Efes'e rakip Parion yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor

Efes'e rakip Parion yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor
Efes'e rakip Parion yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor

Kemerköy?deki kazılarda kentin henüz küçük bir bölümü ortaya çıkarıldı ama bulunan eserler küçük bir müzeyi doldurabilir.

Çanakkale'de bir okul inşaatı sırasında izlerine rastlanan Parion antik kentinden paha biçilmez eserler çıktı. Prof. Başaran: Beş yıl içerisinde Parion kendini iyice gösterecek ve belki Efes kadar önemli bir turizm bölgesi olacak
Haber: MEHMET ÖZDOĞAN / Arşivi

ÇANAKKALE - Her taşının altından tarih fışkıran Çanakkale ve etrafının Bizans İmparatorluğu öncesi sahipleri kimlerdi? Yerden ısıtmalı kalorifer sistemini ilk kullanan hangi medeniyetti? İlk havuzlu, lüks villalar ne zaman yapılmaya başlandı?
Bu soruların cevapları birkaç yıl önce İÇDAŞ’ın sosyal sorumluluk projesi kapsamında Kemerköy’de yaptıracağı ilköğretim okulunun temelini atmasıyla yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İnşaat için ilk kazma toprağa vurulduğunda toprağın altından bilinmeyen, duyulmayan bir medeniyet kendini anlatmaya başladı. O günden bu yana İÇDAŞ ve Kültür ve Turizm Bakanlığı sponsorluğunda Erzurum Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevat Başaran ve öğrencilerden oluşan ekibi 8 kilometre çapındaki surların çevrelediği tahmin edilen antik kentte kazı yapıyor. Kentin çok küçük bir bölümü kazınmasına rağmen, bir arkeoloji müzesi kurulabilecek kadar tarihi eser bulundu. Kazı çalışmalarında işçi yok.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen arkeoloji tutkunu öğrenciler, aylar boyunca haftada altı tam gün çalışarak, çadırlarda uyuyarak canla başla tarihe uzanan yeni bir iz bulmak için gayret ediyorlar. Bu sene itibarıyla ortaya çıkanlar ise yamaç evleri, lüks roma villaları, mezarlar, antik tiyatronun küçük bir bölümü... 

Ölümden sonra yaşam inancı
Üç yıldır devam devam eden kazılarda paha biçilemez tarihi eserler bulundu. Altın taç, Eroslu küpe, Eros’un domuz avını anlatan bir yapıt, yüzükler, pişmiş toprak, cam gözyaşı şişeleri, sikkeler ve bronz aynalar bunlardan yalnızca birkaçı... 2009 yılı itibarıyla bulunan 900’e yakın tarihi kalıntı, bölgede bir müze kurulana kadar korunmak üzere Çanakkale Arkeoloji Müzesi’ne teslim edildi.
Tüm katılıntılar, medeniyetin yaşayış tarzını da anlatıyor. Örneğin gözyaşı şişesinin hikâyesi,  Parionluların yakınlarının ardından döktükleri gözyaşlarını bu şişelerde topladığına işaret ediyor. İnançlarına göre, ne kadar gözyaşı dökülürse, ölümünden sonraki yaşamına o kadar sevgiyle devam edecek ölen kişi... Parionluların öldükten sonra yaşamın varlığına inanmaları, mezarlarından hediyelik ve sikke çıkmasından da anlaşılıyor. Yine inanca göre, sikke ve hediyelikler diğer dünyada sıkıntı çekmemesi için ölüyle gömülüyor.
Bölgedeki eşi bulunmayan işlemeli eserler ise Bizans döneminde tahrip edilmiş. Osmanlı saldırılarına karşı önlem alma peşine düşen Bizans İmparatorluğu, bu bölgelerdeki değerli taşları alıp, İstanbul’a sur yapımı için taşımış. Parion Antik Kenti’nin üzerine yapılmış Bizans yapıtları ise kazı çalışanlarını zorluyor. Henüz kazılmamış alanlarda, köy yolunda ilerlerken bile ‘Son Bizanslılar’ın mezarlarına rastlamak mümkünken, biraz ileride kentin antik tiyatrosu yeniden güneşin huzuruna çıkmaya hazırlanıyor. Kazının bu bölümünde ortaya çıkanlar kalıntılarda, yunus balığı ve üç yılanın çektiği bir araba içerisindeki Tanrıça Ceres ve domuz avı sahnesindeki Eroslular resmediliyor. 

Dünyanın ilk kalorifer sistemi
Parion’da elde ettikleri bulgulara göre 2700 yıl önce en parlak dönemlerinde burada yaklaşık 70-80 bin kişinin yaşadığını öngördüklerini aktaran Prof. Dr. Başaran, dünyada ilk kez kullanıldığı tahmin edilen kalorifer sisteminin de yine kazı yaptıkları villada bulunduğunu belirtti. Antik tiyatronun hemen karşısında yer alan Roma Villası’ndaki çalışmalarda evin avlusunda bulunan havuz, insanlığın lüks merakının ne kadar eskilere dayandığını da kanıtlıyor.  Ayrıca kentte altın kalıplarının da bulunması nedeniyle kentin altın üretimiyle ilgilendiğinin belirlendiğini vurgulayan Prof.Dr. Başaran, “Altın üretiminin yanı sıra kentte elde edilen bulgulara göre antik çağa ait uskumru ve yunus balıkları, üzüm bağları, şarapları ve ön yüzünde boğa ya da gogo başı bulunan sikkeleriyle ün salmış bir balıkçı kenti olasılığı üzerinde de duruyoruz” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 135 bin TL, İÇDAŞ’tan da 65 bin TL ödenek sağlanarak kazının devam ettiğini dile getiren Prof. Dr Cevat Başaran ‘Parion’u anlattı: 

‘Efes kadar kıymetli olacak’
“Parion kazı evlerindeki çalışmalarda küçük buluntuların, kapların restorasyonu ile çömlekçilik atölye çalışmaları da yapılmaktadır. Ekibimiz, bu işe gönül vermiş öğrencilerden oluşuyor. Aylarca burada kalıyorlar, güneşin altında çalışıyorlar. Bölge halkından da büyük destek görüyoruz. Kazı evi olarak belirlediğimiz alan, bir köylü tarafından bize tahsis edildi. Kazıda yalnızca Türklerin olması da önemli bir nokta... Kazı çalışmaları senelerce sürecektir, ancak beş yıl içerisinde Parion artık kendini iyice gösterecek ve belki de Efes kadar önemli bir turizm bölgesi haline gelecektir.”