Duvarların dili olsa

Cumhurbaşkanlığı tartışmaları AKP bünyesinde iç gerilimlere de yol açıyor. AKP'nin en etkili isimlerinden birinin, bir süre önce iş dünyasından bir grup etkili isimle yaptığı bir sohbet sırasında söyledikleri bu gerilimleri yansıtıyor.

'Bizi temizlikçi gibi görüyorlar'
Cumhurbaşkanlığı tartışmaları AKP bünyesinde iç gerilimlere de yol açıyor. AKP'nin en etkili isimlerinden birinin, bir süre önce iş dünyasından bir grup etkili isimle yaptığı bir sohbet sırasında söyledikleri bu gerilimleri yansıtıyor. AKP'nin bu önemli ismi sohbet sırasında iş dünyasının tutumundan yakınarak şunu söylemiş: "Bizi sitenin temizlikçisi gibi görüyorlar. Kimsenin temizlemediklerini temizlediğimiz için çok memnunlar. Temizliğe devam ettiğimiz müddetçe de destekliyorlar. Ancak temizliğini yaptığımız sitede oturmamızı istemiyorlar. Bu da bizi üzüyor."
AKP'deki bir başka gerilim kaynağı da bir iç çelişki. Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanı olup Dışişleri Bakanı Abdullah Gül başbakanlığı alırsa genel seçimlerdeki AKP milletvekili aday listesini o hazırlayacak. Gül'ün partiyi merkeze kaydırmak istediği, merkez sağdan liberal ve entelektüel isimlere daha fazla yer vermek istediği biliyor.
Bu da Milli Görüş ve İstanbul Belediyesi kökenli pek çok ismin koltuk kaygısına kapılmasına yol açıyor. Bu kaygı, Erdoğan'a içeriden gelen 'Başımızda kal' taleplerinin nedenleri arasında.
AKP'liler komisyondan kaçıyor
Çankaya seçimi sürecinin başlamasına bir hafta kala, heyecan tam anlamıyla doruğa çıktı. Meclis'in yasama faaliyetlerinin temposu da hayli düştü. AKP yönetimi, tansiyonun yükselmemesi için muhalefetin karşı çıktığı tasarı ve teklifleri Meclis'te görüştürme kararı aldı. Ayrıca, Başbakan Erdoğan'ın AKP'li vekillerle Köşk seçimi konusunda yapacağı 'akşam görüşmeleri' de dikkate alınarak Meclis'in gece geç saatlere kadar çalıştırılmasından da vazgeçildi.
Milletvekilleri de bu süreçte gerek yasama gerekse denetim faaliyetlerine eskisi kadar ilgi göstermiyor. Yasa teklifi hazırlama konusunda eskisi gibi birbirleriyle yarışmayan vekiller, komisyon çalışmalarına karşı da ilgisiz. Komisyon başkanları, alt komisyonlara eskisi gibi istekli üye de bulamıyorlar. Tarım ve Orman Komisyonu'nda son yaşananlar da bunun güzel bir örneğini oluşturdu. Tapu Kanunu'nda değişiklik öngören tasarının görüşmelerinde, CHP'lilerin itirazları ile üzerine tasarı AKP'lilerin önerisiyle alt komisyona sevk edildi. CHP, kendilerine düşen iki üyelik için hemen isim bildirdi. Ancak üç üye verecek olan AKP'den istekli vekil çıkmadı. Komisyon Başkanı Vahit Kirişçi, tek tek AKP'li üyelerden alt komisyona girmelerini istedi. Ancak, AKP'liler, 'işim var, zamanım yok' diyerek kabul etmedi. CHP'liler bu durumu gülerek izlerken, başkan Kirişçi sinirlendi. Kirişçi'nin, "Arkadaşlar hepinizin gayrimenkulleri var, benim hiçbir şeyim yok, çalışacağız" şeklindeki sitemi üzerine zorla da olsa alt komisyona AKP'den de üye bulunabildi.
92'sinde çocuklar gibi şendi
TBMM'nin verdiği ödül nedeniyle son günlerde yeniden tartışma konusu olan İhsan Doğramacı, geçen hafta 92'nci yaş gününü kutladı. Kurucusu olduğu Bilkent Üniversitesi, Doğramacı'ya, Case Western Reserve Üniversitesi ile birlikte unutamayacağı bir doğum günü hazırlamıştı. Doğramacı'nın yaşamından kesitler sunulan film gösteriminde Hacettepe ve Bilkent Üniversiteleri'nin kampüslerinin kuruluş süreçleri en ince ayrıntılarına kadar anlatılmıştı. Filmden en çok etkilenen ise Doğramacı olmuştu. Bu durum, Case Western Reserve Üniversitesi'nin onursal doktora vermesinin ardından yaptığı konuşmaya da yansımıştı. "Arkadaşlar söyledi, bu 26'ncı doktorammış" diyen Doğramacı, bundan öncekileri o üniversitelere gidip aldığını ancak bunun ilk defa olarak kendi üniversitesine getirilerek kendisine verildiğini söyledi. Doğramacı, 92. yaşını İngilizce olarak anlatırken, "I am 92 years old" dedi. Ancak daha sonra genç olduğunu ima etmek için kalıptaki 'old' kelimesini 'young'la değiştirdi ve "I am 92 years young" dedi. Doğramacı, yaklaşık 10 dakika süren konuşmasını ayakta yaparak da adeta yaptığı değişikliğin hakkını verir gibiydi.