Duvarların Dili Olsa

Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, geçen cuma İspanya'nın Ankara Büyükelçisi Manuel De La Camara'yı kabul etti.

Taraftar elçiye neden kızdı?
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, geçen cuma İspanya'nın Ankara Büyükelçisi Manuel De La Camara'yı kabul etti. Ziyaret, bir önceki gece Beşiktaş ve Galatasaray'ın İspanyol takımlarıyla UEFA maçlarında karşılaşması nedeniyle renkli bir sohbete sahne oldu. Şahin'in İspanyol takımlarının ilk turda avantajlı olduklarını kabul etmesi bir yana, Büyükelçi Camara'nın anlattığı bir anı ziyaretin rengine renk kattı. Şahin'in aktardığına göre aynı zamanda maratoncu olan Camara, İstanbul'daki Avrasya Maratonu sırasında ilginç bir protestoyla karşılaşmış. Mehmet Ali Şahin'in anlattığına göre üç yıl önceki maratonda 43 kilometrelik koşuyu tamamlayan Camara, stada girerken elinde tuttuğu ispanyol bayrağını sallamaya başladı. Varış çizgisine kısa süre kala pet şişe yağmuruna tutulan Camara atılan şişelerin geldiği yere bakınca protestonun nedenini de anladı. İspanya Bayrağı sarı kırmızıydı ve Büyükelçi Camara Beşiktaş taraftarlarının önünden geçerken ısrarla bu bayrağı sallıyordu.
Meclis'e canlı hayvan gelirse
CHP'li Mehmet Yıldırım, 'sarmısakçı vekil' olarak tanınıyor. Yıldırım, milletvekili olduğu ilk günden beri seçim bölgesi Kastamonu'daki sarmısak üreticilerinin sorunlarını Meclis'e sarmısak getirerek gündeme taşıyor. Yıldırım geçen hafta da Meclis'e seçim bölgesinin bir başka ürünü olan pirinci getirdi. Birer kilo ithal ve yerli pirinçle Meclis kürsüsüne çıkan Yıldırım, pirinç ithalinin bitmesini istedi. Yıldırım'ın yarattığı tartışma tutanaklara şöyle yansıdı:
Yıldırım: Ben bir pazarcı, bir reklamcı değilim arkadaşlar. Ben milletin vekiliyim. Tarlada pirinç, sarmısak üreten, meralarda hayvan besleyen insanların vekiliyim hepinizin olduğu gibi.
Mehmet Ali Şahin (Başbakan Yardımcısı): Kürsüye bu tür malzemeleri getiremezsiniz.
Böyle bir şey olabilir mi? İçtüzükte böyle bir şey yok.
Yıldırım: Sayın Bakan, var. Bu Kastamonu Tosya pirinci, bu da
ithal pirinç. Şimdi, her gün biz burada pilav yiyoruz... Sayın Bakan, ithalatın önünü açmayın. Çin milliyetçiliği yapmayalım, Amerikan milliyetçiliği yapmayalım, Türk milliyetçiliği yapalım.
Şahin: İçtüzükte öyle bir şey yok. Sayın Başkanım, nasıl izin veriyorsunuz böyle bir şeye? Yani buraya canlı bir hayvanla gelse alacak mısınız?!
Sadık Yakut (Başkan AKP): Sayın Bakanım, bir milletvekili elinde
bir kilo pirinçle gelirse, TBMM yönetimi nasıl engellesin?!
Yıldırım: Evet, hayvanı da getireceğim, bacağınıza bağlayacağım burada!
Şahin: Bura şov yeri değil, TBMM!
Yıldırım: Çok rahatsız oldunuz değil mi?! Bacağınıza bağlayacağım burada!
Özkan Öksüz (AKP): Ayıp yahu!
Dikkat! Başbakan Kiev'e geliyor...
Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, komşu ülkelerle olan ekonomik işbirliği ve ortak yatırımlara ivme kazandırılması için geçtiğimiz hafta Ukrayna'yı ziyaret etti. Tüzmen'in gezisi Başbakan Erdoğan'ın nisan başında bu ülkeye yapacağı ziyaretin de hazırlığı özelliğini taşıyordu. Tüzmen, Ukraynalı muhataplarına nefes aldırmadı. 'Başbakanımız geliyor' diyerek yapılması istenilen çalışmaları üzerine basa basa aktardı.
Ne mi istiyordu Tüzmen? Kiev'de bir caddeye ya da Meydana 'Ankara' adının verilmesini, Türk müteahhit tarafından yapımı üstlenilen Dinyeper Nehri üzerindeki Podolski Köprüsü ile ilgili bürokratik işlemlerin tamamlanarak temel atmaya hazır hale getirilmesini, iki yıla yakın bir zamandır Ukrayana'da tutulan Türk gemisinin serbest bırakılması isteğini aktardı. Tüzmen ayrıca, Ukrayna'nın ihraç ettiği hurda demir üzerindeki vergilerin de düşürülmesini istedi Tüzmen, Türk Eximbank'ın 20 milyon dolarlık kredisine de işlerlik kazandırılmasını talep etti.
Tüzmen'in gayretinin sonuç verip vermediğini görmek için bir ay
beklemeye gerek bile kalmadı. Eximbank krerileri için gezi bitmeden formül bulundu bile. Yatırım için de mesafe alındı.