Eğitim-Sen'e 60 gün süre

Mahkeme sendikaya, tüzüğündeki 'anadilde eğitim' ifadesini değiştirmesi için 60 gün süre tanıdı.

Tüzüğünde Anayasa'ya aykırı biçimde 'anadilde eğitim' ifadesine yer verdiği gerekçesiyle kapatılması istemiyle dava açılan Eğitim-Sen'e mahkeme tarafından tüzük değişikliği yapması için 60 gün süre verildi.
Ankara 2. İş Mahkemesi'nde görülmeye başlanan davanın duruşmasına Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ve diğer davalı sendika yönetim kurulu üyeleriyle 40'tan fazla sendika avukatı katıldı. Sendika avukatları adına söz alan Kazım Genç, duruşmada Cumhuriyet Savcısı'nın hazır bulunmaması nedeniyle tarafların oluşmadığını ifade ederek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 409. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasını talep etti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sendikaya 1. Olağan Genel Kurul'da yapılan tüzük değişikliğinin incelenmesi sonucunda yasaya aykırı durum görülmediğine ilişkin 15 Ekim 2002 tarihli bir yazı gönderildiğini belirten Genç, yazının bir örneğini mahkemeye sundu. Genç, Anayasa ve bazı yasalarda yapılan değişikliklere de değinerek tüzükte 'anadilde eğitim' ifadesinin yer almasına karşı açılan davanın yasal dayanağının kalmadığını öne sürdü. Davanın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendika Yasası'nın, Anayasa'ya aykırı faaliyetlerde bulunan sendika ve konfederasyonların kapatılmasını öngören 37. maddesi uyarınca açıldığına işaret eden Genç, yasal düzenlemeler uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sendika tüzel kişiliğine dava açması gerektiğini savundu ve husumet yönünden davanın reddini istedi.
Yargıç Kudret Kurt davanın niteliğine göre duruşmada Cumhuriyet Savcısı'nın bulunması gerekmediğinden taraflar oluşmadığı için dosyanın işlemden kaldırılması talebini reddetti. Kurt, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yazısının bakanlığa gönderilerek 4688 sayılı Yasa uyarınca tüzüğün değiştirilmesi yönünde sendika nezdinde işlem yapılıp yapılmadığıyla ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verdi.

Kişilere değil kuruma...
Davanın sendika yöneticilerine değil tüzel kişiliğine karşı açılması gerektiğine işaret eden Kurt, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sendika yöneticilerine dava açmasını 'temsilcide yanılma' olarak değerlendirdi. Dava dilekçesi örneğinin Eğitim-Sen Genel Merkezi'ne tebliğine karar veren Kurt, duruşmaların sendika genel merkezinin katılımıyla sürdürülmesini kararlaştırdı. Yargıç Kurt, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın yazısına göre sendikaya gerekli uyarı yapıldığı ve sendikanın da tüzükte değişiklik yaptığının anlaşıldığını ifade ederek, daha sonra yasaya aykırılık iddiasıyla valilik ve başsavcılık tarafından dava açıldığını kaydetti. Kurt, 4688 sayılı Yasa'nın tüzüğün kanuna aykırı olması halinde eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin idare ve mahkeme tarafından süre verilmesini düzenleyen 6. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Eğitim-Sen'e tüzüğünde değişiklik yapması için 60 gün süre verdi.
Yasal değişikliklerin dava dayanağını ortadan kaldırdığını savunan sendika avukatlarına sözkonusu yasal değişiklikleri mahkemeye sunmaları için süre veren Kurt, mahkemenin yasal değişikliklerle kanuna aykırı olduğu öne sürülen tüzüğün birlikte incelenmesine karar verdi. Kurt, avukatların husumet yönünden davanın reddi istemlerini de yerinde görmedi ve duruşmayı 15 Eylül 2004 tarihine erteledi. Bu arada Eğitim-Sen'in avukatları sendika genel merkezinin tüzel kişilik olarak davaya kabul edilmesine karşın davaname tebliğ edilmeden, tüzük değişikliği için süre verilemeyeceğini ifade ettiler.

Davaname
Davanamede Eğitim-Sen tüzüğünün 'Sendikanın Amaçları' başlıklı 2. maddesinin (b) bendinde 'Toplumun bütün bireylerinin temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitim görmesini, bireylerin anadillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur' denildiği belirtiliyor. Davanamede Eğitim-Sen tüzüğündeki anadilde öğrenime ilişkin ifadenin Anayasa'nın 3. maddesindeki 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Resmi dili Türkçedir' hükmüne ve Türkçe dışında hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına anadilleri olarak öğretilemeyeceğini düzenleyen 42. maddesine aykırı olduğu ifade ediliyor. Eğitim-Sen'in tüzüğünün Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olduğu gerekçesiyle kapatılması talep ediliyor.