Duran Kalkan: Pürüz yok. Artık çekiliyoruz

Duran Kalkan: Pürüz yok. Artık çekiliyoruz
Duran Kalkan: Pürüz yok. Artık çekiliyoruz
PKK'nın Kuzey Irak'taki yöneticilerinden Duran Kalkan, çekilme konusunda bir pürüz kalmadığını ama bunu bir günlük bir iş de olmadığını söyledi.

Kuzey Irak’ta KCK Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan ile Vatan gazetesinden Ruşen Çakır görüştü. Kalkan, çekilme süreci, PKK ’nın içindeki şahin kanadın sürece bakışı, ve Öcalan konusundaki beklentileriyle ilgili önemli açılamalarda bulundu.

İşte Duran Kalkan’ın Çakır’a verdiği röportajdan bazı bölümler:

Geri çekilme noktasında herhangi bir sorun yok değil mi?
Kalkan: Yoktur, bizden yana ciddi sorun olacak bir durum yok. Fakat tabii ki koşulların oluşması, pratikleşmesi gerekiyor. Çekilme bir saatlik, bir günlük iş değil.

Daha önce “yasal güvence” gibi talepler vardı. Bu tür sorunlar bitti mi?
Kalkan: Önemli ölçüde bittiği kanaatindeyim. Bu konudaki açıklamayı birkaç gün içinde yönetim yapacak. Sanmıyorum ki sorun olsun. Fakat yönetimimizin bazı görüşleri, önerileri, talepleri olabilir.

Son dönemde sizin de dahil olduğu üst düzey yöneticilerin yaptıkları açıklamalarda hep bazı tereddütler vardı, anlaşılan bunlar kalmamış.
Kalkan: Evet, kalmadı. Aslında bizim o açıklamalarımız gerillanın ikna edilmesine dönüktü. Yıllardır oluşmuş bir sistem, bir çalışma ve mücadele var. İnsanlar oralara kolay gitmemişler, boşa gitmemişler, bir amaç uğruna gitmişler. Bunu tersine çevirmek bir anda, öyle kolay olacak bir iş değil. Bir de salt kuru bir emirle de olmuyor. Askerdirler tabii ama bir amaç uğruna mücadele ediyorlar, yani mecburi askerlik yapmıyorlar. Onları ancak Önder Öcalan ikna edebilirdi. Bu nedenle biz “İmralı’dan daha çok çağrı, mesaj gelmeli” dedik; bunlar yerine geliyor.

‘ELİMİZDE SİLAH OLMAYACAK’

Sonuçta gerillayı ikna konusunu aşmışa benziyorsunuz...
Kalkan: Başlangıç açısından öyle. Tümü ne olur, o sürece bağlı.

Bir ara “Hükümet geri çekilmeyle zaman mı kazanmak istiyor” diye özetlenebilecek kaygılar dile getiriyordunuz. Öcalan’ın son mektubuyla bu da bitti mi?
Kalkan: Yönetim olarak bu konuyu enine boyuna tartıştık. Böyle bir anlaşma olmadığını, durumun siyasi süreç değerlendirmesinden kaynaklandığını, bir görüş ve strateji belirleyerek mücadele edip birtakım şeyleri değiştirmemiz gerektiğini anladık. İmralı’dan bize gelen mesaj, verilen bilgiler bu temeldedir. Artık şunu biliyoruz: Birileri bize hazır bir şeyler vermeyecek, bizler yöntemi değiştirerek mücadele edeceğiz ve kazanacağımıza da inanıyoruz.

Anladığım kadarıyla “Hükümetin çok net bir çözüm projesi olmasa bile, biz bu süreçte, yeni yöntemlerle bir çözüm çıkartabiliriz” diyorsunuz.
Kalkan: Doğrudur. Açık söyleyeyim: Net bir proje göremiyoruz. Hiç yok da değil, bazı söylemler var, fakat çok kopuk birbirinden ve muğlak. Biz buna rağmen, kendi kararımızla yapıyoruz. Çünkü her şeyin önü açılsın istiyoruz. Sanki her şeyin önünü PKK tıkıyormuş gibi bir hava yaratılmak istendi. Zaten değildik ama onlara göre de engel olmaktan çıkıyoruz ama tabii ki bir kenara çekilmiyoruz. Bu süreç de yeni başlayan bir mücadele süreci.

Ama bu süreçte elinizde silah olmayacak...
Kalkan: Olmayacak tabii ki. Risklidir, bir mücadeleye başladığınızda sonuç garanti değildir ama koşulların bizden yana olduğu kanaatindeyim.

‘DEMİR KAPI GERİ ÇEKİLMELİ’

Esas sürecin geri çekilmeden sonra başlayacağını çok dile getirdiniz. Burada sizi beklerken sohbet ederken birisi “Demir kapı geri çekilmedir” dedi.
Kalkan: Devletin bölgede çok daha fazla gücü var. Bizim çekilmemiz, bu bölgenin tümüyle savaş gücünden arınmasını ifade etmeli. O zaman siyaset öne çıkabilir, toplumun değişik kesimleri görüşlerini daha rahat, özgürce ifade edebilir. Bu anlamda geri çekilme önemli ama esas olan siyasi çözüm, siyasi iradenin atacağı adımdır.

PKK’DAKİ ‘ŞAHİN KANAT’ HPG’DİR

Size ve Cemil Bayık’a PKK içinde “şahinlik” atfediliyor. Bu doğru mu?
Kalkan: Şahinler HPG’dir (PKK’nın silahlı gücü). PKK’yi ister silahla, ister ideolojik/politik yollarla tasfiye etmek isteyenler hem zaman, hem güçlerini boşuna harcar. Ama PKK’yi anlayarak, onunla uzlaşarak çok şey kazanabilirler. Biz buna açığız, esnek bir partiyiz. Biz bir partiyiz fakat bu parti insanlardan oluşuyor. Mesela Önder Apo’nun düşünce ve kavrayış gücüyle benimkisi bir değil. Kendisini 40 yıldır tanırım. O büyük düşünce gücü olmasaydı bu kadar şey gelişmezdi. Aramızda farklılıklar var tabii ki. Herkes bilinçli şekilde bir amaç için katılmış. Ama bizde sistem oluştu, oturup tartışıyoruz. Resmi toplantılarda tartışma özgürlüğü tamdır. Sonunda bir karar çıktığında onu kabul edip uygulamak önemli. Görüşlerimiz birbirine yakın ama her şeyde yüzde 100 aynı değiliz.

Buradan bir arıza çıkabilir mi?
Kalkan: Çekilme başladıktan sonra Önder Apo’nun önü açılır, daha etkili hitap etme imkanları artarsa çıkmaz. Çıksa da ciddi bir sorun olmaz. Eğer Önder Apo’nun gerillaya hitap etme imkanı olmazsa biz bu gücü yönetim olarak çekemeyiz. Çekilme başlayacak ama herkes bir şeyleri görmek isteyecek. Apo’nun örgüte doğrudan hitap etme imkanları geliştirilirse, Meclis’in siyaseti demokratikleştirme çalışmaları gelişirse sorun kalmaz.

Süreç sorunsuz ilerlerse sonunda ne olacak?
Kalkan: Karşılıklı adımlar atılırsa hızla sonuç alınabilir. Sonuçta şu olacak: Türkiye ’nin mevcut durumunda köklü siyasi değişiklikler olacak. Yeni anayasa Kürtleri ve diğer azınlıkları inkar eden, tekçi bir anayasa olarak mı kalacak yoksa çoğulcu mu olacak? Ardından buna uygun yasal düzenlemeler tabii ki. Kürt sorunu hem çok zor, hem çok kolay bir sorun. Yeter ki çoğulcu bir zihniyet olsun.

Çekilme startının verilmesi zaman almaz herhalde. Yakınlardaki güçlerin çekilmesi de başlar...
Kalkan: Dağlar hep kardır. Karlar eriyince her dere bir çay olacak. Onları geçmek bu mevsimde çok zordur. Haziran ortasına kadar birçok suyu geçmek imkansız. Ayrıca Karadeniz’den bir birim yola çıksa Dersim’e 3 ayda gelir. Dersim’den buraya da yürüse 3 ay.

Madem devletle anlaşmalı bir çekilme yaşanacak, herkesin girdikleri gibi çıkması gerekmeyebilir. Belli noktalarda toplanıp, kamuoyunun bilgisi olmadan karayoluyla gidebilirler.
Kalkan: Böyle bir şey bizim için gerekli değil. Doğru da bulmayız. Öyle bir anlaşma yok. Önder Apo’nun BDP , Avrupa ve bizimle yürüttüğü tartışmalardan sonra aldığı karar temelinde çekiliyoruz.