DUVARLARIN DİLİ OLSA

CHPlideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın 'affa girdim' diyerek yazılı savunma yaptığı Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu'na bizzat giderek 'Bana dokunun' dedi.

Doğru dürüst suç işleyin!
CHPlideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın 'affa girdim' diyerek yazılı savunma yaptığı Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu'na bizzat giderek 'Bana dokunun' dedi.
Karma Komisyon'da Baykal'ın dosyası dahil 23 dosya için oluşturulan Hazırlık Komisyonu'nun başkanı AKP'nin renkli isimlerinden Hüsrev Kutlu olunca toplantıda espriler birbirini kovaladı.
Kutlu, Baykal'a önce seçim bölgesi Adıyaman'dan özel olarak getirttiği fıstık ile birlikte çay ikram etti, arkasından da bir şey isteyip istemediğini sordu. Baykal'ın, "Neler var?" sorusu üzerine de Kutlu gülümseyerek "Ayva dışında her şey..." yanıtını verdi. Kutlu; yerel seçimler sırasında saat 15.15-16.30 arasında kiralanan miting meydanına saat 16.40'da geldiği için hakkında seçim yasaklarına muhalefetten fezleke düzenlenen Baykal'a, "Sizce bu önemli bir suç mu?" diye sordu. Baykal'dan 'Hayır' yanıtını alınca da Kutlu, "O zaman doğru dürüst bir suç işleyin de kaldıralım. Şimdi bu suçdan dolayı kaldırırsak, ben CHP'li arkadaşlara ne derim. Sizin ısrarınızı da bilmezler ki" diye konuştu. Bunun üzerine de Baykal, "Merak etmeyin, arkadaşlar bir şey demez" dedi.
Eleştirilere karşı ilaç
Bu yıl Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki bütçe görüşmeleri geçen yıllara göre 'gergin' geçti. İktidarda ikinci yılını dolduran hükümetin bakanlarına zaman zaman AKP'liler de yüklendi. En çok eleştirilenlerden biri de Tarım Bakanı Sami Güçlü oldu.
CHP'li Gürol Ergin, "Türk tarımı Konya'da yaşanan kuraklık karşısında halkı yağmur duasına çağıran bir Sayın Bakana teslim edilebilir mi?" diye sordu. CHP'li Kılıçdaroğlu, "Hiç de eleştiri yapmaya gerek yok, çünkü, Sayın Bakanın duasından sonra kar yağdı. Biraz dozu iyi ayarlanmadı. Dozu biraz daha kötü olsaydı, belki dolu yağacaktı. Dolayısıyla, ucuz kurtardık diyebilirim yani" dedi.
Eleştirileri yanıtlamak amacıyla söz alan Güçlü, Hilmi Yavuz'un "Hüzün ki en ziyade sevdiğimiz şeydir bizim" dizeleriyle başladığı konuşmasına, "Eleştirmenin dayanılmaz cazibesini burada gördük. Eleştiri ki, ikinci sırada sevdiğimiz şeydir bizim. Böyle oldu" diye devam etti. Eleştirinin önemli olduğuna eleştirisiz gelişme olmayacağına inandığını vurgulayan Bakan Güçlü şöyle dedi: "Eleştiriye açık biri olmama rağmen, bu 7,5 saatlik bir süre içerisinde etkilenmediğimi söyleyemem. Yani, en son kontrolümün dışına çıkma ihtimaline karşı, dostlarımın uyarıylarıyla biraz dengeyi sağlamaya çalışıyorum.
İlaç takviyesi aldım."
Bu sözlere CHP'den hemen yanıt geldi: "Sayın Bakan, bilseydik vallahi, billahi eleştirmezdik. Türk tarımını üzüyorsunuz ama biz sizi üzmeyiz."
İki lider ne konuşmuştur?
7. yılını kutlayan Diplomasi Muhabirleri Derneği'nin 26 Kasım'da Ankara Şehir Kulübünde düzenlediği kokteylde, diplomasi de 'sıkıcı' halinden uzaklaştı. Konuşmalarla biraz 'resmi' başlayan kokteylde, resmiyeti ilk bozan Abdullah Gül ile Beşir Atalay'ın bowling maçı oldu. Abdullah Gül, bowling topunu parmaklarını deliklere geçirmeden tutarak, 'acemi' olduğu izlenimi yaratsa da kupayı kaptı. Canlı rock müzik eşliğinde şaraplar ve biralar yudumlandıkça da hem diplomatların içindeki 'renkli' kişilikler hem de espriler ortaya döküldü.
Bir ara bir grup arasında aynı gün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref'in görüştüğü konuşulur oldu. Birileri, 'güya basına haber verilmeden yapılmıştı' diyecek olunca, başka biri 'Demek ki önemli konuları konuşuyorlar' dedi. Diplomasinin normal rutininde o 'önemli konuları' sorsanız, diplomatlar da gazeteciler de 'Nükleer işbirliği', 'Silah alışverişi', 'Keşmir sorunu' gibi başlıklar sayar. Ancak, başta da belirttiğimiz gibi, diplomasi 'ciddiyeti' raydan çıkmıştı bir kere... Futbolla çok ilgili bir gazeteci espriyi patlattı: "Ne görüşecekler, Beşiktaş'ın halini görüşüyorlar. İkisi de Beşiktaşlı ve tribün cinayeti ile sarsılan Beşiktaş, Bükreş'ten de eli boş döndü."