Ege'nin Defne'leri 'Yüzler'ini buluşturdu

İzmir'den Selanik'e, İstanbul'dan Aleksandrapolis'e, Pamukkale'den, Samos'a; beş yıldır Ege'nin bir yakasından diğerine; şarkılarla, türkülerle, oyunlarla, panellerle, sergilerle; dansla, müzikle, resimle...
Haber: CELAL BAŞLANGIÇ / Arşivi

İzmir'den Selanik'e, İstanbul'dan Aleksandrapolis'e, Pamukkale'den, Samos'a; beş yıldır Ege'nin bir yakasından diğerine; şarkılarla, türkülerle, oyunlarla, panellerle, sergilerle; dansla, müzikle, resimle, heykelle, fotoğrafla; insanlardan insanlara, festival festival taşınmıştı barış ve dostluk.
Defne Derneği'nin bu yıl altıncısını düzenlediği Türk-Yunan Dostluk Festivali'nin hattı Antalya'dan Rodos'aydı. Ana tema da 'Yüzler'di. Yani 'İnsandan, Kentten, Hayattan Yüzler'.
"Zaman bizi ayrı düşürdükçe unutmuştuk birbirimizin 'Yüzler'ini" diye başlıyordu festival çağrısı; "Oysa barış ve dostluk için öylesine ihtiyacımız vardı ki birbirimizin 'Yüzler'ini görmeye. Çünkü gördükçe anlıyorduk ne kadar birbirimize benzediğimizi. Neredeyse 100 yıllık bir ayrılık girmişti aramıza. Çizgilerini; aynı güneşten, aynı rüzgârdan, aynı denizden; yani aynı coğrafyadan alan 'Yüzler'imiz ancak yüz yüze gelince yeniden keşfediyordu hayatlarımızın ne kadar da ortak olduğunu. Bu yüzden daha çok ihtiyacı var Ege'nin iki yakasında yaşayanların birbirlerinin 'Yüzler'ini daha çok görmeye; daha yakından, yeniden tanımaya."
Bu çağrıya uyan 'yüzler' gelmişti Antalya'ya; İstanbul'dan, Atina'dan, Selanik'ten, Rodos'tan.
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ve valiliğinin desteğiyle Multi Turk Mall'un ana sponsorluğunda gerçekleşen festivale ilk kez Yunanlılar da vali ve belediye başkanı düzeyinde katılıyordu. İki yakanın gazetecileri, yazarları, sanatçıları, fotoğrafçıları, akademisyenleri buluşmuştu festivalin açılışı için 3 bin yıllık Hadrian Kapısı'nda.
'Ders kitapları kafa karıştırdı'
Açılışı, anne tarafı Rodoslu olan, ada da hâlâ akrabaları bulunan Antalya'nın Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel yaptı. Sonra buradaki dev ekrandan iki ülkenin uluslararası fotoğrafçıları Ara Güler ve Nicos Economopoulos'un kareleri dönmeye başladı tek tek. Sonra Kaleiçi'nde 'Yüzlerimiz Fotoğraf Sergisi' açıldı. İki ülkenin fotoğrafçıları birbirlerine 'Yüzler'ini gösteriyorlardı objektifleri aracılığıyla. Ardından 'Hayatımızın Yüzleri' paneli vardı. Biri Türk, diğeri Yunan asıllı iki AP parlamenterinin panelde buluşması da festivalin ruhunu yansıtıyordu. Yunan asıllı parlamenter Jorgo Charzimarkakis, "Ben çocukken sokakta Türk arkadaşlarımla oynardım" diyordu, "Okula gitmeye başladığımızda kitaplardan aldığımız bilgiyle kafamız karışmaya başladı. Bence temel çözümler eğitimden geçiyor."
Cem Özdemir de meslektaşını desteklerken bir dileğini ifade ediyordu: "Ülkeler savunma sanayine ayırdıkları bütçeleri eğitime ve bu tip kültürel etkinliklere ayırsalardı şimdi çok daha ileride olurduk."
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, "Sık sık Rodos'a gidiyorum. Ailemin, annemin Rodosun suyunu içmesi başarımda mutlaka etkili olmuştur" diyor.
Festival ilerledikçe daha ilginç yakınlıklar ortaya çıkıyordu. 12 Adalar'ın seçilmiş Valisi Yannis Maheridis'in "Rodos'tan gelen bir soyu var belediye başkanınızın. Gururlanıyoruz. Yunanistan'ın yarısı Türkiye'yi çok seviyor. Çünkü ataları buradan geliyor. Bizi ayıranı değil, bizi bir araya getireni daha çok seviyoruz" diye konuşmasının altındaki bir başka neden de hemen çıkıyor ortaya. Çünkü Vali Maheridis'in kökeni de Karadeniz'e dayanıyor. Daha ilginci çocuk doktoru olan eşi Dina da 12 yaşına kadar Gökçeada'da büyümüş. İstanbul'da Rum Lisesi'ni bitirmiş. 'Aynı topraklardan olmak' bu kadarla da kalmıyor. Sırada Rodos Belediye Başkanı Hacis Hacieftimiadis var.
"Bugün bir grup insanla Rodos'tan yola çıktık. Gören de bir kıyı kasabasına hafta sonu tatiline gittiğimizi sanırdı.
Ama yaptığımız iş çok ciddi. Evet, bu iki ülke halkının akrabalık bağı var. Rodos'tan gelirken Başkan Türel'in Rodos'ta yaşayan akrabalarını getirdik. Benim aile bağlarım da Antalya'ya uzanıyor."
Antalya'da halka açık olarak ve-rilen 'Dostluk Konseri' iki ülkenin iki dev sanatçısını buluşturdu. Yunanistan'dan Aliki Kayaloglou Kavafis'in, Seferis'in, Nâzım Hikmet'in şiirleri, Türkçe okuduğu Zeki Müren'in 'Manolyam' şarkısıyla Antalyalıların büyük beğenisini kazandı. Arif Sağ'ın konserin verildiği Orta Mirador'a gelişi bile başlı başına bir olay olmuştu. Festival boyunca panelist, sunucu, çevirmen, dansçı ve gazeteci olarak ağır bir görev üstlenen İstanbul'da 80 yıldır Rumca yayımlanan Apoyevmatini Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis'in sunumuyla 'sazı elinin, sözü dilinin uzantısı olan' Arif Sağ, "Niye dost olayım, ben hiç düşman olmadım ki" demekten kendini alamadı.
Fethiye'den Rodos'a
Cumartesi günü Antalya'da başlayan festival, pazartesi ve salı günü Rodos'ta sürecekti. Türkiye'den katılanlarla Yunanistan'dan gelen 'yüzler' yeniden düştüler yola. Fethiye üzerinden özel tekneyle Ege'ye açılanların hedefi 1520'den 1912'ye kadar Osmanlı egemenliğinde yaşayan, daha sonra İtalyan, İngiliz ve Alman işgallerini görüp 1948'de Yunanistan'a geçen Rodos Adası'ydı. 120 bin nüfuslu ada halkının 3 bini Türkler ve Müslümanlardan oluşuyordu.
Rodos'ta ilk durak Osmanlı'dan kalan İmarethane'ydi. Burada da sergi açılışı ve panel vardı. Bu kez objektifler aracılığıyla iki yakanın 'Yüzler'ini Rodoslular izliyordu. Panelin konusu ise 'Medyada Öteki'ydi. Panelistlerden İpek Çalışlar Rodos'ta Yunancaya çevrilmeyen kitabı 'Latife Hanım'ın burada bilinmesine çok şaşırdı. Antalya'daki sözlerinin arkasında durarak Rodos'ta da "Yunanistan'ın bir yarısı, bir o kadar da Türkiye'nin yarısı birbirine akrabalık bağıyla bağlı" diyen Rodos Belediye Başkanı Hacieftimiadis ihtiyaçları olan sekiz otobüsü Türkiye'den sipariş verdiklerini ve 1 milyon 240 bin avro ödeyeceklerini söylüyordu. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Türel, "Biz olmanın değerlerini kaybetmeden ama ötekilerden biri olarak evrensel barışa katkı sunmalıyız" diyordu.
Final, tarihi kalenin içindeki Melina Mercuri amfitiyatrosundaydı. Arif Sağ Rodoslulara bir saat kesintisiz seslendi ve kafasını kaldırdığında bütün salonu ayakta alkışlarken buldu. Antalya Opera ve Balesi'nin modernize ettiği halk dansları da büyük beğeni kazandı. Festivalin sonunda rembetiko ile coşmak vardı.
Antalya-Rodos arasında dört gün süren dostluk maratonu bittiğinde hemen herkes aynı duyguyu yaşıyordu; yüzlerimizi birbirimize göstermiştik, ama daha tam doyamadan ayrılık vakti gelmişti. Antalya ve Rodos'ta 'Yüzler'ini buluşturan Ege'nin Defneleri gelecek yıl Türkiye'ye ve Yunanistan'a ait başka köşelerde yedinci kez buluşmak üzere vedalaştılar. Herkes bir kez daha anlamıştı ki 'yüzleri yüzlerimiz'di!