Duvarların dili olsa

Başbakan Erdoğan'ın klişeleşmiş sözleri vardır. Erdoğan'ı 'biraz bilen biri' Başbakan konuşmaya başladı mı bir sonraki cümleyi üç aşağı beş yukarı tahmin edebilir.

Erdoğan nerden ilham alıyor?
Başbakan Erdoğan'ın klişeleşmiş sözleri vardır. Erdoğan'ı 'biraz bilen biri' Başbakan konuşmaya başladı mı bir sonraki cümleyi üç aşağı beş yukarı tahmin edebilir. Başbakan, 8 Mart'ta Nevşehir'de düzenlenen toplu açılış töreninde de AKP'nin icraatlarını 'görmeyenler' ve 'inkâr edenler' için kullandığı klişe cümleyi yine kullandı: "Gözü var ama görmüyor, kulağı var ama duymuyor, dili var ama konuşmuyor." Erdoğan'ın dini terimleri kullanmayı sevdiğini bildiğimiz için, bize aşina
gelen bu sözün ilham aldığı yeri araştırdık ve şaşırtıcı bir sonuca vardık.
A'raf Suresi'nin 179'uncu ayetinde şöyle deniyor: "Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için
var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir." Nahl Suresi'nin 108. ayeti ise "İşte onlar, Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir," şeklinde. Kuran'daki bu ayetler 'günahkârlar' ve 'cehennemlikler' için kullanılıyor.
Ev sahibi, kiracı
Geçen hafta hem siyaset hem de magazin dünyasının tartıştığı ortak isim manken Şebnem Schaefer oldu. Schaefer'in sürpriz bir kararla DYP'ye katılması, üstelik Tansu Çiller'i örnek aldığını açıklayıp "Siyaset de yaparım, bikinili poz da veririm" diyerek iddiasını ortaya koyması hayli yankı uyandırdı.
Bekâret raporlarıyla gündeme gelen Schaefer'in siyasete girmesi kulislerde büyük espri konusu oldu. Kulislerin ana gündemini de 'Genel seçimlerde Şebnem DYP'ye oy getirir mi getirmez mi' sorusu oluşturdu. Kimi, Ağar'ın, meydan mitinglerinde ünlü mankenle birlikte görünmesinin DYP'nin oylarını artıracağı, kimi de seçimlerde Şebnem'in adının bile anılmaması görüşünü dile getirdi. AKP ve MHP'lilerin büyük bölümü ise bu transferin DYP'ye çok da yaramayacağı görüşünde birleşti.
Schaefer, televizyoncu Şebnem Kısaparmak'ın ardından magazin dünyasından bu partiye giren ikinci ünlü isim olmuştu. DYP'nin Genel Merkez Yönetimi, bilgileri dışında gerçekleşen Schaefer transferiyle ilgili de 'temkinli' demeçler vermeye özen gösterdi. Ancak eski Maliye Bakanı İsmet Attila, Mehmet Ağar'ın genel başkan seçilmesiyle birlikte partideki hem yönetim hem de söylem (düz ovada siyaset gibi) değişikliğiyle ilgili durum tespitini iki cümleyle ortaya koydu. Attila'ya göre, DYP'de ev sahipleri dışarıda, kiracılar içerideydi. Üstelik kiracılar da evin içini tahrip ediyordu...
Kim olursan ol 'mükellef ol'
Türk vergi sistemi çağdaş yapısıyla yabancıların vergilendirilmesine ilişkin esasları da düzenler. Ama bu vergileme daha çok Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlere ilişkindir.
Son yıllarda, yabancıların Türkiye'ye ilgisi 'gerçek kişiler' bazında da artmaya başladı.
Türkiye'den konut alan yabancı sayısı her geçen gün artıyor. Tabii, konut alan her yabancı ikametini Türkiye'ye taşımıyor. Tatil yapmak amacıyla Türkiye'ye geliyor, bazıları konutlarını kiraya verip kira geliri elde ediyor.
Bu da uyanık Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın gözünden kaçmıyor. Maliye'nin yeniden yapılanan Gelir İdaresi Başkanlığı, dünyaya açılan Türkiye imajına
yakışır şekilde şimdi 'yabancı' mükelleflerine de hizmet veriyor.
Vergi mükellefleri için hemen her alanında yayımladığı broşürlerle yol gösteren idare, yabancı 'gerçek' kişilerin kira gelirlerini nasıl hesaplayacakları ve vergilerini nasıl ödeyeceklerini anlatan Türkçe, İngilizce ve Almanca kitapçıklar hazırladı.
Yani o da 'Kim olursal ol gel' diyen Mevlana gibi...