Duvarların Dili Olsa

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 12 yıllık aradan sonra dördüncüsü düzenlenen İzmir İktisat Kongresi'nde gazetecilerle sık sık sohbet etme olanağı buldu.

Bakan Şener'in Kâbe duası
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 12 yıllık aradan sonra dördüncüsü düzenlenen İzmir İktisat Kongresi'nde gazetecilerle sık sık sohbet etme olanağı buldu. Şener, sohbetlerinde geçmişi ile ilgili anekdotlar aktardı. Doçentlik tezi için girdiği mülakatta kendini 'dinci' olarak tanımladığını anlatan Şener, din-devlet ilişkisine bakışını anlatırken son günlerde Mehmet Metiner'in basına yansıyan sözleriyle benzerlikler sergiledi. Şener, inancına ve dine ilişkin bugüne kadar bir şey yazmamış olmasının gerekçesini şöyle açıkladı: "Birkaç arkadaşımızla birlikte gençlik yıllarında umreye gittik. Bir arkadaşımız Kâbe'yi gördüğümüzde dua edelim, kabul olurmuş' dedi. Kâbe görününce hep birlikte dua ettik. Ben, 'Allahım bize bahşettiğin bu güzel dini insanlara yanlış anlatmama, aktarmama izin verme' diye dua ettim. Bugüne kadar da bu konuda hiçbir şey yazmadım."
Bir gazeteci Şener'in bu sözleri üzerine, "Bu duanızın kabul edilmemesini tersten de okuyabilirsiniz. Belki de Allah sizin yanlış şeyler aktaracağınız gerekçesiyle bu duanızı kabul etti" dedi. Şener biraz şaşırmış, düşünceli bir şekilde "Haklı olabilirsiniz" yanıtını verdi.
Nükleer silah yolda mı?
Türkiye dört yıl aradan sonra bir kez daha nükleer santralı gündemine aldı. Enerji Bakanı Hilmi Güler, santral konusunda şartname aşamasına gelindiğini açıkladı. Bu, birçok karar alındığını ve şartnamelerin ardından ihaleye çıkılacağını gösteriyor. Ancak, kimse ne tür bir santral yapılacağını, nerede yapılacağını, ne kadar elektrik üreteceğini, hangi teknolojinin kullanılacağını bilmiyor. Enerji Bakanlığı Müsteşarı Sami Demirbilek, konuyla ilgili bilgi almak istediğimizi söylediğimizde Bakan Güler'e sormamızı tavsiye etti. Diğer bürokratların da farklı davranmasını beklemediğimizden Güler'e sormak istedik ama ulaşamadık. Sadece not bıraktık.
İsimlerinin saklı tutulmasını isteyen bazı enerji bürokratları 'Ne gerek vardı, nerden çıktı bu nükleer santral işi' diye soruyor. Botaş'ın her geçen gün talep tahminlerini indirmeye çalıştığına dikkat çekiyorlar, bir de doğalgaz santrallarından yapılmak zorunda olunan alımlara...
Şimdilik, (Türkiye'de elektrik fazlası varken, gelecekteki 5-10 yıl içinde de bir değişiklik beklenmezken devletin nükleer santrala yönelmesinin nedenini açıklayan kimse yok. Buna bir de olağanüstü 'gizlilik' uygulaması eklenince espriler tek soruda odaklanıyor:
"Acaba santralı bahane edip nükleer silah mı yapıyorlar?"
Reforma rehber Çinli köylü
Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, etrafını kuşatan gazetecilerin soruları karşısında kamuda yeniden yapılanma reformunu gerçekleştirmede 'aceleci' olmayacaklarını bir Çin fıkrasıyla anlattı: "Çinli köylünün bir atı varmış. Atın ünü tüm ülkeyi sarmış. İmparator adamlarını gönderip atı istemiş ama köylü vermemiş. Köylüler 'Ne yaptın, hem çok paradan oldun hem imparatorun düşmanlığını kazandın' demişler. Köylü ise 'Bir gerçek var: İmparator atımı istedi ben de vermedim' demiş. Bir sabah atı ahırında bulamamış. Köylüler toplanmışlar ve 'Gördün mü attan da oldun' demişler ve 'Bir gerçek var, atın kaybolduğu' karşılığını almışlar. Ertesi gün at kendisine benzeyen bir grup yabani at ile dönüp gelmiş. Köylüler yine toplanmışlar ve 'Bunları satıp zengin olabilirsin ama oğlun bunları eğitirken düşüp yaralanabilir' yorumunu yapmışlar. Çinli köylü soğukkanlı bir şekilde 'Bir gerçek var, atın yabani atlarla döndüğü' karşılığını vermiş. Gerçekten de köylünün oğlu bacağını kırmış. Çinli köylü 'Biz demiştik' diyen komşulara bilinen 'Bir gerçek var çocuğun bacağını kırdığı' yanıtını vermiş. Bir süre sonra savaş çıkmış, tüm gençleri götürmüşler bir tek köylünün bacağı kırılan oğlu kalmış. O zaman köylü şunu söylemiş: "Siz ne kadar acelecisiniz. Aceleci yorumlarla beklentiye giriyorsunuz ve işin bütünlüğünü görmüyorsunuz."