DUVARLARIN DİLİ OLSA

Yönetmenliğini Zeki Alasya'nın yaptığı 'Öteki Türkiye'de Bir Cumhurbaşkanı' adlı filmin bazı sahneleri Ankara'da çekildi. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) salonundaki çekimlere Cumhurbaşkanlığı'ndan onay çıkmadı.

Gazeteciler rol yapamadı
Yönetmenliğini Zeki Alasya'nın yaptığı 'Öteki Türkiye'de Bir Cumhurbaşkanı' adlı filmin bazı sahneleri Ankara'da çekildi. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) salonundaki çekimlere Cumhurbaşkanlığı'ndan onay çıkmadı. Başbakan Erdoğan ise, Başbakanlık Binası, makam araçları ve korumaların kullanılması dahil tam destek verdi. İlk gün çekimleri, Köşk'ün 1 No'lu kapısında yapıldı. Yönetmen Alasya, olayı haber yapmaya gelen gazetecilerden 'gazeteci rolü yapmalarını' rica etti. Ancak, Ankaralı gazeteciler Alasya'ya 'saç-baş yoldurdu.' Gazeteciler rollerini beceremedi. Hatta, kendi başarısızlığına dayanamayarak kaçıp gidenler bile oldu. Bunun üzerine İstanbul'dan 'gazeteci rolü oynayacak' figüranlar getirildi. Başbakanı oynayan Deniz Arman'ın binaya girişinde Başbakanlık korumaları tam bir profesyonellik sergiledi. Başarısız olan 'gerçek gazeteciler' de çekimleri haber yaptı. Filmin Başbakanı Deniz Arman ise kendini rolüne kaptırıp bina girişinde büyük bir heyecanla Cumhurbaşkanı'nın ölüp ölmediğini soran 'rol icabı gazetecileri' öyle bir haşladı ki, Ankaralı muhabirler, gelmiş geçmiş tüm başbakanlara 'dua etti'.
İnsan hakları muskası
'Bu kadar da olmaz' demeyin. Çünkü oldu. AKP'li bir milletvekili geçen hafta, hem de TBMM'de muska dağıttı. AKP İzmir Milletvekili Zekeriya Akçam, kulisteki bir grup gazeteciyi görünce yanlarına gitti. Önce kendini tanıttı, sonra da, "Size muska versem alır mısınız?" diye sordu.
Şoke olan gazeteciler şaşkın gözlerle Akçam'a baktı. Akçam, gülümseyerek cebinden muskayı çıkardı. Gazetecilerden birine dönerek, "Siz alacak gibi görünüyorsunuz, buyurun" diyerek muskayı verdi. Gazeteciler, muskayı incelerken de Akçam, "Gerçek muska sandınız değil mi?" diyerek kahkayı patlattı. Sonra da muskaya açıklama getirdi: "Ben Avrupa Konvansiyonu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyesiyim. Toplantı için gittiğim Brüksel'den aldım bunu. Avrupa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni bu şekilde basmışlar. Benim de hoşuma gitti. Çok sayıda aldım, dağıtıyorum. Siz de şaşırdınız değil mi. AKP'liyiz ya 'Muska da dağıtabilir' diye düşündünüz sanırım."
Akçam, Avrupa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni 'muska' diye AKP'lilere de dağıtmış. Vekillerin ilk tepkisi, "Bu İngilizce" olmuş. Akçam da, "Muska da zaten Arapça. Merek etmeyin yine tutar" yanıtını vermiş.
AKP'li Hıdıroğlu 'fahri baba' oldu
İnsan Hakları Komisyonu üyeleri bir süre önce aniden Ankara'daki Saray Rehabilitasyon Merkezi'ni denetledi. Gördükleri karşısında şoke olan milletvekilleri, bir basın toplantısıyla buradaki özürlü çocukların ranzaya bağlandığını, odalara kilitlendiğini açıkladı.
Durumun değişip değişmediğini merak eden komisyonun AKP'li üyesi Zafer Hıdıroğlu geçen gün Saray Rehabilitasyon Merkezi'ne, habersiz ve milletvekili rozeti takmadan gitti. Hıdıroğlu, komisyonun uyarılarının dikkate alındığını görüp memnun oldu. Ancak içi bir türlü rahat etmedi. Çünkü, Rehabilitasyon Merkezi, birçok malzemeyi 'ödeneksizlik' nedeniyle alamıyordu. Çocukların, ayakkabı, kıyafet gibi ihtiyaçları karşılanamıyordu. Bunun üzerine Hıdıroğlu, Devlet Bakanı Güldal Akşit'le Sosyal Hizmetler ve Çoçuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) yöneticilerine bir öneri götürdü. Buna göre her milletvekili SHÇEK'e bağlı yuva, yurt ya da rehabilitasyon merkezlerinden birinin 'fahri anası ya da babası' olacak. Milletvekilleri 'fahri ana ya da baba' oldukları yerlerin ihtiyaçlarını ya kendi imkânları ya da sponsor bularak karşılayacak. Bakan Akşit, öneriyi çok beğendi. Kendini Saray Rehabilitasyon Merkezi'nin 'fahri babası' ilan eden Hıdıroğlu, projesini anlattığı tüm vekillerden SHÇEK'e bağlı bu kurumun 'fahri ana ya da babası' olmalarını istiyor.