Eğitim-Sen davası 21 Şubat 2005'e ertelendi

Ankara 2. İş Mahkemesi, kapatma istemli davada, Yargıtay'ın bozma kararına uyup uymama konusundaki görüşünü 21 Şubat 2005'te açıklayacak.

Ankara 2. İş Mahkemesi, tüzüğünde anadilde öğrenim ifadesine yer verdiği gerekçesiyle Eğitim - Sen'in kapatılması istemiyle açılan davada, Yargıtay'ın bozma kararına uyup uymama konusundaki görüşünü 21 Şubat 2005 tarihinde açıklayacak.
Davanın bugünkü duruşmasına, Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ve sendika yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda avukat katıldı. Yargıç Kudret Kurt, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin, sendikanın kapatılması gerektiği yönündeki bozma ilamını okudu. Sendika avukatları adına söz alan Kazım Genç, Yargıtay'ın bozma kararının hukuka uygun olmadığını ileri sürdü. Yargıtay'ın bozma kararında yer alan, yerel mahkemenin sendika yönetim kuruluna 'anadilde eğitimi' düzenleyen tüzük hükmünün değiştirilmesi için süre vererek, tüzüğün yasal olmadığını kabul ettiği yönündeki görüşün yanlış olduğunu ifade eden Genç, süre verildiğinde, mahkemenin davanın esasına girmediğini kaydetti.
Yargıtay'ın, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanabileceğine ilişkin görüşüne de katılmadıklarını belirten Genç, sendikanın, 'anadilde öğrenimi' savunduğunu, bunun 'anadilde eğitim ve öğretim' anlamına gelmediğini anlattı. Genç, 'anadilde öğrenimi' savunmanın Anayasa'nın 3 ve 42. maddelerine aykırı olmadığını ileri sürdü. Genç, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararının, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile sendikal haklar önünde bir engel olduğunu ifade ederek, mahkemeden ilk kararında direnmesini istedi.
Söz alan Avukat Sedat Vural da, Eğitim-Sen'in demokratik, laik ve çağdaş eğitim için mücadele verdiğini, bu nedenle hakkında kapatma davası açıldığını ileri sürdü. Mahkemenin vereceği kararının, Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine ulaşma ve AB süreci açısından çok önemli olduğunu belirten Vural, direnme yönündeki bir kararın Türk demokrasi tarihindeki yerini alacağını söyledi.
Yargıç Kurt, bugün verilen savunma dilekçelerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na tebliğine, tebligat yapıldığına ilişkin yazı geldikten sonra Yargıtay'ın bozma kararına uyulup uyulmaması konusunda karar verileceğini belirterek, duruşmayı 21 Şubat 2005 tarihine erteledi.

CHP MİLLETVEKİLLERİNDEN DESTEK

Duruşmayı, CHP Milletvekilleri Mustafa Gazalcı, Mehmet Kesimoğlu, Muharrem İnce, İzzet Çetin ve Ahmet Sırrı Özbek, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri izledi. Duruşmayı, Kamu Hizmetleri Enternasyonel Güneydoğu Bölge Sekreteri Marina Irimle'nin de aralarında bulunduğu yabancı gözlemciler de takip etti.
Duruşmadan sonra, sendika yöneticileri Adliye önünde kararı değerlendirdi. Bu sırada, duruşma için Gençlik Parkı'ndan yürüyerek geldikleri adliye önünde toplanan bir grup sendika üyesi de slogan attı. Polis, geniş güvenlik önlemi aldı.

'BU DAVA DEMOKRASİ DAVASI'

Dinçer, Eğitim-Sen'in sendikal hak ve özgürlükler konusundaki mücadelesi nedeniyle susturulmak istendiğini ifade ederek, demokrasi mücadelelerinin süreceğini kaydetti. Davanın yankılarının Türkiye sınırlarını aştığını, barış ve adalet isteyen herkesin davası haline geldiğini öne süren Dinçer, "Bu dava artık demokrasi davası haline gelmiştir. Bu ülkede demokrasi gerçekleşinceye kadar mücadelemiz sürecektir" diye konuştu.
Dinçer, AKP hükümetini, insan hak ve özgürlükleri konusundaki düzenlemeleri, sadece kendi tabanı için yapmakla suçladı.
Davanamede, Eğitim-Sen tüzüğünün 'Sendikanın Amaçları' başlıklı 2. maddesinin (b) bendindeki anadilde öğrenime ilişkin ifadenin Anayasa'nın 3. maddesindeki 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Resmi dili Türkçedir' hükmüne ve Türkçe dışında hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına anadilleri olarak öğretilemeyeceğini düzenleyen 42. maddesine aykırı olduğu ifade edilerek, sendikanın kapatılması isteniyor. Mahkeme, ilk kararında davanın reddine karar vermiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de bu kararı bozmuştu.