DUVARLARIN DİLİ OLSA

Malum, en popüler gündem Kıbrıs. New York'ta başlayıp, adada ve İsviçre'nin dağ köyü Bürgenstock'da devam eden müzakere süreci 24 Nisan'da referandumla sonuçlanacak.

Kıbrıs uykusuz bırakıyor
Malum, en popüler gündem Kıbrıs. New York'ta başlayıp, adada ve İsviçre'nin dağ köyü Bürgenstock'da devam eden müzakere süreci 24 Nisan'da referandumla sonuçlanacak. Her zaman olduğu gibi bu kez de 'Evet' ve 'Hayır' cepheleri açıldı. 'Hayırcılar' dört koldan anlaşmanın Türk tarafı açısından doğuracağı riskleri ortaya saçıyor, bir sürü bilgiyle insanların kafasını karıştırıyor. Gerek KKTC'de gerekse Türkiye'deki 'hayırcı ittifak'ın bu iddialarına aynı hızla yanıt vermek isteyen 'evetçilerin' -doğal olarak- en önemli bilgi kaynağı da anlaşma metni hazırlanırken Türk tarafı adına pazarlık eden diplomatlar...
Bürgenstock'ta günlerce uykusuz kalan bu diplomatlar bugünlerde de hiç dinlenme fırsatı bulamadıkları halde hayırcıların sorularıyla ilgili medyayı ve siyasileri bilgilendirmekle uğraşıyor. Bu nedenle uykusuz geceler sürüyor. Her soru 'ahiret sorusu', her yanıt 'uykudan fedakârlık'...
Geçen haftaki brifinglerden birinde de Kıbrıs dairesinin önemli bir üyesi, göz kapaklarını açık tutmakta zorlanıyordu. Diplomat, hem sorulara sabırla yanıt veriyor hem de kendisini yine uykusuz bırakacak vaatlerde bulunuyordu. Maksat gerçekler ortaya çıksın. Kıbrıs sorunu çözülürse en büyük paye bu diplomatlara verilmeli.
Neden banka almış!
Meclis'te eski dönemin sorgulanmasına hız verildi. Eski bakanlarla ilgili kurulan soruşturma komisyonları harıl harıl çalışıyor. Çalışmaların basına sızmaması için ekstra önlemler alınıyor. Olası bir dinlemeye karşı toplantı salonlarına ses geçirmeyen yalıtım düzenekleri kuruluyor. Üyeler, toplantılara cep telefonlarının bataryalarını çıkararak giriyor. Konuşmamak için yeminler ediliyor. Yine de bilgiler basına sızıyor. Buna da en çok komisyon üyeleri şaşırıyor. Ancak komisyon üyelerini en çok, iddialarla ilgili bilgilerine başvurdukları kişilerin 'çok konuşup bir şey söylememeleri' çileden çıkarıyor. Özellikle de eski Başbakan Mesut Yılmaz ile eski Devlet Bakanı Güneş Taner hakkında Türkbank ihalesindeki iddialar nedeniyle kurulan komisyonun üyeleri bu durumdan yakınıyor. Üyelere göre, bilgisine başvurulan işadamlarıyla dönemin Hazine bürokratları sorulara 'açık' yanıt vermiyor. Bazı yanıtları ise üyeleri gülümsetiyor. Türkbank ihalesine katılan ancak kazanamayan Yurtbank'ın eski sahibi
Ali Balkaner' in bir soruya verdiği yanıt da bunlardan biri. Balkaner, 'Neden banka aldınız?' sorusuna bakın ne yanıt vermiş: "Dedem çok zengindi, babam da çok zengindi, ben de çok zengindim. Paramızı koyacak yer bulamadım, o yüzden banka satın aldım..."
Vakıfbank'ın piyango merakı
Özelleştirme arifesindeki Vakıfbank, geçen hafta 50. kuruluş yıldönümünü kutladı. Bu vesileyle Ankara Hiltonsa'da düzenlenen yemeğe yoğun bir katılım oldu. Gönderilen davetiyelere yanıt vermeden gelenler de kapıdan döndü. Bunların büyük bir kısmı da basın mensuplarıydı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sabah açıklanan programında yemeğe katılacağı duyurulmuştu. Erdoğan yemeğe katılmasa da gelen gazeteciler, bankanın kuruluş yıldönümünü haber yapmak için orada kaldı. Yani bir anlamda davetsiz misafir oldular. Vakıfbank yemeğinde dikkat çeken bir şey de davetlilere ve basın mensuplarına dağıtılan Milli Piyango biletleri oldu. Bir görevli, yemek öncesinde elinde biletlerle gazetecilere yaklaştı ve biletleri uzattı. Ancak yemeğe davetli olan gazetecilerin büyük bölümü ekonomi muhabiriydi ve biletleri almak istemedi. LVC yaptırmadıkları için bir kısmı ayakta kalan gazetecilere görevliden sitem geldi: "Niye almıyorsunuz, bu bir tavır mı?"
Gazeteciler ise, "Bu size karşı bir tavır değil. Ekonomi Muhabirleri Derneği Etik İlkeleri çerçevesinde bu tür hediyeleri kabul etmiyoruz" karşılığını verdi. Milli Piyango biletlerinin çoğu bu nedenle Vakıfbank'ın elinde kaldı.