Duvarların Dili Olsa

TCDD'nin Haydarpaşa Tren Garı'na astığı afiş, 37 kişinin yaşamını yitirdiği kaza sonrasında infial yarattı.

İnfial yaratan inekli afiş
TCDD'nin Haydarpaşa Tren Garı'na astığı afiş, 37 kişinin yaşamını yitirdiği kaza sonrasında infial yarattı. Karikatürde savcı, sanık sandalyesindeki dört ineği, 'seyredemedikleri gerekçesiyle hızlandırılmış tren seferlerine engel olmakla' suçluyordu. Oysa hızlandırılmış seferlere karşı ineklere yapılan suçlama tamamen temelsiz. Çünkü inekler hızlandırılmış trenleri izlemekte hiç de zorlanmıyor. Nereden mi biliyoruz? Şu anda CNN Türk arşivlerinde yer aldığını tahmin ettiğimiz bir haberden. Haberde basın için düzenlenen ilk hızlandırılmış tren seferi sırasında TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman'la yapılmış röportaja yer veriliyor. Karaman, röportaj sürerken bir yandan da hızla geçen trenin penceresinden dışarı bakıyordu. Tam o sırada bir grup inek gördü ve kurduğu cümleyi bile tamamlamadan "Bakın bakın nasıl bakıyorlar" diyerek inekleri işaret etti. Karaman'ın da teyit ettiği gibi inekler Karaman'ın trenini izleyebiliyordu.
Trenle mi gideceğiz?
Sakarya'daki tren faciası Türkiye'nin yüreğini ağzına getirdi. Resmi ağızlardan açıklanan ve sonra yalanlanan ölü sayısı 22 Temmuz gecesini zehir etmeye yetti.
Kazanın hemen ardından kurulan kriz merkezi 'kriz üretim merkezi'ne dönüşürken, ilgili yetkililer de bulundukları illerden kaza yerine akın etti. Başbakan Ankara'dan atladı askeri helikoptere, Ulaştırma Bakanı'yla aynı gece olay yerine vardı. TCDD'nin önemli bir yöneticisi de (ismini kazadan sonra yeterince hedef olduğu için yazmıyoruz) kaza haberini Ege sahilinde bir ilimizde aldı. TCDD yetkilisi hemen olay yerine ulaşmak için harekete geçti. Kendisine sorduğumuzda karayoluyla gideceğini söyledi. Radikal, daha hızlı bir ulaşım aracını (uçak, helikopter gibi) kastederek, 'Karayoluyla mı gideceksiniz?' diye sorunca TCDD yetkilisi cevabı yapıştırdı: "Trenle mi gidecektik."
Kendisinin esprili bir yönetici olduğunu bildiğimizden bu ifadeyi bir
güvensizlikten çok kaza yerine karayo-luyla trenden daha çabuk ulaşmayı kastettiğini anladık. Neyse ki TCDD yöneticisi Çanakkale'den helikoptere binince kaza yerine daha çabuk ulaşabildi.
Diplomatlar için gerilim vakti
Dışişleri Bakanlığı'nda büyükelçi kararnamesi dönemi geldi çattı. Her yıl bakanlık kulislerinde büyük bir heyecan yaratan kararname en çok büyükelçilik bekleyen genel müdür yardımcılarını etkiliyor. Diplomatlar uygun başkentlerden birine büyükelçi atanıp atanmayacaklarının merakı içinde hayli zor günler geçiriyor.
Dışişleri Bakanlığı, büyükelçi kararnamesini büyük ölçüde tamamladı. Müsteşar Uğur Ziyal birbirinden zorlu yılları geride bıraktığı görevini resmen olmasa da fiilen bıraktı. Bu nedenle yeni kararnameyle müstakbel müsteşar (kesinleşti ama resmen gerçekleşmedi) Ali Tuygan uğraşıyor.
'Ağzı sıkı' diplomatlardan olan Tuygan, çalışmaları büyük bir gizlilik içinde yürütüyor.
Şu ana kadar tek kesinleşen Bakü Büyükelçisi Ünal Çeviköz'ün Bağdat'a atanması oldu. Müsteşar Büyükelçi Ziyal'in de Roma'ya gideceğine kesin gözüyle bakılıyor. Ancak küçük de olsa bu atamanın New York'taki daimi temsilcilik olarak değişebileceği olasılığı var. Kararnamede müsteşar yardımcısı Baki İlkin için de yurtdışı görev öngörülüyor. Ziyal, Roma'ya giderse, İlkin New York'a gidecek.
İlkin'in yerine de Şam Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un getirilmesi bekleniyor.