Duvarların Dili Olsa

Geçen hafta TBMM Genel Kurulu uluslararası bir anlaşmayı onayladı. Anlaşma, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin (ITU) Konferansı'nın Antalya'da toplanmasına ilişkindi.

Meclis tam gaz çalışıyor
Geçen hafta TBMM Genel Kurulu uluslararası bir anlaşmayı onayladı. Anlaşma, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin (ITU) Konferansı'nın Antalya'da toplanmasına ilişkindi. Anlaşmayla bu konferansa yer tahsisi, yaklaşık 2 milyon 250 bin YTL bütçe tahsisi, toplantıya katılacak görevlilere sağlanacak imtiyazlar karar altına alınıyordu.
ITU'ya 190 ülkeden 590 sektör temsilcisi üye idi. TBMM'nin böyle bir konferansın Türkiye'de düzenlenmesine karar ve onay vermesi önemliydi. Buraya kadar her şey iyi görünüyordu. Ama küçük bir ayrıntı vardı. Konferans, zaten 6-25 Kasım 2006 tarihlerinde yapılmış bitmişti.
Aslında konferansın yapılmasına 5 Haziran 2006'da karar verilmişti. Buna ilişkin yazı 17 Temmuz'da Başbakan Erdoğan tarafından TBMM Başkanı Arınç'a gönderilmişti. TBMM Dışişleri Komisyonu, Konferansı 16 Ekim 2006'da onaylayıp Genel Kurul onayına sunmuştu. Onay Genel Kurul bürokrasisinde kaynayıp gitti. Konferans yapıldı, kararlar alındı, bütçeler harcandı, ama onay dört ay sonra geldi. CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu, 18 Aralık 2006'da hem Erdoğan, hem de Arınç'a başvurarak, Konferans'ın hangi yetkiyle yapıldığı, bütçenin olmayan yetkiyle nereden karşılandığı gibi basit sorular sordu. Hâlâ yanıt bekliyor.



Kayısının faydaları; yerseniz!
Türkiye bir yandan cumhurbaşkanlığı, bir yandan milletvekili seçimlerine hazırlanırken, siyasetin kalbinin attığı TBMM'de de doğal olarak herkesin kafasında bu iki konu bulunuyor. Ne konuşulursa konuşulsun söz dönüp dolaşıp seçimlere geliyor.
TBMM Genel Kurulu'nda geçen hafta kayısı üreticilerinin sorunlarının araştırılması için bir komisyon kurulmasına yönelik önerge görüşülüyordu.
AKP Malatya Milletvekili Ali Osman Başkurt üreticilerin sorunlarını sıraladıktan sonra, televizyonlardaki fındık reklamlarına nispet yaparcasına kayısının faydalarını anlatmaya başladı. Başkurt, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a atfettiği bir espriyi öneri olarak anlattı: "Her gün bir kayısı yiyen milletvekili olur, üç kayısı yiyen bakan, beş kayısı yiyen başbakan, on kayısı yiyen cumhurbaşkanı olur."
Herkesi kayısı yemeye davet eden sözlerine CHP'lilerden "Kayısı mı bıraktınız" diye laf atılmasına aldırmayan Başkurt, kayısının diğer (!) faydalarını ise şöyle sıraladı: "Kuru kayısı mineral ve vitamin olarak baldan daha verimlidir, daha besleyicidir. Kayısının sodyumca fakir, potasyumca zengin olması nedeniyle, kalp yetmezliği, böbrek rahatsızlıkları, hepatit, siroz tedavilerinde olumlu sonuçlar verdiği bilinmektedir. Kayısı ayrıca kansere karşı da kalkan görevi görmektedir."
Başkurt'un sözlerini milletvekili sıralarından gelen "Tabi yerseniz" lafları tamamladı.


'Biliyorum çünkü Ofluyum'
CHP İstanbul Milletvevili Halil Akyüz ile ihale yolsuzluğuna adı karıştığı için milletvekilliğinden istifa eden Cemal Kaya, İstanbul-Ankara uçağında karşılaşınca ister istemez söz siyasete geldi. Kaya, kendisi üzerinden AKP'ye yöneltttiği ağır eleştiriler nedeniyle milletvekilliğinden istifasına kadar giden süreci başlatan Baykal'a fena halde kızgındı. CHP'li Akyüz'e "Baykal ölünce bir kurban kesip fakir fukaraya dağıtacağım" diyerek Baykal'a kızgınlığının geçmediğini belli etti.
Akyüz, Kaya'nın bu yenilir ama yutulmaz lafını yutmadı tabiii. Ve hemen "O zaman çocuklarınıza vasiyette bulunun. Çünkü siz sayın Baykal'dan önce öleceksiniz" diye karşılığını verdi. Beklenmedik bir yanıt ile karşılaşan Kaya, Akyüz'e "Benim ondan önce öleceğimi nereden biliyorsun?" diye sordu. Bu soru üzerine filozofça bir tava takınan Akyüz, "Biliyorum. Çünkü Ofluyum. Herkesin bildiği gibi Oflular direkt yukarı ile bağlatılıdırlar" dedi.
TBMM'ye CHP'den giren Kaya, bir süre sonra AKP'ye geçmişti. Çeşitli ihalelerde adı geçen Kaya, Enerji Bakanlığı'nın bazı ihalelerinde yolsuzluk yapıldığı iddialarının ortaya çıkması üzerine milletvekilliğinden istifa etmişti. Yargılanan Kaya, 'ihaleye fesat karıştırmak'tan hüküm giymişti.