Eczacılar tedirgin, doktorlar temkinli

Eczacılar tedirgin, doktorlar temkinli
Eczacılar tedirgin, doktorlar temkinli
Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı genelgeyle, kanser ilaçlarının eczanelerde satışına yasak getirmesinin ilk gününde eczacılar ve hastalar tedirgin olurken, hekimler bu duruma temkinli yaklaştı.

RADİKAL - Sağlık Bakanlığı'nın, 1 Temmuz'dan itibaren kanser ilaçlarının hastaneler tarafından temin edilerek hastalara verilmesi konusundaki genelgesi ilk gününde şaşkınlık yaşattı.

Kanser ilaçlarının hastanelerden temin edilmesinin yeni bir durum olmadığını belirten Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Mutlu, özel hastanelerin bu durumu uzun süredir uyguladığını söyledi. Doç. Dr. Mutlu şöyle dedi:
"Aslında kanser ilaçlarının hastanelerden temin edilmesi yeni bir olay değil. Özel hastanelerin büyük bölümü, kanser ilaçlarını kendisi temin ediyor. Ekonomik açıdan bakarsak, onkoloji hizmeti veren merkezlerin büyük bir geliri de bu ilaçlardan sağlanıyor. Dolayısıyla resmi ya da yarı resmi kurumlarda; yani üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastanelerinde de mümkün olduğunca bu tür ilaçlar kurum tarafından temin edilmekteydi. Bu durum kurumlara gelir getirmekteydi. Bu açıdan bakınca üniversite hastaneleri, eğitim araştırma hastaneleri açısından kanser ilaçlarının temini konusunda sıkıntı yok. Bu geçmişten gelen bir süreç. Hekim hastayı görünce direkt kemoterapi ünitesine gidip işlem uygulanabilmekte."

'PAHALI DİYE STOKLANAMIYOR'

Bazı sıkıntıların bulunduğuna işaret eden Doç. Dr. Mutlu, özellikle ithal ilaçların fiyatının yüksek olması nedeniyle stoklanamadığını belirtti. Doç. Dr. Mutlu, şöyle konuştu:

"Bazı ilaçlar, ithal ilaçlar olsun fiyatı yüksek olduğu için her zaman ünitenizde bulunmuyor. Bunu bütün medikal onkologlar iyi bilir. Bu tür ilaçları içeren piyasadaki ajanlar hastanelerde bulunmamaktadır. Çünkü çok yüksek maliyetli, hastaneler bunları temin etmeleri ve hastaya sunması konusunda bazen zarar edebilmekte. Onkolojinin tedavisinde ana bir yer edinen bu tür antikor ilaçların temininde problem oldu. Dolayısıyla bu sorunu kendi eczacımızla çözmeye çalıştık. Bir şekilde çözdük. Bu çok yanlış bir karar değil, ancak esnek tutulması yönünde karar verilmesinden yanayım. Bu karar olamasa da büyük hastanelerin büyük bir kısmı bu ilaçları zaten almıştı, bünyelerinde bulunduruyordu. Hastalar bundan da memnundu, ama bazı hastaneyi zarar ettirecek ilaçlar alınması konusunda problem var. Bu konuda esnek olunursa daha rahat olunur diye düşünüyorum."

Hastaların uygulamanın ilk gününde ilaca ulaşma konusunda tedirginlik yaşadığına değinen Doç. Dr. Hasan Mutlu, ilaca erişim konusunda hekimlerin de endişeli olduğunu aktardı.

HASTALAR İLAÇSIZ KALIYOR

10'uncu Bölge Antalya Eczacılar Oda Başkanı Kerem Zabun ise hastalara bu uygulama öncesinde yeterli bilgilendirme yapılmadığını aktardı. Zabun şunları söyledi:
" Bugün itibarıyla herhangi bir eczaneye gittiğinizde, geçmişten gelen bir kanser raporunuz varsa ve buna ilişkin bir reçeteniz yazılmış ise, yani ayaktan raporlu hasta iseniz, SGK bunun provizyonunu vermiyor. Yani şu an kanserli hasta ilaç almak için eczanemize geldiğinde 'Bu ilaçları bana verin' dediğinde veremiyoruz. Ne yapıyoruz, ayaktan hasta olduğu için ya günübirlik tedavi kapsamında, ya da yatan hasta durumunda değerlendirmek durumunda olduğu için bu tür hastaları hastanelere yönlendirmek durumunda kalıyoruz. Hastanelere gidildiğinde de öğrendiğimiz kadarıyla, şu saat itibarıyla Antalya'da 70 ürün (ilaç) belirlenmiş durumda. Bunun 60'a yakını temin edilmiş vaziyette ve 6- 7'sinin ihalesinin açılmamış olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz."

NEDENİNİ ANLAYAMADIK

Bu uygulamanın neden hayata geçirildiğini anlayamadıklarını aktaran Kerem Zabun şöyle devam etti:
"Bugüne kadar işleyen, son derece sağlıklı giden ve özellikle ilaç takip sisteminin kullanıldığı, ilacın üretiminden son kullanıcıya gidene kadarki tüm zincirlerin takip edildiği, hastaların da bu anlamda en ufak bir şikayetinin olmadığı bir sistem vardı. Hastane içersinde yeteri kadar depolama alanı olmadığını düşündüğümüzde ihalelerle bu ürünlere ulaşılmak zorunda kalındığını düşündüğümüzde bu uygulamanın neden yapıldığını anlamakta açıkçası zorlanıyorum."
DHA-Erol AKKIR