Duvarların dili olsa

Renkli kişiliğiyle ne yapsa haber olan Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, bakanlığının düzenlediği Türk Müziği Formları Beste Yarışması'nın tanıtım toplantısında söyledikleriyle yine dikkatleri üzerine çekti.

Atilla Koç'tan yeni inciler
Renkli kişiliğiyle ne yapsa haber olan Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, bakanlığının düzenlediği Türk Müziği Formları Beste Yarışması'nın tanıtım toplantısında söyledikleriyle yine dikkatleri üzerine çekti. Yarışmayla ilgili açıklamalarını yaptıktan sonra gazetecilerle sohbet eden Koç, merkez valisi olduğu dönemde her gün sözlükten bir sayfa okuduğunu anlatırken, bunun kelime haznesi açısından ne kadar yararlı olduğunu söyledi. Koç, bunu bir örnekle anlatmaya çalışırken, 'Akrostiş' (her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak şekilde düzenlenmiş koşuk) tekniği hakkında gazetecileri bilgilendirdi.
"İnsanlar sevgililerine akrostiş yazarlar bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz" diye soran Koç, "Evet" karşılığını alınca "Peki, bunun Osmanlı'da da olduğunu biliyor musunuz" diye ikinci bir soru yöneltti. 'Hayır' yanıtını alan Koç, akrostiş'in Osmanlıcasının 'muvaşşah' olduğunu söyledi. 'Siz hiç gençliğinizde akrostiş yazdınız mı' sorusu üzerineyse Koç, "Yazmış olsam bile size söyleyeceğimi mi sanıyorsunuz? Benim 28 yıllık çok mutlu bir evliliğim var" diyerek soruyu yanıtsız bıraktı.
Bürokrat mı dediniz?
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu geçen hafta DYP lideri Mehmet Ağar'ı ziyaret etti. Bu ziyaret sırasında Türkiye-AB Karma Parlamento Grubu Eşbaşkanı Joost Lagendijk'in Başbakan Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal'a TCK'nın 301. maddesi üzerine yazdığı mektup da gündeme geldi. Ağar gazetecilerin sorusu üzerine 'Türkiye'nin kendi ihtiyaçlarıyla evrensel ve AB hukukunun gerçekleri arasındaki bir dengeyi örtüştürebileceği' gibi bir yanıt verdi.
Mumcu'ysa söze 301'in aslında 'arızalı bir yasa' olduğunu vurgulayarak başlasa da daha sonra Lagendijk'in titrine getirdi. Türk siyaseti nasıl 'bir AB bürokratına muhatap kılınıyordu?' Bu, Türkiye'ye takınılan tavrı da gösteriyordu.
Mumcu'nun tavrı, Türk siyasetinde özellikle AB cenahından gelen yorumlar hoşa gitmediği zaman takınılan "bürokrat parçası" söyleminin bir yansıması mı? Bu açıdan bakıldığında AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso, Dış Politika ve Güvenlik Komiseri Javier Solana ve Genişleme Sorumlusu Olli Rehn dahil, fiilen AB kabinesini oluşturan bütün üst düzey yetkililer bürokrat sayılabilirdi ve onlar Türk siyasetçilerle muhatap olamazlardı.
Bu yaklaşımın gerçekçiliği bir yana, gerçekliği de sorgulanmaya açık. Çünkü Lagendijk bürokrat değil. 1998'den bu yana Avrupa Parlamentosu'nun seçilmiş üyesi. Zaten TBMM ile Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı olması da bunu gösteriyor. Belki Mumcu bunu hatırlayamadı, ama dış politika ekibini gözden geçirmesinde yarar var.
Kar yağdı, THY trene bindi
Bu yıl kar yağışı çok olmadı. Doğu Anadolu'daki yağışlardan Sivas'tan Batı'ya doğru olan kesimler neredeyse kar görmedi. Ama son günlerde başta Ankara olmak üzere yağış almayan illerin yüzü 'kuraklık riskini azaltacağı' umuduyla güldü. Yoğun olmasa da birkaç gün kar gördü, yurdun batı kesimleri de.
Kuraklık için umut olsa da kar yağışının ulaşımda risk yarattığı da göz ardı edilemez tabii. Bu durumda, tren en iyi yolculuk aracıdır. Hem yol boyunca kar manzaralarını seyreder hem de yolculuğunuzu güvenle yapabilirsiniz, trenin (oldukça düşük olan) raydan çıkma ihtimalini pek de dikkate almadan.
Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Temel Kotil de geçtiğimiz hafta sonu uçak yolculuğu yerine treni tercih etti. İstanbul Haydarpaşa Garı'ndan sabah saatlerinde kalkan yataklı Ankara Ekspresi'yle Ankara'ya geldi. Trenin vagon restoranında yemek yedi. Yol boyunca uçsuz bucaksız kar manzarasını seyretti.
Kotil'in THY yerine trenle yolculuk yapmayı tercih etmesi akıllarda soru işareti de bırakmadı değil. Kotil'in tren yolculuğuna neden, nostalji yaşama isteği mi, yoksa kış şartlarında havayoluna duyduğu güvensizlik miydi?