DUVARLARIN DİLİ OLSA

AB ile yatıp, AB ile kalkan Türkiye'de standart rüzgârları esiyor. bakanlıklarda, belediyelerde, sivil toplum örgütlerinde AB birimleri oluşturuluyor, yeni projeler üretiliyor...

Dışişleri Bakanı 'boydan' AB'li
AB ile yatıp, AB ile kalkan Türkiye'de standart rüzgârları esiyor. bakanlıklarda, belediyelerde, sivil toplum örgütlerinde AB birimleri oluşturuluyor, yeni projeler üretiliyor, her şeyin ama her şeyin AB standartlarına uygunluğu için büyük çaba gösteriliyor. Hükümetin deyişiyle 'topyekûn bir seferberlik' var, 17 Aralık'taki AB zirvesine kadar.
Bu seferberlik, gündelik hayatın esprilerine kadar işledi. Kimi Avrupa Birliği standardına uygun ekmek arıyor, kimi Avrupa Birliği standardına uygun saç yaptırmaya çalışıyor.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de, 'boydan' AB'li çoktan oldu. Nasıl mı?
Havaalanında gazetecilerin karşısına çıkan Gül, kürsüye yöneldi. Kürsünün arka kısmına boy uzatmak için yerleştirilmiş tahtaya çıktı. Baktı, boyu uzuyor. "Boyum çok uzadı. Buna gerek yok" esprisi yaptı gazetecilere. "Boyunuz kaç" diye soran gazetecilere de hemen "1.77" yanıtını verdi. Gazetecilerin "Türkiye ortalaması 1.74. Siz AB standardını yakalamışsınız" esprisini duyunca da, "Evet, aynen öyle. Ben uzunum" yanıtını verdi Gül. Kimse, "AB'den eksiğimiz var" diye üzülmesin. Boydan da olsa çoktan AB'liyiz biz.
Erdoğan'ın iftar ricası
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her yıl olduğu gibi bu yıl da bütün eleştirilere karşın, ramazan ayının başlamasıyla birlikte orucunu iftar çadırlarında açma ve ardından da yakın bölgelerde önceden tespit edilen gecekonduları ziyaret etme geleneğini bozmadı. AKP Ankara il örgütünün belirlediği bölgelerdeki iftar çadırı ve gecekonduların yerleri, gazetecilerden sır gibi saklandığı için Erdoğan, çadır bölgesine makam aracının arkasında 15-20 araçlık bir konvoyla gidiyor.
Ancak başbakan olduktan sonra Milli Görüş geleneğinin 'tüm programlara geç kalma' geleneğini yaşatmasıyla dikkat çeken Erdoğan iftar saatine kısa bir süre kala yola koyuluyor. Makam aracı iftar çadırına yetişmek için hız yapınca da konvoyda ölümcül kaza tehlikesi yaşanıyor. Ramazan ayının ilk gününde Ankara'nın Kayaş semtindeki iftar çadırına 'hızlı bir gidiş' yapan Erdoğan, gazetecilerin sitemiyle karşılaştı. Bir grup gazeteci, çıkışta Erdoğan'a, 'böyle sürmesi' halinde kazaların yaşanabileceğinden şikâyet ederek iftarını açacağı çadır ve ziyaret edeceği bölgenin önceden bildirilmesini istedi; ancak hiç beklemedikleri bir yanıtla karşılaştı. Erdoğan, alışılan sert üslubuyla değil, son derece yumuşak bir üslup tutturmaya çalışarak, "Benim de sizden ricam beni takip etmeyin. Beni vatandaşlarımla baş başa bırakın. Ben de reklam olsun istemiyorum" dedi.
Erdoğan gazetecilerin, bunun çözüm olmadığı, başka bir çözüm bulunması gerektiği yönündeki ısrarları üzerine ise, konuyu danışmanlarıyla konuşarak bir çözüm üreteceğini söyledi. Sonraki günlerde iftara giderken hız yapmamaya özen gösterdi; ancak gazetecilerin 'yerin önceden bildirilmesi' önerisini dikkate almadı.
Almanya'nın sözcüsü 'enişte'
Türkiye, AB sürecinde 17 Aralık'a kilitlendi. 17 Aralık'ta kesin bir müzakere kararı bekleyen AKP hükümeti Avrupa ülkelerini iknaya çalışıyor.
Bu süreçte en çok gidilen ülke Almanya oldu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ardından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bu hafta yapacağı ziyaretle ikinci kez Almanya'ya gidecek. Alman hükümeti ve Alman Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye'ye açık bir destek vermesi Türkiye'nin 'evet' alma şansını yükseltiyor.
Bu arada ilginç bir ayrıntı da gözlerden kaçmıyor. Alman Dışişleri Bakanlığı'nın sözcüsü, bir dönem de Ankara'da görev yapmış olan diplomat Ante Leendertse, Erzincanlı bir Türk ile evli.
Öyle ki Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de Leendertse'ye "Enişte" diye sesleniyor. Tatillerini eşi ve çocuklarıya birlikte Türkiye'de geçiren 'enişte' Türkçeyi de gayet iyi konuşuyor.