Dünya İnsan Hakları Günü: 10 Aralık

Dünya İnsan Hakları Günü: 10 Aralık
Dünya İnsan Hakları Günü: 10 Aralık
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,Dünya İnsan Hakları Günü'nde, tüm vatandaşların milletin eşit ve saygın fertleri olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tüm vatandaşların, memleketin her köşesinde, bu ülkenin tüm nimetlerinden faydalanabildiğini ifade ederek, 'Ülkemizde vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım gözetmeme ve eşitliğin insan haklarına anlam kazandıran en temel unsurlardan biri olduğu anlayışı, başta Anayasamız olmak üzere, milli mevzuatımızda açıkça benimsenmiştir'. dedi.


Cumhurbaşkanı Gül, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayımladığı mesajına, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 61. yılının kutlayarak başladı.

Birleşmiş Milletler’in çağrısıyla "Çeşitliliğin kucaklanması" ve  "Ayrımcılığa son verilmesi" hedefine vurgu yapan söz konusu yıl dönümünün, tüm dünya milletlerine, insan haklarının tartışılmaz önemini ve vazgeçilmezliğini bir kez daha hatırlattığını kaydeden Gül, uluslararası insan hakları sözleşmelerinin her türlü ayrımcılığı yasaklamasına rağmen hiçbir ülkenin bu konudaki sicilinin mükemmel olmadığı gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, mesajında şunları kaydetti:

‘Günümüzde çok sayıda insan, maalesef, çeşitli nedenlerle ayrımcılığa maruz kalmaya devam etmekte, hatta insanoğlunun yakın geçmişte büyük acılar yaşamasına sebep olan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük gibi hastalıklar tekrar nüksetme eğilimi göstermektedir. Dünyada bazı çevrelerin popülist güdülerle, insanlığın müşterek değer ve ilkeleriyle açıkça çelişen bu tarz eğilimleri körüklemeleri de bilhassa düşündürücü ve üzücüdür. Neticede, her türlü etnik-dini ayrımcılık ve aşırılıkla mücadelenin sadece bir hedef olmadığı, aksine milletlerin huzur ve refah içinde yaşamalarının temel yapı taşını teşkil ettiği her daim hatırda tutulmalıdır.


Ayrımcılıkla mücadele için öncelikle demokratik, şeffaf, sorumluluk bilincine sahip, hesap veren, hukukun üstünlüğü ilkesine gönülden bağlı olan, katılımcı ve çoğulcu yönetimler gereklidir. Bireylerin ihtiyaç ve taleplerine duyarlı davranılması, ayrımcılığın önlenmesinde ve ortadan kaldırılmasında temel öneme sahiptir. Bu hedef istikametinde, yönetimlerin yanı sıra medyaya ve sivil toplum kuruluşlarına da önemli görevler düştüğü muhakkaktır. Medya ve sivil
toplum kuruluşları, ayrımcılıkla mücadeleye yönelik girişim ve gayretlerin hayata geçirilmesinde yönetimlerin vazgeçilmez ortakları olarak benimsenmelidir."


‘Tüm vatandaşlar milletin eşit ve saygın fertleri’

Türkiye’de, kökenleri, inançları veya fikirleri ne olursa olsun tüm vatandaşların milletin eşit ve saygın fertleri olduğunu vurgulayan Gül, şöyle devam etti:

‘Millet hayatının her türlü tecellisinin ortaklarıdırlar. Modern Türkiye Cumhuriyeti bu yaklaşımı şiar edinmiştir. Zaten, çağdaş devlet anlayışında etnik, dini veya mezhep temelli hiçbir ayrıma yer yoktur. Tüm vatandaşlarımız, memleketimizin her köşesinde, bu ülkenin tüm nimetlerinde, faydalanabilmektedirler. Bireysel farklılıklarımız zenginliğimiz, ortak kimliğimiz ise gücümüzdür.

Aynı şekilde, ülkemizde vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım gözetmeme ve eşitliğin insan haklarına anlam kazandıran en temel unsurlardan biri olduğu anlayışı, başta Anayasamız olmak üzere, milli mevzuatımızda açıkça benimsenmiştir. Milletimizin doğal hasletleri arasında yer alan hoşgörü ve çeşitliliğe saygının, siyasi ve toplumsal kültürümüzün vazgeçilmez boyutu haline getirilmesi, insan hakları alanındaki ilerici ve iyileştirici düzenlemelerin
devam ettirilmesiyle mümkün olabilecektir. Devletimiz ve milletimiz bu amaca ulaşmada gerekli iradeye sahiptir.

Uluslararası camianın insan onurunun dokunulmazlığı ilkesini benimseyen üyelerinden biri sıfatıyla, büyük değer verdiğimiz bu anlamlı yıl dönümü vesilesiyle tüm vatandaşlarımızın ve dünya milletlerinin İnsan Hakları Günü’nü en kalbi duygularımla tebrik ediyor, huzurlu ve müreffeh yarınlar diliyorum.’