DUVARLARIN DİLİ OLSA

Dışişleri Bakanlığı her atama kararnamesi öncesi 'kıpır kıpır' olur. Koridorlardaki haberlere diplomatlar bile itibar eder. Geçen ay yeni kararname hazırlandı. Müsteşar Uğur Ziyal ve bazı müsteşar yardımcılarının isimlerinin de bulunduğu kararnameyi Bakan Gül henüz onaylamadı.

Dışişleri kaynıyor!
Dışişleri Bakanlığı her atama kararnamesi öncesi 'kıpır kıpır' olur. Koridorlardaki haberlere diplomatlar bile itibar eder. Geçen ay yeni kararname hazırlandı. Müsteşar Uğur Ziyal ve bazı müsteşar yardımcılarının isimlerinin de bulunduğu kararnameyi Bakan Gül henüz onaylamadı. Buna rağmen büyükelçi Ziyal'in yerine büyükelçi Ali Tuygan'ın atanacağı neredeyse kesinleşti. Ancak, sayıları 30'u bulan büyükelçi kararnamesi hâlâ onaylanmadı.
Kararname geciktikçe de koridorlar 'kaynıyor.' Rivayete göre kararname, bazı müsteşar yardımcılarının kendi ekiplerini büyükelçi yapma gayretlerinin kurbanı oluyor. Müsteşar yardımcısı belirlemede de zorluk yaşanıyor ve bazı müsteşar yardımcılarının yurtdışı tayinlerine ilişkin öneriler de hükümet katında kabul görmüyor. Dışişleri Bakanlığı'nda fazla kaynağı olmayan hükümet, tercihte ve kararda zorlanıyor. Büyükelçi Ziyal'in de -haklı olarak- atama ve personel işlerinde fazla inisiyatif almaması Erdoğan ve Gül'ü zorluyor. Gül ve Erdoğan'ın bazı yakınlarının Dışişleri'nde çalışan gazetecilerin görüşlerini aldığı, eski bir Dışişleri mensubu olan Yaşar Yakış'ın tavsiyelerini dinlediği ileri sürülüyor.
Ders alınır mı?
Her ne kadar Türkiye'de başarılı olduysa da bütün dünyada IMF ve Dünya Bankası'nın politikaları eleştiriliyor. Bunun temelinde de ulusal özelliklerin dikkate alınmayışı yatıyor. İki kurumla sıcak ilişkilerin sürdüğü Türkiye'de bu eleştiriler bir fıkrayla şekilleniyor:
"Çobanın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş.
O anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brini gömlek, Cerruti ayakkabı giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü inmiş ve çobana sormuş:
- Kaç koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan birini verir misin?
Çoban bir adama bir de koyunlarına bakmış, "Tamam" demiş.
Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış ve bir NASA sitesine girmiş, GPS'sini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritmayla doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık
bir rapor basmış. Çobana,
- Tam 1586 koyunun var, demiş.
Çoban "Doğru" diye cevap vermiş, "Koyununu alabilirsin."
Genç adam koyunu almış ve jipinin arkasına koymuş. Bu sefer çoban, "Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verir misin?" diye sormuş. Adam, "Evet neden olmasın" diye yanıtlamış.
"Sen Dünya Bankası'nda danışmansın" demiş çoban. Adam "Nasıl bildin?" diye hayretle sorunca, "Çok basit" demiş çoban: "Buraya çağrılmadan geldin.
Bildiğim bir şeyi bana söylemek için bir koyunumu istedin.
Yaptığın hiçbir şeyden de anlamıyorsun, çünkü köpeğimi aldın!"
Seçmene kapıdan servis
Meclis'te uzun süredir çarşamba ve perşembe günleri ziyaretçi yasağı var. Amaç vekillerin yasama faaliyetlerine 'tam mesai' ayırabilmesi. Ancak 'acil durum' için milletvekili Meclis kapısına kadar gidip ziyaretçisini içeri alabiliyor. 'Acil durum' istisnasını en çok AKP'li Ali Er kullanıyor.
Er, çarşamba ve perşembe günleri bizzat Meclis'in giriş kapısına gidip, "Mersinliler buraya" diye bağırıyor. Bir anda Er'in etrafı onlarca ziyaretçiyle çevriliyor. Seçmenlerini tek tek tanıyan Er, Mersinli olmayanları hemen fark ediyor. Bu kişilere önce Mersin'in neresinden geldiklerini soruyor. Vatandaş çok sıkışırsa bildiği bir ilçe ya da köyün adını fısıldıyor. Bu Er'in gözünden kaçmıyor, yine de, "Sen Adanalı gibisin ama hadi sen de gel" diyerek başka vekilleri ziyarete gelenleri de Meclis'e sokuyor.
Er'in bu davranışı vatandaşı sevindirse de diğer vekilleri sıkıntıya sokuyor. Ziyaretçi yasağına rağmen karşısında seçmenini gören vekiller önce şaşırıyor sonra Meclis'e nasıl girdiklerini soruyor. "Sağ olsun Ali Er bizi içeri aldı" diyen hemen herkes biraz da kendi milletvekiline sitemde bulunuyor. Bu durum da ziyaretçi yasağına uyan vekilleri kızdırıyor. Milletvekilleri Er'den "Hem yasağa uymuyor, hem de seçmen gözünde bizi zor durumda bırakıyor" diye yakınıyor.