Duvarların dili olsa

Her ay SSK hastanesinde saatlerce bekleyen bir hasta, üç gün önce tüm işlerini 20 dakika içinde halletti. Çünkü o gün hastanede teftiş yapılıyordu...

Nur topu gibi bir kurum daha
Hükümet, kamu temel yasa tasarısıyla kamuda yeniden yapılanma çalışmalarını başlattı. Amaç, kamunun küçültülmesi, bazı alanlardan çekilmesi ve kuralların tüm kurumlarda aynılaştırılması.
Bu temelle hazırlanan tasarı TBMM gündemindeyken 'Yasa daha çıkmaz, biz işimize bakalım' diyenler de var. Başka yasa tasarılarında, kamu temel yasa tasarısına aykırı birçok düzenleme yapılıyor. Örneğin, Gelir
İdaresi'nin yeniden yapılanmasına ilişkin tasarıda, üçle sınırlanan başkan yardımcılığı sayısı beş olarak öngörülüyor.
Vergi yasalarında değişiklik öngören tasarıda da yeni bir delik açılıyor. Bugüne kadar kamuya yük olmadan çalışan ve danışman niteliğindeki Vergi Konseyi de bir kamu kurumu niteliğine kavuşuyor. Tasarı ile Vergi Konseyi yasal zemine kavuşuyor. Vergi politikaları alanında çalışma yapacak konseye, vergi politikalarını tanıtma ve vergi bilinci oluşturma görevleri veriliyor. Konsey başkan ve üyelerine de ayda dördü geçmemek üzere toplantı başına ücret ödenecek. Konsey üyelerine aylık en çok 291 milyon ile 437 milyon lira ödenecek.
Konseyin oluşumu ise yönetmelikle Maliye Bakanlığı'na bırakılıyor. Yani ucu açık, kaç kişiden oluşacağı belli olmayan bir kamu kuruluşu daha doğuyor.
SSK'ya teftiş yetti
Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinde hasta sayısının çokluğu, yetersiz doktor sayısı vb. gibi nedenlerle yığılmalar, kuyruklar hiç bitmez. Bu nedenle şikâyetler de bitmez. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, bu sıkıntıları aşmak için, SSK'lıların diğer devlet hastanelerine gitmesine olanak tanıyan düzenlemeyi uygulamaya koydu.
Her ay düzenli olarak SSK hastanesine giden bir hasta, bu uygulamaların hastanelerde çok da fazla bir değişiklik yaratmadığını gözlemlediğini aktardı. Yine yığılmalar, yine zamanında işlemeyen randevular ve eczane önündeki kuyruklar devam ediyordu.
Bu ayki (11 Haziran 2004) gidişinde her şey farklıydı. Sanki SSK'ya sihirli değnek dokunmuştu. Hastane her zamankinden daha temiz, poliklinikler önünde bekleyen hasta yoktu. 'Erken geldim' diye düşündü, saate baktı 08.45'ti. Randevusu saat 08.30'daydı ama bugüne kadar saat 09.00'dan önce muayeneler başlamamıştı. Telaşla içeri girdi, görevli hemen doktorun odasına girebi-leceğini söyledi.
Bunun nedenini kısa sürede öğrendi. Hastanede teftiş vardı ve her şey dakik işliyordu, kimse şikâyet etmiyordu. Alınan onca tedbir sonuçsuz kalırken, bir teftiş çözüm olmuştu. İlaç ve doktor toplam 20 dakika aldı.
Ancak, yaşanan olumsuzlukların yalnız parasızlıktan değil tembellikten kaynaklandığını görmek keyif kaçırıyordu.
Kapusuz'un gözüne bak!
Basın Yasası görüşmeleri sırasında gazeteci kökenli AKP'li Resul Tosun da sık sık söz alarak görüşlerini dile getirenler arasında yer aldı. Tosun, yasanın 'Basın özgürdür' başlıklı maddesinde 'ancak' diye başlayarak sayılan 'istisna' hallerini de sert bir dille eleştirdi. Anayasa dahil önce özgürlüklerin sayıldığı sonra 'ancak'larla o özgürlüklerin yüzde 90'nın geri alındığını anlatan Tosun, yasanın, sübjektif kriterlerle basını sınırlandırıldığını söyledi.
Yasada yer alan 'demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının...' şeklindeki basın özgürlüğünü sınırlayan hükmünü anımsatan Tosun, "Nedir toplum sağlığı, ahlakı, belli değil" dedi. Yıllar önce yasada yer alan 'kamu güvenliği, kamu düzeni, devletin bölünmez bütünlüğü' gibi hükümlerden dolayı Kürtçe yayınların yasaklandığını anımsatan Tosun, "Üç gündür TRT'den yayın yapılıyor kamu düzenine de bir şey olmadı" diye konuştu.
Basın özgürlüğünü sınırlayan bu hükmün madde metninden çıkarılması için girişimde bulunduğunu da ifade eden Tosun, bundan nasıl vazgeçtiğini de şöyle açıkladı: "Ben aslında, bu fıkra çıkarılsın diye bir önerge hazırladım, ama Salih Kapusuz (AKP Grup Başkanvekili) gözlerini ağartınca çektik."