Efe'ye ilik bulunması mucizelere bağlıymış

Efe'ye ilik bulunması mucizelere bağlıymış
Efe'ye ilik bulunması mucizelere bağlıymış
Küçük Efe'nin ilik bulunamaması nedeniyle hayatını kaybetmesi, Türkiye'de acı bir gerçeği de ortaya çıkardı. Buna göre Türkiye'de sadece iki ilik merkezi var ve analiz masrafları SGK tarafından karşılanmıyor. Bürokrasi ise zaten kanayan yara.

Kampanyayla 7 ay boyunca uygun ilik aranan lösemi hastası Emir Efe Cömert’in (9) hayatını kaybetmesi, dikkatleri kemik iliği bankalarına çevirdi. Türkiye ’de lösemi hastalarına ilik nakli için hizmet veren uluslararası merkezlerle akredite 2 laboratuvar bulunuyor. Bunlardan biri Ankara Üniversitesi Doku ve Kordon Kanı Bankası. Diğeri ise İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası.

Milliyet gazetesinden Ayşe Sorucu’nun haberine göre bu merkezler, gönüllü verici konusunda sıkıntı çekmiyor ama kaynak yetersizliği, bürokratik engeller ve personel eksikliği nedeniyle yeterli sayıda analiz yapılamıyor. Ankara’daki merkez yılda 120 hastaya uygun ilik bulabilirken, İstanbul’daki merkez de 4 yılda sadece 217 hastaya ilik sağlayabildi.

PROJE HAYATA GEÇMEDİ
Ankara’daki merkezin kurucusu Prof. Dr. Meral Beksaç, sorunların Sağlık Bakanlığı’yla ortaklaşa olarak Kök Hücre Projesi’nin hayata geçmemesinden kaynaklandığını söyledi.

Bakanlığın sadece üniversiteleri sorumlu kıldığını belirten Beksaç, “Türkiye’de Efe gibi bin tane hasta var. Onlarca yazı yazdım personel ve finans desteği için fakat bu tek başına bizim yapabileceğimiz bir şey değil. Projeyle gönüllü sayımızı epey arttırdık ama gönüllülerin gelmesi yetmiyor. Yapılan testler kolay işler değil. 10 kişi geldi diyelim. O 10 kişiden sonuç alınması 5-6 günü bulabiliyor. Tekrarlar gerektirebiliyor. Çok hassas testler yapıyoruz. Bir ayda sadece 10 hastaya vericiyi bulabiliyoruz. Bizim 2’si tarama yapan, 1’i de kan alan 3 elemanımız var. Her bir test için onlarca kağıt hazırlanıp İstanbul’a SGK’ya gönderiliyor. Onayını veriyor, Ankara’da ödettiriyor. Bu süreçler hızlı yürümüyor. Gereksiz bürokrasi var ve o bürokrasinin ortadan kalkması gerekiyor” dedi.

Emir Efe yaşam mücadelesini kaybetti: #MekanınCennetOlsunEmirEfe

‘SİSTEMİN MAĞDURUYUZ’
Eleman yetiştirmek için bakanlıktan personel istediklerini de kaydeden Beksaç, “Bakanlığın bizden kaçması hiç doğru değil. Bu kadar teklif götürüyoruz ortak iş yapalım diye ama bize bir türlü sıra gelmiyor. 2 doktor geldi, bakanlık görevlendirme yazısı çıkaramadığı için 2 hafta sonra ayrılmak zorunda kaldılar. Siyasal otoritenin bu işi çözmeye niyetli olması lazım. Sadece Türkiye’ye yurtdışından ön ödeme koşulu var. Normalde diğer ülkeler donörü aldıktan sonra 2 ay içerisinde parasını öderken yurtdışına borçlu olduğumuz için bize ‘Önce parayı öde’ diyorlar. Bu niçin böyle; bürokrasiden. Hepimiz sistemin mağduruyuz” diye konuştu.

‘BÜTÇEYLE 5’E KATLARIZ’
Türkiye’de 26 bin kayıtlı donör olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası Koordinatörü Prof. Dr. Fatma Oğuz Savran ise şöyle konuştu:

“Efe için aile yurtdışı kendisi başvuru yapmış. Ancak yurt dışındaki kan bankaları bize yönlendirdi. Biz de elimizden geleni yaptık ama maalesef uygun iliği bulamadık. Donör olmak için sadece kan veriliyor ve biz genetik analizleri merkezde yapıyoruz. Maliyet karşılanmadığı ve tüm yükün üniversite bütçelerine bırakılması nedeniyle sistemde aksaklıklar yaşanıyor. Maliyet karşılansa her iki laboratuvar da analiz sayısını katlar. Biz, haftada 100 vericinin analizini yapabiliyoruz. SGK ödeme yapsa buna göre alt yapıyı kurur, personeli sağlar ve bunu 5’e katlarız. Geçen yıl 18 bin verici kabul ettik. 2013 yılının ilk 6 aylık döneminde 56 hastaya ilik nakli gerçekleştirdik. Son 4 yılda da 217 hastaya nakil gerçekleştirdik. Bu bankalar olmasaydı bu hastalar bu vericileri bulabilecekler miydi?”