DUVARLARIN DİLİ OLSA

Meclis son haftalarda mesaisinin neredeyse tamamını AKP'nin büyük önem verdiği yerel yönetimler paketine ayırdı. Vekiller, paket içinde yer alan 'İl Genel Meclisi, Belediyeler ve Büyükşehir Belediyeleri' yasaları için sabahlara kadar çalışınca, haliyle yorgun düştü.

Erken seçimli 'ağır' şaka
Meclis son haftalarda mesaisinin neredeyse tamamını AKP'nin büyük önem verdiği yerel yönetimler paketine ayırdı. Vekiller, paket içinde yer alan 'İl Genel Meclisi, Belediyeler ve Büyükşehir Belediyeleri' yasaları için sabahlara kadar çalışınca, haliyle yorgun düştü.
Görüşmeler sırasında kulis ya da genel kurul salonunda 'uyuklayan' vekiller zaman zaman, grup yöneticileri ya da oturumu yöneten başkanvekilinin uyarılarıyla ne getirdiğini bile bilmeden yasa maddeleriyle ilgili oy kullandı.
CHP'nin, karşı çıktıkları yasayı engellemek için sık sık 'toplantı' ya da 'karar yeter sayısı' istemesi işi daha da zorlaştırdı. Başbakan'dan yeni bir fırça yemekten korkan AKP'liler Genel Kurul ile kulis arasında adeta mekik dokudu. 'Oylama' uyarısı alan vekiller her seferinde
'yetişmek' için kulisten Genel Kurul'a ellerini kaldırarak girdi.
Bunu gören CHP İzmir Milletvekili Yılmaz Kaya, AKP'lilere ilginç bir şaka yaptı. Kaya, "Dikkat edin erken seçim oylanıyor" deyince birçok AKP'li milletvekili hemen ellerini indirdi. Bu şaka yorgun vekilleri güldürürken, Kaya "Yasalara ilgisizler, ne oylandığını bile bilmiyorlar" diyerek AKP'lileri eleştirdi.
Basına anılardan ceza çıktı
TBMM Adalet Komisyonu'nda yedi gün süren 346 maddelik Türk ceza kanun tasarısı'nın görüşmeleri çoğunlukla 'espri' ve 'anılara' sahne oldu.
Görüşmelerin basına açık yapılması, zaman zaman komisyon üyelerinin düşüncelerini rahatça dile getirmesini de engelledi.
Bakan Adalet Bakanı Cemil Çiçek, bazen konuşmacıları 'Yanlış anlaşılabilirsiniz' diyerek, bazen de gazetecileri 'Söylenenlerin doğru aktarın' diyerek uyardı.
Çiçek, basın yoluyla yapılan bir iftiranın insanın yaşamını nasıl kötü etkilediğini de bir anısıyla anlattı. Yıllar önce söylemediği halde kendisine atfen basında 'Flört yapmak fahişeliktir' şeklinde haber çıktığını kaydeden Çiçek, bunu yazan gazetecinin yakın zamanda 'doğru yazmadığı' için kendisinden özür dilediğini söyledi. Çiçek, "Ama ben 1990'da yazılan bu haberin 2004'te halen bazı durumlarda kullanılmasını engelleyemiyorum. Basın özgürlüğüne sonuna kadar evet amabu tür iftiralar da cezalandırılmalıdır" diye konuştu.
Bunun üzerine Komisyon Başkanı Toptan da DYP'de genel başkan adayı olduğu dönemde seçimlerden bir gün önce bir gazetenin birinci sayfasında 'DYP'de Toptan'ı masonlar destekliyor' başlıklı bir haberin yayınlandığını söyledi. Toptan, "Masonlar kusura bakmasın ama o dönem partide masonlara çok olumlu bakılmıyordu. Bir gün sonra kongre vardı ve benim bu konuda yapacağım hiçbir şey yoktu. Daha sonra tekzip yayımlansa ne olacaktı, çünkü kongre bitmişti" dedi.
Bu anılardan sonra iftira suçunun basın yayın aracılığıyla işlenmesi halinde 'pişmanlık' duyulsa bile ceza indirimi yapılmaması ve mutlaka cezalandırılmasına ilişkin hüküm komisyonca TCK'ya eklendi.
Yerel basına hemşeri jesti
Türkiye'de gazeteciler liderlerin özellikle yurtdışı gezilerine katılmaya, hele hele aynı uçakta yolculuk etmeye büyük önem verir. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, gazetecileri uçaklarına alarak 'görkemli' gezilere imza attı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ise seleflerinin aksine gazetecilerle diyaloğu kesti. Başbakan Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise 'parası mukabilinde' gazetecileri uçaklarını alarak Özal ve Demirel ruhunu canlandırmaya başladılar.
AKP hükümetinin basın yoluyla 'piar' yapmaya gösterdiği özenin göstergesi olan bu davranış, ilginç bir tartışmayı da öne çıkardı. Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, kendisinin bel ağrısı nedeniyle gidemediği Moskova'ya Isparta'dan gazeteci götürmesiyle başlayan bu durum, Gül'ün gezilerine Kayseri'den yerel gazetecileri götürmesiyle sürdü. Gül hemşeri gazetecileri son olarak Lübnan'a götürdü.
Gül'ün Kayseri, Mumcu'nun Isparta'dan gazeteci seçmesi, ortadaki iyi niyetin sorgulanmasına neden oluyor. Siyasetçilerin yerel basına ihtiyacını herkes biliyor ama illerinden bakan ya da yurtdışına gezi düzenlemeyen bakan çıkmayan yerel gazetecilere de haksızlık oluyor.