DUVARLARIN DİLİ OLSA

Türkiye'nin AB'ye tam üyelik için müzakere tarihi aldığı 17 Aralık'ta, sermaye piyasaları da Abant'ta 'AB sürecinde yol haritası'nı belirlemek için arama konferansı düzenledi.

Bir şarkı çal, kurumsal olsun
Türkiye'nin AB'ye tam üyelik için müzakere tarihi aldığı 17 Aralık'ta, sermaye piyasaları da Abant'ta 'AB sürecinde yol haritası'nı belirlemek için arama konferansı düzenledi.
İlk günün yorgunluğu gazetecilerin de katıldığı bir sohbette atılırken, Arı Menkul Değerler'in sahibi Aydın bey de, bağlama çaldı. Karacaoğlan, Pir Sultan'ın deyişlerini seslendiren Aydın bey, Âşık Mahsuni Şerif'ten 'bilmem ağlasam mı ağlamasam mı' türküsünü söylerken, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (IMKB) Başkanı Osman Birsen geldi. 'Ooo erenler' diye söze giren Osman Birsen'e, 'Siz de katılın' önerisi getirildi. Birsen oturunca, Aydın bey türküye 'yoksulun sırtından doyan doyana' dizeriyle devam etti. Kahkahaları da beraberinde getiren bu sözleri duyan Osman Birsen, "Ben gidiyorum" diye zıplayarak ayağa kalktı. Israrlar üzerine Birsen, "Beni mi buldun kardeşim, bu türküyü özellikle mi söylüyorsun" dedi ve gitme kararlılığını sürdürdü. Aydın bey, her ne kadar "Türküye siz gelmeden başlamıştık, ben de kaldığım yerden devam ettim" dese de, Birsen, "Kurumsal yatırımcı şarkısı çalarsan kalırım" dedi, ama türküyü dinlemeden sohbetten ayrıldı.
Erdoğan'dan literatüre katkı
Başbakan Erdoğan, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında 'sinir dozajı yüksek' bir konuşma yaptı. Erdoğan, Türkiye'nin AB ve Kıbrıs sürecini eleştirenlere, Diyarbakır'ı ziyaret eden ve Kıbrıs'ta verdiği sözü tutmayan AB'li yetkililere sert çıktı. Erdoğan, bu sert çıkışının ardından ekonomik gelişmelerle ilgili bilgi verirken de sert üslubunu sürdürdü ve bazı ifadelerini eleştirenleri hedef aldı.
Erdoğan, bir vergi paketi açıkladıklarını, 2005 yılının ortasında da yeni bir reform paketi ilan edebileceklerini belirtti ve bir süre durakladıktan sonra tekrar 'tatlı sert' ve alaycı bir üslupla konuşmaya devam etti. "Bazı aykırı ifadelerim olabiliyor. Bu, bazı çevreleri rahatsız ediyor" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Mesela bir 'sürpriz' noktasında, 'sürpriz kalem çıkacak' söylemimde. 'Efendim bizim bütçe dilimizde böyle bir şey yok, bu ifade yer alamaz' diyorlar. Almalı. Yolsuzluk, hortum sebebi ile ümidimizin kesildiği kaynaklar var mı bütçede; yok. Bu gelirse ne olacak? Bu sürpriz değil mi?
Biz de mantık şu; kitabın arasında ne yazıyorsa o. Bunun dışına asla çıkmayacaksınız. Hayır, çıkacaksınız. Bundan sonra var, olacak. Benim kullandığım 'tüccar siyaseti'ne de, 'siyaset literatüründe yok', diyorlar. Bu da girsin, bundan sonra olsun. Biz bunu sokacağız. Bu konuda da katkı yapacağız."
CHP'lilerle gezmeyen müftü
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Marmara depreminde hasar gören 160 yıllık Kabaklı Köyü Camisi'ni onarmak ister. Mimar arkadaşı Savaş Özsayın'dan mimarlık hizmetlerini karşılıksız yapma sözü alır. İnşaat mühendisi olan CHP İl Başkanı Alaattin Fitoz'a gider, o da inşaat işlerini üstlenir.
Fitoz, Yalova Müftüsü Tacettin Sevinç'e, "Camiyi onarmak istiyoruz. Camide keşif yapabilmek için bizimle köye gelir misiniz?" diye sorar. Müftü Sevinç, "Ben CHP'lilerle gezmem" yanıtını verir. CHP'liler şoke olur. Muharrem İnce durumu Diyanet İşleri Başkanlığı ve Diyanet'ten sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın'a iletir.
Diyanet'in bütçesi konuluşurken, Halil Akyüz, CHP'nin Müslümanlığına imamların yan baktığını söylemişti.
Akyüz'e yanıt veren Bakan Aydın, "Böyle bir ayırım yok" deyince, Muharrem İnce, "Yanımızda bile görünmek istemiyorlar" diye laf atmıştı. Aydın, "O zaman siz yanlarına gidin. Bir çaylarını için, gönüllerini alın" demişti, ama müftü Sevinç'i de görevden almıştı. Sorun çözüldü, ama şu soru hâlâ yanıt bekliyor. Müftü Sevinç o köye CHP'lilerle gitseydi, AKP il başkanı veya milletvekilleri görevden alınması için harekete geçmeyecek miydi?