Eğitimin sıfır noktası (2)

Ortalama 55 öğrenci
Dışarıdan gelen öğretmenlerin Hakkâri'ye alışması çok zor. Sosyal faaliyet alanları yok. Sinema 20 yıldır kapalı. Ev kiraları yüksek. Giyim ve gıda pahalı. Sürekli öğretmen açığı var. Okullar çok kalabalık. İlköğretim sınıflarında ortalama 55 öğrenci var.
Tuvaletten sınıf
Köylerde 'birleştirilmiş sınıf' uygulanıyor; yani tüm sınıflar aynı derslikte. İlköğretime Türkçe bilmeden başlayan çocuklar hiç az değil. 650 öğrenci kapasiteli Hakkâri Lisesi'nde 1700 öğrenci okuyor. Bir derslik ile müdürün odası, tuvaletten bozma.
Buruk başarı öyküsü
Altı kardeşli İsmail Kaya, öğrenciliği boyunca ayakkabı boyacılığı ve amelelik yaptı, uykusundan çalıp geceler boyu ders çalıştı, sonunda üniversiteyi kazandı. Ama İsmail Kaya okula gidemeyecek, çünkü aile çok yoksul.
Haber: Timur SOYKAN / Arşivi

ÇATIŞMA KORKUSU
Hakkâri yıllardan beri, eğitimde başarı oranının düşüklüğüyle dikkat çekiyor. Hakkâri, üniversite kapısından içeri sokabildiği öğrenci sayısı açısından bu yıl da, Türkiye listesinin en alt basamaklarındaki yerini korudu. Hakkâri, 2004 ÖSS yerleştirme sonuçları açısından yüzde 4.83 ortalamayla 'Türkiye'nin en başarısız ili' oldu. Yani 230 bin nüfuslu
Hakkâri'de üniversiteye girmeyi deneyen 4 bin 411 adaydan sadece 610'u bunu başardı, diğerleri için yükseköğrenim uzak bir hayal olarak kaldı. İl, bu yılki Lise Giriş Sınavı'nda da (LGS) listenin alttan üçüncü basamağında yer aldı.
Hakkâri'de başarısızlığın pek çok nedeni var. Bunlardan ilkinin kente yıllardan beri deneyimli eğitimciler yerine, mesleğe adımını yeni atmış stajyer öğretmenlerin atanmasının olduğu belirtiliyor. Öğretmenler, tıpkı Ardahan'da olduğu gibi kentte geçinme ve sosyal hayat kurma sıkıntısı yaşıyor. Yeni öğretmenler bu 'uzak, pahalı, hiçbir sosyal tesisin bulunmadığı kentteki kısıtlı hayatlarından kurtulup, bir an önce başka bir ilde görev almak istiyor. Bir yıl buradaki okullarda kalan öğretmenler, stajlarını bitirince anlaşmalı evlilikler yaparak ya da hatırlı tanıdıklarını araya sokarak tayinlerini çıkarıyor.
Ardahan'ın tersine Hakkâri'de sınıf mevcutları da kalabalık. En fazla 30 öğrenci kapasiteli sınıflarda 50-60 öğrenci, tıkış tıkış ders görmeye çalışıyor. Sınıf yetersizliği nedeniyle tuvaletler bile dersliğe dönüştürülüyor! Dışarıdan gelen kişilerin ve çok sayıda memurun ÖSS'ye girmesinin de Hakkâri'nın istatistiklerle ifade edilen başarı oranını etkilediği ilde yaygın bir kanı. Ayrıca yıllarca süren çatışmaların yeniden başlaması korkusu bir hayalet gibi kentin üzerine çöküyor. Geceleri silah sesleri yeniden duyulmaya başlıyor. Çünkü çatışmalar, eğitim dahil bütün sorunların daha da büyümesi anlamına geliyor.


Tuvaletten bozma sınıfta eğitim
Van'dan Hakkâri'ye uzanan yol adım adım değişiyor. Dağlar göğe daha fazla yaklaşıyor, uçurumlar büyüyor, Zap Nehri'nin açtığı kanyonlar derinleşiyor. Çıplak dağların kasvetinden, ağır silahlar ile donatılmış zırhlı araçlar geçiyor. Kontrol noktaları normal yaşamı kesiyor. Yol dağlara yükselirken en keskin virajı aldığında dört yanı çorak dağlarla çevrili, adı uzaklık, yoksulluk ve çatışmalar ile anılan kent görünüyor. Her yerde olduğu gibi yoksulluk kendini, toz, çukurlar ile dolu yollar, bakımsız kaldırımlar, sıvasız evlerle anlatıyor. Issız ve uzun yolculukla, sokaklardaki kalabalık bir tezat. Hakkâri'nin nüfusu 236 bin. Bütün yaşananlara karşın Hakkâri'nin nüfusu azalmadı, aksine arttı. Boşaltılan köylerden insanlar, Hakkâri'ye gelip yerleşti. Artık ne hayvanları ne de toprakları vardı. Kentteki işsizlik, yoksulluk daha da arttı.
Kentin merkezindeki kaçak sigara, kaçak çay tezgâhları, bölgenin önemli bir geçim kaynağı. Binlerce işsizin bulunduğu kentte mayınlar, namlular arasında yapılan kaçakçılık önemli bir 'iş'. Bir geçim kaynağı da çorak dağlarda ot arayan küçükbaş hayvanlar. Ama hayvancılık artık kimseyi doyurmuyor. Çatışmalar nedeniyle yıllarca yaylalara çıkmak yasaklandı. İran ve Irak'tan kaçak olarak getirilen hayvanlar daha ucuz.

Gündem: Bugünü arama korkusu
Yine de insanlar bugünlerini arar durama düşmekten korkuyor. Çünkü geceleri yine silah sesleri duyulmaya başlandı. Çatışmaların yeniden başlaması korkusu büyük ve kentteki yaşamın en önemli gündem maddesi. Altı yıldır hayat normale dönmüştü. Binaların üzerindeki kurşun izleri silindi. Yıllarca köylerine gidemeyen ya da köyden kente gelemeyenler rahat yolculuklar yaptı. 15 yıl hava kararmadan sabah oluncaya kadar evlerine hapsolanlar, akşamları özgür kaldı. Eve tutsak geçirdikleri akşamların acısını halen, gece yarılarına kadar sokaklarda gezerek çıkarıyorlardı. Ama helikopter yine kentin üzerinden geçmeye başladı. Eski günlere dönülmesi korkusu eğitimi de etkileyecek. Çünkü öğretmenler, güvenlik korkusu ile gelmeyecek. Geçmişte pek çok öğretmen istifa ederek gitmişti...
Hakkâri'ye dışarıdan gelen öğretmenlerin alışması çok zor koşullar bulunuyor. Sosyal faaliyet alanları yok. Sinema yıllardır kapalı. 20 yıl önce yapımına başlanan ve içinde sinema, tiyatro salonları bulunan kültür merkezi, halen bitmedi. Öğretmenlerin, öğretmenevi dışında vakit geçirebilecekleri bir yer yok. Ayrıca ev kiraları yüksek. Kaloriferli evlerin kirası 150-350 milyon lira arasında. Giyim ve gıda pahalı. Stajyer öğretmenler, bir yıl, en fazla iki yıl kaldıktan sonra tayinlerini çıkararak gidiyor. Sürekli bir öğretmen açığı yaşanıyor. 493 branş öğretmeni açığı olan kentteki okullarda dersler boş geçiyor.

İlk ders: Türkçe
Okullar kalabalık. İlköğretim sınıflarında ortalama 55 öğrenci bulunuyor. Köylerde ise bütün sınıflarından tek bir öğretmenden aynı derste aynı derslikte öğrenim gördüğü 'birleştirilmiş ilköğretim okulları' bulunuyor. Hakkâri'de toplam 195 birleştirilmiş ilköğretim okulu bulunuyor. Pek çok öğrencinin eğitimdeki yetersizliği köylerdeki bu okullarda başlıyor. Ayrıca birinci sınıfa geldiğinde Türkçe bilmeyen çocuklar oluyor. Eğitim için önce Türkçe öğrenmeleri gerekiyor.
Hakkâri'de başarısızlığın nedenlerinden birinin de Hakkâri dışından da 'şansını denemek' isteyenlerin burada ÖSS'ye girmesi olduğu iddia ediliyor. Hakkâri'de yılda yaklaşık 1500 kişi liseden mezun oluyor. Ama bu yıl bu ilden sınava başvuranların sayısı 4 bin 411 kişi. Bu kişilerin çoğunun çevre illerde okudukları bölümü değiştirmek isteyen üniversite öğrencileri, kıdemini yükseltmek için Açıköğretim'e girmek isteyen memurlar, uzak illerden öğrenciler olduğu belirtiliyor. İddiaya göre bu kişilerin Hakkâri'de sınava girmek istemelerinin nedeni 'burada sınava girenlere yardım edilmesi.' Hakkâri'neki sınav hareketliliği nedeniyle bir ara gelenlerin yer bulamadığı, belediye hoparlörlerinden anons yapılarak Hakkârililerin, adayları evlerinde konuk etmelerinin istendiği belirtiliyor.

600 öğrenci, bir ay okula alınamadı
Hakkâri'de sürekli öğretmensiz kalan öğrenciler, aynı zamanda kalabalık sınıflarda öğrenim görmek zorunda... Köyden gelenler ile nüfusun arttığı kentte toplam 57 bin öğrenci bulunuyor. Derslikleri ortalama 54 öğrenci paylaşıyor. İki kişilik sıralara üçer öğrenci sığmak mecburiyetinde. Ayrıca bazı okullarda öğrenci fazlalığı nedeniyle çift tedrisat uygulanıyor.
Hakkâri Lisesi, kentin en büyük ve kalabalık okulu. Toplam 650 kapasiteli lisenin 1700 öğrencisi bulunuyor. Öğretmen eksikliği nedeniyle pek çok dersin boş geçtiği Hakkâri Lisesi'nde 60 öğrencili sınıflar bulunuyor. Sabahçı öğrenciler saat 06.00'da ders başı yapıyor, öğleciler ise hava karardıktan sonra evlerine gidiyor.
Sınıf yetersizliğine çözüm bulmak için idareciler, bir tuvaleti dersliğe dönüştürdü. Laboratuvarlar da sınıf yapıldı. Müdürün odası da tuvaletten bozularak yapıldı. Buna karşın sınıflar yeterli olmayınca öğrenciler, farklı okullardaki sınıflara gönderiliyor. Geçen yıl Hakkâri Lisesi'nin 600 öğrencisi sınıf bulunamadığı için bir ay boyunca okula alınmadı. Ticaret Lisesi ve Kapalı Spor Salonu'nda Hakkâri Lisesi'nin sınıfları oluşturuldu. Öğretmenler teneffüslerde bu okullar arasında koşturarak derslere yetişmeye çalışıyor.
Sonuçta 500 öğrencinin mezun olduğu liseden sadece beş öğrenci dört yıllık bir fakülteye yerleşebileceği puanı aldı. Derslerinin büyük çoğunluğu boş geçen 57 öğrencinin mezun olduğu Anadolu Lisesi'nden de dört yıllık fakülteleri kazanan öğrenci sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bir öğrenci "Bu yıl tarih derslerimizin neredeyse tamamı boş geçti" diyor.

Bir yıl 'üçgen' dinlediler!
Hakkâri Lisesi öğrencisi Asiye Kaçar, "Kalabalık sınıflarda anlatılan dersi anlamıyoruz. Zaten derslerin büyük çoğunluğu da boş geçiyor. Öğretmenler değişiyor. Geometri dersi öğretmenimiz üç kez değişti. Hep konular baştan alındı. Yıl boyunca sadece üçgenleri anlattılar. Rehber öğretmeni ise bir kez gördük. Sınava bir ay kala gelip sadece
'Heyecanlanmayın' dedi. Üniversite konusunda soru soracak kimse bulamıyoruz" diyor.

Yeni lise yapıyoruz
Hakkâri Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri okulların, köylerden gelen göç nedeniyle dolduğunu belirterek, "Yeni bir lisenin yapımı sürüyor. Önümüzdeki yıl tamamlanacak olan Cumhuriyet Lisesi, kalabalık sınıfları bitirecek" diye konuşuyor.

Bir başarı öyküsü böyle bitti

Altı kardeşli İsmail Kaya, öğrenciliği boyunca ayakkabı boyacılığı ve amelelik yaptı. Eğitimindeki eksiği haftanın yedi günü gece yarısına dek çalışarak kapattı ve üniversiteyi kazandı. Ama parasızlık yüzünden okuyamayacak

Sınırlı eğitim olanaklarına rağmen ÖSS'de 'Türkiye ortalaması' ile yarışan Hakkârili gençlerin çoğu, ÖSS'ye hazırlanırken bir yandan da bir işte çalışıyor. Bu gençlerden biri 18 yaşındaki İsmail Kaya. İsmail'in okul hayatının yanında her zaman iş hayatı da vardı. Önce ağabeyi sonra kendisi garsonluk yaparak dershane taksiti ödedi. Kendi kalabalık evinde çalışması mümkün olmadığı için gecelerini dershanenin etüt salonunda geçirdi ve kazandı. Ama gidemeyecek.
İsmail, yoksul kentin varoşunda doğdu. Yaşadığı semtin tüm evlerinde olduğu gibi kalabalık bir aileydiler. Neredeyse her yıl doğan kardeşleri, yoksullukları içinde aynı cümleyle karşılanıyordu: "Allah rızkını verir". Sonunda yedi kardeş oldular, yoksullukları hep arttı.
İsmail ailenin ikinci çocuğuydu. Yeni kardeşi oldukça sorumluluğu artıyordu. Ailesinin geçimine katkı sağlaması gerekiyordu. Okula kaydı yapılmadan babası onu bir marangoza götürdü. Marangoz ona yıllarca yanından ayırmayacağı ayakkabı boya sandığını uzattı. Belediye binasının önünde kendisine bir yer tuttu. Okuldan çıktıktan sonra koşarak eve gidiyor, boya sandığını alıp sokaklara dönüyordu. Liseye kadar ayakkabı boyacılığı yaptı. Lisede ise inşaatlarda babasının yanında amelelik yapmaya başladı. Bir yandan da yorgun bedeni ile dersleri de anlamaya çalışıyordu. Babası belediyede iş bulunca gelir durumları daha iyiydi. Ne hayvanı ne de toprağı olan babası da çocuklarının okumaktan başka şanslarının olmadığını biliyordu. İsmail'in mutlu günleri başladı. Artık çalışmıyor, sadece okulu ile ilgileniyordu. Ama okul sorunlarla doluydu. Hakkâri Lisesi'nde derslerin çoğu boş geçiyor, kalabalık sınıflarda dersler anlaşılmıyordu. Ama o yine de çabalıyordu. Sınıfı da evi gibi kalabalıktı. Yatak ve yorganların yığıldığı küçük odaya kendini kapatarak zorlukla ders çalışıyordu.

Bütün aile tek hedefe kilitlendi
Okulu bitirdi. İlk yıl kazanması mümkün değildi. Bir sonraki sene sınava hazırlanacaktı. Ama Hakkâri Belediyesi işçilerinin maaşını ödeyemeyecek kadar kötü duruma düştü. Onun üniversite sınavına hazırlanması gereken günlerde ailesinin tek geliri garsonluk yapan ağabeyinin kazandığı paraydı. Ağabeyi kendisinin başaramadığını kardeşinin başarmasını istiyordu. İsmail'i çalıştığı lokanta ile aynı binada bulunan dershaneye kaydettirdi. Bütün ailenin İsmail'in okuması için fedakârlık yapması gerekti. Bu özveriye başarı ile karşılık vermek azmiyle çalıştı. Hayali her zaman doktor sıkıntısı yaşayan memleketine bir gün doktor olarak dönmekti. Her gün evlerinden 1.5 saat yürüyerek dershaneye geldi. Haftanın yedi günü sabah saat 08.00'den gece yarısına kadar dershanede çalıştı. Okulda boş geçen derslerinin ne kadar büyük bir eksiklik olduğunu gördü. Örneğin fizik dersini tamamıyla dershanede öğrendi.
Ama ailesinin maddi durumu kötüye gidiyordu. Ağabeyi askere gitti. Dershane taksidini ödeyemez oldu. Dershane yetkilileri, daha sonra ödeyebileceğini, onun sınavı kazanmasının önemli olduğunu söyledi. Yine de dershanede çalışırken yüzünde hep bir utanç ifadesi vardı. Sonunda sınav günü geldi. Sonuçlar açıklandığında doktor olma hayali bitti. Ama öğretmenlik bölümlerini tercih edebiliyordu, dershanenin astığı 'başarılı öğrenciler' pankartında ismi yazıyordu. Oysa onun hemen çalışmaya başlaması, dershane taksitlerini ödemesi ve askerdeki ağabeyine para göndermesi gerekiyordu. Ağabeyinin askere gitmeden önce çalıştığı lokantada işe girdi. Bugün aylık 150 milyon lira maaş ile günde 12 saat çalışıyor. Babası 14 aydır belediyeden maaşını alamıyor. Dershaneye, ailesine ve ağabeyine bölüştürdüğü paradan artanla, harç parasını bile ödemesi imkânsız.
Yarın: Köyde eğitim geriye gidiyor