Duvarların dili olsa

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, sık sık muhalefetin silahı haline gelen çıkışları oldu. Mersinli çiftçi Kemal Öncel'e söylediği "Ananı da al git buradan" sözü, bunlardan biriydi.

ANA'yı da alıp gidiyor
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, sık sık muhalefetin silahı haline gelen çıkışları oldu. Mersinli çiftçi Kemal Öncel'e söylediği "Ananı da al git buradan" sözü, bunlardan biriydi. Cumhuriyet mitinglerinde kullanılan "Anamızı da alıp geldik" dövizleri İzmir'de Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın fotoğrafıyla birleşince, Erdoğan'ın sözleri muhalefet için bir slogana dönüşmüştü.
"Ananı da al git" sözünün olumsuz etkilerinden kurtulması hayli zor görünen Erdoğan, muhalefete koz verecek başka bir ANA'lı bir icraata imza atmaya başladı. Erdoğan, seçim arifesindeki Erzurum ve Van ziyaretlerini Başbakanlığa ait ANA uçağıyla yaptı. Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, çok sayıda bakan, Şükrü Ayalan gibi AKP yöneticileri ANA uçağına doluşarak bu illere gitti. Başbakan'a sorarsanız, "TOKİ'nin açılışlarına gittim" diyecektir. Ancak hem Erzurum'da hem Van'da yapılan aslında bir AKP mitingiy-di. Üstelik, anahtarı dağıtalan konutlara insanların çoktan yerleşmiş olduğunu sağır sultan bile duydu. Erdoğan'ın açılış bahanesiyle AKP mitinglerine ANA'yı alıp gitmesi, miting organizasyonlarını valiliklere yaptırması muhalefetin dikkatinden kaçmayacak gibi.
Dolmabahçe kriterleri mi?
Meclis kulisinde bir AKP ve bir CHP milletvekili ile bir gazeteci konuşuyorlardı.
CHP milletvekili sözü ortaya attı: "Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in milletvekili adayı olmasına ne diyorsunuz?"
AKP milletvekili geçiştirmeye çalıştı: "Başbakan hizmetlerine orada ihtiyaç duymuştur."
CHP'li gazeteciye döndü: "Koruma amaçlı olabilir mi?"
CHP'li, Dinçer'in milletvekili olarak yasama dokunulmazlığına kavuşacak olmasını kastediyordu.
Gazeteci, "Belki de" dedi, "Dinçer'i değil, kendisini korumak içindir."
AKP'li vekil acı acı gülmeye başladı.
"Nasıl yani?" diye sordu CHP'li.
"Sayın Başbakan'ın, Büyükanıt Paşa ile konuşmasını kastediyor herhalde" diye karşılık verdi AKP'li. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 4 Mayıs 2007 cuma günü Başbakan Tayyip Erdoğan ile Erdoğan'ın davetiyle Dolmabahçe'deki Başbakanlık bürosundaki görüşmesini ima ediyordu.
Gülümseme sırası gazeteciye gelmişti.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 24 Mart 2006'da o zaman Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile konutta yaptığı görüşme ardından makamına döndüğünde müsteşarı Ömer Dinçer'in "Beni görüştünüz mü?" diye sorması, Erdoğan'ın da "İşimize bakalım" yanıtı vermesiyle ilgili (30 Mart 2006) haberi hatırlamıştı.
Özürlü, genç, kadın aranıyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin milletvekili aday listeleri için önemli bir kriter koydu. Buna göre, İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Konya, Bursa, Trabzon, Gaziantep gibi çok sayıda milletvekili çıkaran illerde mutlaka bir genç, bir özürlü, bir de kadın aday konulacak. Üstelik bu adaylar listenin 'seçilebilecek yerlerinde', yani ön sıralarda yer alacak.
Erdoğan'ın aday kriterleri duyulur duyulmaz ortalık karıştı. Çünkü hem
bu illerin mevcut vekil sayısı, hem de 'Şansımız fazla olur' diyerek buralardan aday olmak isteyen çoktu. Zaten liste kavgası had safhaya çıkmıştı. Ancak, Erdoğan'ın isteği yüzünden ön sıralardaki üç sıra şimdiden tehlikeye girmişti bile.
Herkes kara kara düşünürken 'cin fikir' Konya'dan geldi. Konyalılar, hem genç, hem özürlü, hem de kadın olan bir aday arayışına girdi. Böylece hem kendilerini rahatlatmış, hem de Erdoğan'ın isteğini yerine getirmiş olacaklardı. Ne var ki, bu üç özelliği aynı insanda bulmak sanıldığı kadar kolay değil. Bu yüzden AKP Konya il örgütü hummalı bir arayış içerisinde.
Kısacası Konyalılara duyurulur... Hem özürlü, hem genç ve hem de kadınsanız AKP'nin aday listesinde yeriniz hazır.
Hem de TBMM garantili ön sıralarda...