geçim kaynağı. Beni koruyacak hiçbir şey yok."