Eğitimin sıfır noktası (1)

Önce geçim
LGS'de sonuncu, ÖSS'de sondan ikinci olan Ardahan'da, il sınırından itibaren sonucu açıklayan çocuk manzaraları başlıyor: Kimi boyundan büyük orakla ekin biçiyor, kimi bir sürüyü dağlara götürüyor. İlde çocukların çalışmaya başlama yaşı yedi. Ailelerin çocuk sayısı ise yedi ile 10 arasında.
Okul sayısı yeterli
Ardahan'da okul sayısı yeterli, bir sınıfa ortalama 24 öğrenci düşüyor. Başarısızlık öğretmen eksikliğinden. Yılda 900 öğretmen atanıyor, gelenler torpil ve 'hileli evlilik' yoluyla kaçıyor. Bir öğretmen sorunları şöyle anlattı: "Kiram 300 milyon. Kış uzun, yakacak parasını eklersek maaşım yetmiyor."
Dersler boş
Memur geçim kapısı sayıldığından kiralar yüksek; kaloriferli evler 450 milyonu buluyor. Sosyal etkinlik yetersizliği de bir kaçış nedeni. İlde 232 branş öğretmeni eksiği var. LGS sonuçları itibarıyla Türkiye'nin en kötü okulu olan Yenimahalle'deki Atatürk İlköğretim'de, altı dersin yarısı boş.
'Ağlayıp gidiyorlar'
Atatürk İlköğretim'de matematik dersine müzik, İngilizceye din öğretmeninin girmesi olağan. Ergin Çiçek, 7. sınıfta ve okuma yazması yok, 8. sınıfta ve lisede okuma yazmayı sökemeyenler var. Söz Ergin'in: "Sınıfta hep kavga var. Öğrenci sataştığı için öğretmenler ağlayıp gidiyor ve gelmiyor."
Haber: Timur SOYKAN / Arşivi

BAŞLARKEN
Bu yıl Liselere Giriş Sınavı'nda (LGS) 64 bin, Öğrenci Seçme Sınavı'nda ise (ÖSS) 32 bin öğrenci sıfır puan aldı. Yani lise kapısına gelip sınava giren her 10 öğrenciden biri, 'sıfır' puanlık bir performans sergiledi. Ama bu başarısızlık her ilde eşit biçimde dağılmadı. Hakkâri ve Ardahan'ın öğrencileri, Türkiye'nin en geniş kapsamlı sınavlarında, aynı müfredata tabi tutulsalar da akranlarından geride kaldı.
Türkiye'nin doğu ucundaki Ardahan, her iki sınav sonrasında da başarı listesinin en alt basamaklarında yer aldı. Ardahan'ın çocukları, gençleri, öğretmenleri Türkiye'de eğitimde kapsamlı bir reform dileyen herkesin çok çok yakından bakması, tanıması gereken yüzler. Ardahan bu yıl, LGS'deki en başarısız kent oldu. Ardahan 160 puan ve üstünde alarak ÖSS'yi kazanmış sayılanlara bakıldığında sondan üçüncü,
dört yıllık bir üniversiteye öğrenci gönderebilen kentler sıralamasında da Hakkâri'nin ardından sondan ikinci.
Oysa göç ile nüfusu azalan Ardahan'da artık eskisi gibi kalabalık sınıflar yok. Okulların fiziki yapısı çevresindeki illerden daha kötü değil. Eğitimdeki başarısızlığın en büyük nedenleri yoksulluk ve kente atanan öğretmenlerin, burada görev yapmak istememesi. Ardahan'a genellikle stajyer öğretmenler atanıyor. Bu öğretmenler bir sineması bile bulunmayan, yoksul, kiraları uçuk ve ücra kentten kaçmak için her yolu deniyor. Arkalarında boş dersler, bir yılda beş öğretmen değiştiren ilköğretim öğrencileri ve okuma yazmayı sökememiş liseli gençler kalıyor. Sadece öğretmenler değil, ile atanan daha pek çok görevli 'gidici' olduğu için kurum içi disiplin ve süreklilik sağlamak güç. Ardahan'a, Ardahanlı öğretmen yetişirecek bir okul yok. Eski zamanlardaki idealist öğretmen yaşamları ise artık sadece eski zaman hikâyeleri...


Eğitime en uzak okullar Ardahan'da
Toplam 133 bin nüfuslu Ardahan'da çocuk manzaraları, il sınırı ile birlikte başlıyor.
Kimi uçsuz bucaksız, ağaçsız ama yeşil yaylalarda boyundan büyük orak sallıyor, kimi çamur içindeki köyüne eşekle su taşıyor kimi de onlarca hayvanı dağlara doğru güdüyor. Bir ilçe görünümündeki Ardahan kent merkezinde ise hemen dikkat çekecek kadar çok ayakkabı boyacısı çocuk, eğitimin sorunlarının nerede başladığını gözler önüne seriyor. Yoksullukla inatlaşırcasına ailelerin genellikle 7-10 çocuğu var.
Kent merkezi, kısa bir caddeden ibaret. Dükkânların çoğunun çürümüş ahşap kapı ve vitrinlerine bakılırsa işler uzun zamandır kesat. Caddelerde at arabaları halen önemli bir taşıma aracı. Ana caddeden hayvan sürülerinin geçmesi de alışıldık bir manzara.
Bölgenin en önemli geçim kaynağı, büyükbaş hayvancılık. Ama yurdışından getirilen kaçak hayvanlar, bölgenin tek ekmek kapısına büyük darbe indirmiş. Göç hem kenti hem de köyleri boşaltıyor. Tek bir fabrikanın bile bulunmadığı kentte, işsiz insanlar kahvehaneleri dolduruyor. Ardahan toprağı verimsiz. çok sayıdaki kargo şirketi, Ardahan'ın uzaklığını anlatıyor. Nakliye ücretleri eklenerek satılan giyim eşyaları ve gıda pek çok bölgeye göre pahalı. Domates lokantalarda salataya konulamayacak kadar değerli.

Yoksul ama pahalı kent
Yoksul ama pahalı kentte, memurlar geçim kapısı olarak görülüyor. Kira bedelleri yüksek tutuluyor. Kaloriferli bir evin kirası 250 milyon lira ile 450 milyon lira arasında. Uzun ve soğuk kışta yakacak parası eklendiğinde Ardahan 'barınmanın en pahalı olduğu kentler' arasında. Ardahan Belediye Başkanı Mikail Kayatürk, "Özellikle ev kiraları yüksek ama yeni toplukonutlar yapılıyor. Bu konutlar tamamlanınca şehrimize gelen memurlar rahatlayacak. Ardahan doğu olarak görülüyor, insanlar gelmek istemiyor. Oysa şehrimiz yıllardır çok huzurlu" diyor.
Pahalılığa 'sineması olmayan, tek çay bahçesi ve sokakları da saat 20.00'den sonra boşalan ortamın sosyal faaliyet yoksunluğu' eklendiğinde öğretmenlerin kaçışı başlıyor.
Ardahan'da başarısızlık nedeni, okul yetersizliğinden çok öğretmen yokluğu. Yıllar süren çalışmalarla ilde yeterli sayıda okul yapılmış. Ayrıca göç de okulları tenhalaştırmış. Toplam 25 bin 747 öğrencinin bulunduğu Ardahan'da ortalama öğrenci sayısı 24.
Her yıl Milli Eğitim Müdürlüğü çok büyük bir çoğunluğu stajyer yaklaşık 900 öğretmeni Ardahan'a atıyor. Öğretmenler Ardahan'daki 232 okula dağıtılırken genç öğretmenlerin Ardahan'dan, Türkiye'ye özgü kurtulma arayışları başlıyor. Hemşeri politikacılar, bürokratlar, tayin için anlaşmalı evlilik... Bir yıl içinde gelen öğretmenlerin 450'si tayinle gitmiş oluyor. Bir sonraki yıl sonunda ise diğerlerinin de sadece birkaçı Ardahan'da kalıyor. İsminin açıklanmaması- nı isteyen tayin arayışındaki bir öğretmen anlatıyor: "Ben İstanbulluyum. Burada 300 milyon lira kira ödüyorum. Kış çok soğuk ve uzun. Yakacak parası verdiğimde maaşım bitiyor. Ayrıca burada vakit geçirebileceğimiz öğretmenevi dışında hiçbir yer yok".

Bugün ne öğrendiniz: Hiç...
Tayin arayışındaki öğretmenler genellikle derslere özen göstermiyor. Doktor tanıdıklardan alınan raporlar ile Ardahan'dan uzak geçirilen günler kâr sayılıyor. Ayrıca sürekli öğretmenlerin tayini çıkması ve yenilerinin geç gelmesi nedeniyle de derslerin büyük çoğunluğu boş geçiyor. Okullar çoğu zaman, öğrenim döneminin başlamasından haftalar sonra açılıyor. Ayrıca öğretmenlerin çoğunluğu deneyimsiz olduğu için kendilerinden yeterli verim alınamıyor. Ardahan'da resmi rakamlara göre 232 branş öğretmeni açığı bulunuyor. İngilizce dersine din bilgisi öğretmeni, fizik dersine Türkçe öğretmeni giriyor. Anadolu lisesinde bile aylarca fizik öğretmeninin olmadığı zamanlar yaşanıyor.
Öğrenimin ilk yıllarında okuma yazma öğrenemeyenler gözden çıkarılıyor, LGS ya da ÖSS sınavına kadar da unutuluyorlar. Liselerde okuma yazma bilmeyenler bulunuyor.

Son öğretmenin adı neydi?
Öğretmenler kaçınca öğrencilerin, ömürboyu unutamayacakları bir öğretmenleri olmuyor. Bir ilköğretim öğrencisinin bir yılda beş öğretmen değiştirdiği oluyor. Bir lise müdürü okuluna sekiz yılda 300'ün üzerinde öğretmenin gelip gittiğini anlatıyor. Ardahan'da Anadolu öğretmen lisesi bulunmaması nedeniyle Ardahanlı ve bölgede kalıcı olan öğretmen sayısı çok az. Her yeni öğretmenle ders konuları baştan alınıyor. Dersler boş geçmesin diye öğretmenler, geçici görevle sürekli okul değiştiriyor.
Öğretmen sirkülasyonunun bir benzeri üst düzey idari kadrolarda da yaşanıyor. Ardahan'da yıllarca valiler, İl Milli Eğitim Müdürleri 'vekil' olarak görev yapıyor. Yrd. Dç. Dr. Münir Dedeoğlu, yıllardan sonra Ardahan'daki ilk asil İl Milli Eğitim Müdürü.

'Torpil isteklerinden usandık'
Ardahan Milli Eği-tim Müdürü Yrd. Doç. Dr. Münir Dedeoğlu,Ardahan'a sürekli stajyer öğretmenlerinatanmasının ve gelen öğretmenlerinkentten hızla kaçışlarının ildeki eğitim başarısızlığındaki en büyük etken olduğunu belirtiyor: "Öğretmenlerin tayini için sürekli politikacılar, bürokratlar devreye giriyor. Baskılardan bunalıyoruz. Anlaşmalı evlilik yaparak ya da başka yollarla tayin çıkaranları engellemek mümkün değil. Tam kadro oluştururken öğretmenler gidiyor. Öğretmen yetersizliği, velilerin ilgisizliği, yoksulluk birleşince ortaya vahim sonuçlar çıkıyor. Öğretmenler ek ödemeler ile teşvik edilmeli. Beş yıl çalışma zorunluluğu sorunları çözebilir" diye konuşuyor.




Okuma bilmeden lise!

Ergin, lisede ama okuma yazmayı sökememiş. 'Öğretmen dersi anlatıyor. Ben de anlamasam da sınıfta oturuyorum' diyor

Atatürk İlköğretim Okulu, yoksul Ardahan'ın varoşu Yenimahalle'de bulunuyor. Yıllardır sınavlarda Türkiye'nin en başarısız illeri arasında yer alan Ardahan'ın 'en kötü okulu' olarak nam salan okulun koşulları, Türkiye'nin 'sıfırcı'larının nasıl bir eğitim sisteminde yetiştiğini gösteriyor.
Yenimahalle ücra bir köy görünümünde. Evlerin hepsi rastgele üst üste konmuş taşlardan. Sokaklar kışın çamur, yazın ise toz içinde. Çoğunluğun geçimi hayvancılık; Yenimahalle sokaklarında sürekli meralara doğru güdülen büyükbaş hayvanlar geziyor. Öğrenciler okul dışında ayakkabı boyacılığı yapıyor ve at arabası sürüyor.
Öğretmen eksik, çoğu zaman günde altı ders saatinin üçü boş. Sürekli öğretmen değişmesi, eğitimdeki sürekliliğin kaybolmasına neden oluyor. Okulda bir bilgisayar bulunuyor. Ama bilgisayar dersi verecek öğretmen olmadığı için bu ders çoğunlukla boş geçiyor. Matematik dersine müzik, İngilizceye din dersi öğretmeninin gelmesi alışıldık bir durum. Öğrenci sınıfta bırakılmadığı için 7., 8. sınıflarda okuma yazmayı bilmeyen çok sayıda öğrenci var. Disiplin sorununun da yaşandığı okulda,
çete oluşturan çocuklar diğer çocuklardan haraç topluyor, öğretmenleri taciz ediyor.
Ergin Çiçek, Atatürk İlköğretim Okulu 7. sınıfta olmasına karşın güçlükle okuyup yazan, dört işlemden sadece ikisini yapan öğrencilerden. Sekiz kardeşi var. Babası hamal, annesi temizlikçilik yapıyor. Ergin okul dışındaki zamanının çoğunda engelli olan altı yaşındaki kardeşine bakmak zorunda. Annesi iş bulamadığında bakkal yanında çırak olarak çalışıyor.
Ergin geçen yıl, İngilizce ve Türkçe derslerinin büyük çoğunluğunun boş geçtiğini anlatıyor, "Öğrenciler, öğretmenlere bile sataşıyor. Hep kavga oluyor. Bizim öğretmenler, ağlayarak sınıftan kaçıyor. Bir daha da gelmiyorlar" diyor. Okuma yazmasının çok zayıf olmasını şöyle açıklıyor: "Birinci, ikinci sınıfta biraz öğrendim. Zaten sonra hocalar, okuma yazma bilmeyenlerle ilgilenmiyor, dersleri anlatıyor. Ben de anlamıyorum ama sınıfta oturuyorum".
Ergin'in annesi Lütfiye Çiçek ise çok üzgün: "Burası gariban yer olduğu için öğretmenler bir-iki ay kalıp gidiyor. Benim oğlum okuma yazmayı tam sökemedi. Bu çocuklar okumayınca işsiz kalacak. Çünkü artık ne hayvan ne de toprak var."



Okul değiştirdi, hayatı değişti
23 Şubat İlköğretim Okulu, Ardahan'ın örnek okulu. Genellikle bürokrat çocuklarının gittiği okulda, boş derslerin sayısı çok az. Ayrıca branş öğretmen açığı genellikle yaşanmıyor. Öğretmenler de deneyimli.
Dokuz yaşındaki Ozan Hamoğlu bu okulun 'şanslı' öğrencilerinden. Aslında Ozan, Atatürk İlköğretim Okulu'nun çok zor koşullarında eğitim görmeye çalışıyordu. Dersleri boş geçiyor, okuma yazmayı öğrenemiyordu. Ama babası bir okulda hademe olan akrabasının aracılığıyla geçen yıl 23 Şubat İlköğretim Okulu'na kaydını aldırdı.
Ozan, "Atatürk İlköğretim Okulu'nda sürekli kavga çıkıyor. Çocuklar paramızı alıyordu. Hiç ders göremiyorduk. Öğretmen gelmiyordu. Ben okumayı öğrenememiştim. Ama şimdi hem okuyor hem de yazıyorum" diyor.
Aynı şekilde Hakkâri'de Cumhuriyet İlköğretim Okulu, kentteki diğer okullardan daha iyi koşullara sahip. İsminin açıklanmasını istemeyen bir öğretmen, "Bu okullarda genellikle dışardan gelen memurların, il yöneticilerinin çocukları okutuluyor. Bu nedenle eğitime özen gösteriliyor. Ama bu diğer okullardaki boş vermişliği artırıyor" diye konuşuyor.



Çalışmaya başlama yaşı: 7
Ardahan'ın sokakları okumaktan başka hayatını değiştirme şansı olmayan çocuklarla dolu. Burada genç ve çocukların hikâyesi, yoksullukla başlıyor, eğitimsizlikle çıkmaza dönüşüyor. İçlerinden biri 10 yaşındaki ayakkabı boyacısı Sezer Hoş, "İşler nasıl?" sorusuna bir yetişkin olgunluğunda, "Artık çok fazla boyacı var. Hiç para kazanamıyoruz" diyerek yanıt veriyor. Babası hamal olarak çalışıyor. Ama son dönemlerde sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz olmuş. Evin yükü onun ve biri kahvehanede çaycı diğeri onun gibi boyacı iki kardeşin üstünde.
Sezer, yedi yaşındayken babası marangoza boya sandığını yaptırdı. O günden beri, okuldan çıktıktan sonra, hafta sonları ve yaz tatilinde sokaklarda. Günde kazandığı en fazla 5 milyon lira oluyor. Paranın tamamını annesine veriyor. 'Hayvanlarınız var mı?' sorusuna, "O zaman bu halde olmazdık. O zaman çoban olurduk" diye yanıt veriyor. Sesindeki vurgudan onun için çoban olmanın çok daha iyi bir durum olduğu anlaşılıyor.
Aileler de çocuklarının tek kurtuluş şansının okumak olduğunu söylüyor. Ama bu şans öğretmensizlik ve boş derslerle bitiyor. Sezer'in, 25 kişilik sınıfında altı ayakkabı boyacısı, üç tane çaycı çocuk var. Geri kalanın büyük çoğunluğu hayvanlarının bakımında ailesine yardım ediyor. Gençliklerinde yaşayacakları ise Ardahan'ın tek parkında vakit öldüren bir genç gurubu ile aynı olacak. Ya aylık 150 milyon liraya garsonluk, hamallık ya da göç.

Polis olamayan İstanbul'a gidiyor
Garson olarak çalışan 19 yaşındaki Ercan Bilgen, ayda 150 milyon lira kazanıyor. Ercan, Ardahan Lisesi mezunu. Ardahan'daki yaşıtlarının büyük çoğunluğu gibi o da polislik sınavına girmiş. Ercan, "Burada üniversiteyi dışardan gelen memurların çocukları ya da maddi durumu iyi ailelerin üç yıl boyunca dershaneye giden çocukları kazanır. Bizim liseden sadece okul birincisi ile bir iki kişi daha sınavı kazanabilir. İş olmadığı için de herkes polislik sınavına umudunu bağlıyor. Ama o da olmuyor" diye konuşuyor. İşsiz olan 20 yaşındaki Kemal Mallu ise polislik sınavına girmek için bile Erzurum'a gitmek zorunda olduklarını söyleyerek, "Kentte hiçbir iş yok. Gençlerin hepsi işsiz. Ben İstanbul'a göç etmeyi düşünüyorum. En azından orada iş bulurum" diyor.

Yarın: Hakkâri'den üniversiteye...