Eğitimin sıfır noktası (3)

'Şanslı' sayılıyor
Ardahan'da, Hanak'ın Arıkonak Köyü'nde dördüncü sınıf öğrencisi 10 yaşındaki Çağlar Keskin şanslı sayılıyor, çünkü, babasının hayvanları var; yine de aslında yoksulluk içinde. Dört yılda dört öğretmen görmüş, beşincisini bekliyor. Hayali doktor olmak, ama dört işlemi yapmakta zorlanıyor.
'Okumayı öğrendik'
Çağlar'la aynı sınıftaki Hülya Demirci ise annesinin hiç zamanı kalmadığı için sekiz kardeşinin yemesinden içmesinden sorumlu. Hülya, öğretmen olmak istiyor. Durumunun da farkında: "Aslında okumayı öğrendik, ama matematik,
İngilizce öğrenemedik. Öğrenemeyeceğiz de herhalde."
Haber: Timur SOYKAN / Arşivi

Ardahan'da köyler hep aynı manzara ile başlıyor. Köylerin kurulduğu alanların çevresinde dağlar, tepelerce uzanan yemyeşil geniş meralarda kısraklar koşuyor, büyükbaş hayvanlar otluyor, insanlar, oraklarını savurarak hayvanların kışlık yemeklerini topluyor. Bu güzel manzara köye yaklaştıkça sefalete dönüşüyor. Köylere hayvanların ayak izlerinin açtığı çukurlarla dolu çamur deryası yollarla ulaşılıyor. Büyüklü küçüklü taşlar toprak ile tutturularak yapılmış, yarısı çamura gömülü, çatısız evlerden oluşuyor.
Bahçeleri ise tezek kalıpları dolduruyor. Ardahan'ın verimsiz topraklarında hayvan dışkısı gübre değil yakacak olarak kullanılıyor.

Tezek dondurucu ve uzun kışlarda köylülerin yegâne yakacağı. Kış boyunca ahırlarda biriktirilen tezekler, yazın tuğla büyüklüğünde kalıplara bölünüyor. Bütün köylerde evler tezek tepelerinin ardında kalıyor. Tezek kalıplarından kışın yakılacak bahçe duvarları örülüyor.
Su gibi en temel ihtiyaçlar da Ardahan köylüleri için önemli bir sorun. Çoğunluğunda tek bir çeşme bulunuyor. İnsanlar, gün boyunca su taşımak zorunda. Tek geçim kaynağı, büyükbaş hayvanları. Ama onların evlerinin sofrasında et çok nadir oluyor.
Bütün bu koşullardan kaçışı ise köylerdeki harabe görünümünde onlarca ev anlatıyor. Köylerdeki yaşam, göç edenlerin artlarında bıraktıkları ev ve ahır kalıntıları arasında sürüyor. Göç etmeyip kalan aileler ise hep kalabalık. Karamsar tablonun içinde sefaletin en acıklı manzarası da çocuklar, oluyor. Köylerin en güzel binaları olan okullar ise bir umut değil, sorunlar yumağı olarak anılıyor.

Dersler 10 dakika sürüyor
Bütün köylerin eğitim sorunu aynı. Birini öğrenmek diğerlerini anlamaya yetiyor. Arıkonak, Ardahan'ın Hanak ilçesine bağlı. Öğrenim döneminde her gün 25 çocuk, yaşadıkları yoksulluğun içinden köy okuluna geliyor. 1939 yılında inşa edilen Arıkonak Köy Okulu'nun zemini ahşap, duvarlarındaki sıvalar nemden dökülüyor. Bir köşede küçük Atatürk büstü duruyor.
Okul kış aylarında ısınmıyor, çocuklar paltoları ile nefesleri dumana dönüşerek dersleri dinliyor. Bütün köylerde olduğu gibi sobalarında tek yakacakları, köylülerin okula taşıdığı tezek.
Ama eski binayı ısıtmaya yetmiyor. Dersliğin kapısında 1., 2., 3., 4., 5. sınıflar yazıyor. Aslında okulun iki sınıfı daha bulunuyor. Ama sınıfları paylaşacak başka bir öğretmen yok. Tek öğretmen hepsi ile ilgilenmek zorunda. Oysa içlerinde beş 1. sınıf, yedi 2., sekiz 3., iki 4. ve üç 5. sınıf öğrencisi bulunuyor. Öğretmen bir ders saatinde her sınıfa 10'ar dakika ayırabiliyor. Birinci sınıflar için heceleri tahtaya yazıp, ödev verirdikten sonra ikinci sınıflara imla kurallarından bahsetiyor, 10 dakika sonra üçüncü sınıftakilerin dersi başlıyor. Bu karmaşa içerisinde çocukların temel eğitimleri çok yetersiz kalıyor.

Bir yıldan fazla kalan yok
Ama öğretmenin olduğu günler, köyün mutlu zamanları. Aylarca öğretmenin gelmediği ve okul kapısının kilitli kaldığı zamanlar oluyor. Son beş yılda köyde bir yıldan fazla kalan öğretmen yok. Aylarca kar altında kalan Arıkonak'a rapor alarak gelmedikleri sıklıkla oluyor. Yeni öğretmenin atanması süreci nedeniyle aylarca dersler boş geçebiliyor.
Lojman, sadece yatak bulunan bir oda. Duvarlarda nemin kara izi her mevsim duruyor. Kar, okulun yarısını örterken tezek yakılan soba, çoğu zaman ısınmak için yeterli olmuyor. Tuvaletse dışarıda. Öğretmen kar altında bir elinde fener, diğerinde bidonla tuvalete gitmek zorunda. Bu tablo her yıl onlarca çocuk ve bir öğretmenin ağlayarak vedalaşmasıyla sona eriyor. Sonra aynı yoksul macerayı yaşayacak başka bir öğretmen köyün, çamur yolunun başında görünüyor.
Sekiz yıllık zorunlu eğitime geçildikten sonra köyde 5. sınıfı bitiren çocuklar, en yakın belde Ortakent'teki okula minibüs ile taşınıyor. Bu okulda da dersler boş geçiyor, öğretmenler değişiyor. Köy çocuklarının doktor, öğretmen olma hayalleri erken bitiyor.

Çağlar bir doktor olabilse...
Doktor olmak isteyen milyonlarca çocuktan biri; 10 yaşındaki Çağlar Keskin. Babasının hayvanları olduğu için köyün şanslıları arasında. Yine de büyük bir yoksulluk içinde. Dersleri olmadığı zamanlarda, hayvanların bakımında babasına yardım ediyor. Kışın yakacakları olacak tezeklerin hazırlanmasına, küçük elleri ile yardım ediyor.
Çağlar'ın hayatı boyunca hiç unutmayacağı bir öğretmeni olmayacak gibi. Çünkü dört yıllık kısacık okul hayatında bile dört öğretmen değiştirdi Son öğretmeni de evlenerek bu yıl başka bir kente tayin oldu. Çağlar dört işlemiyapmakta çok zorlandığını anlatıyor.

Sekiz kardeşine bakıyor
Hülya Demirci'nin, kendisinden küçük sekiz kardeşi var. Kardeşlerini yoksul sofralarında o besliyor. Çünkü annesi, hayvanlar ve ev işleri ile ilgilenmeli. Hülya bu sene 4. sınıfa geçti. Ama ne sınıfı değişecek ne de öğrenciler. Sadece öğretmen başka biri olacak. Hayali öğretmenlik. Ama onun dünyası için bu çok zor. Utana sıkıla "Aslında okumayı öğrendik. Ama matematik, İngilizce hiç öğrenemedik. Öğrenemeyeceğiz herhalde" diyor.
Köyün muhtarı Özay Balcı ise "Birleştirilmiş sınıfta çocuklarımız öğrenemiyor. Taşımalı eğitim ile 5. sınıf sonrasına gittiklerinde de başarısız oluyorlar. Daha iyi okumayı öğrenemeden bakıyorsunuz, çocuk 8. sınıfı bitiriyor" diye konuşuyor. Hakkâri'de de 195 birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okulu bulunuyor.

'İbrahim öğretmen çok uğraştı'
Küçük köyde bugün geçmişi aratıyor. Köyün yaşlıları, kendileri ile aynı okulda öğrenim gören köyün öğrencilerine üzülüyor. 1953 yılında aynı yine Arıkonak Okulu'nda öğrenci olan 63 yaşındaki Latif Çiftçi "Bizim o zamanlarda üç sınıfımız da doluydu. Üç öğretmenimiz vardı. Biri her gün 10 kilometre yürüyerek gelirdi. Onun adı İbrahim'di. Bizim köy için çok uğraşmıştı. Şimdi gelen kaçıyor. Biz 50 yılda hep geriye gitmişiz" diyor.

Okullar fazla, kapatılıyor

İnanılması güç ama Türkiye'de okul eksiği değil, 'fazlası' söz konusu. Göç ve taşımalı eğitim pek çok okulun kapısına kilit vurdu

Eğitim sorunları denildiğinde eski günlerde yeterli sayıda okulun bulunmayışı, kalabalık sınıflar akla gelirdi. Oysa artık Türkiye'nin pek çok bölgesinde okul fazlası var. Göç ile öğrenci sayısının azalması ve taşımalı eğitimin başlamasının ardından Türkiye genelinde binlerce okul boş kaldı. Hayırseverler ve devlet tarafından milyarlarca lira harcanarak yapılan okullarda kapı duvar. Ya artık farklı amaçlar için kullanılıyorlar ya da çürümeye terk edildiler.
Bir yılda 43 okula kilit
Eğitim sorunlarının sonunculuklar ile gündeme geldiği Ardahan'da da kapalı yüzlerce okul bulunuyor. Ardahan'da son bir yılda öğrenci sayısı 10'un altına düşen ve taşımalı eğitime geçilmesinin ardından öğrencisi kalmayan 43 okul kapatıldı.
Hanak ilçesine bağlı Hamaş Köyü'nde kapatılan okul, köylüler tarafından ahır olarak kullanılıyor. Araç gereçlerse kayıp. Ardahan'ın Geçköy'ün okulu da kapalı. Köyün okulu, lojmanı ile birlikte 1975 yılında inşa edildi. O zamandan bugüne taştan yapılan yoksul evlerin bulunduğu köyde okul ve lojman köyün tuğla ve çimento kullanılarak yapılmış tek binası. Taşımalı eğitime geçilmesinin ardından yedi ilköğretim okulu öğrencisi kalan köyün okulu, 2001 yılında kapatıldı. Artık bahçesi yabani otlar ile kaplı. Sadece seçim dönemlerinde oy kullanılması için kapısındaki kilit açılıyor. Köyün öğrencileri de velileri de taşımalı eğitim taraftarı.
İki çocuğu ilköğretim okuluna giden Gülay Türk, "Eskiden çocukların hepsi tek öğretmenden ders görüyordu. Büyük, küçük bütün çocuklar aynı sınıftaydı. Şimdi farklı öğretmenleri var. Ama orada da dersler çok boş geçiyor. Öğretmenleri hep değişiyor" diye konuşuyor. Geçköy muhtarı Bahattin Işık ise okul binasının yıllardır boş durduğunu belirterek, "Bu binalardan yüzlerce köyde var ve hepsi boş. Bu binaların değerlendirilmesini istiyoruz" diyor.
'Okuma salonu olabilir'
Ardahan Milli Eğitim Müdürü Yrd. Doç. Dr. Münir Dedeoğlu, "Bu kapalı okulları, okuma salonları olarak düzenlemeyi düşünüyoruz. İmkânlar el verdiğince hepsi elden geçirilecek, değerlendirilecek" dedi.
Türkiye'deki bazı diğer illerde bulunan kapalı okul sayıları ise şöyle:
Antalya: Kapatılan 50 okul, köy muhtarlarının kullanımına verildi.
Denizli: 200 okul kapalı. Bu okulların satılması gündemde. Satılmayacak olanların turizm için kullanılması planlanıyor.
Gaziantep: 150 okul kapatıldı. Okul binaları ise artık halk eğitim kursu veya muhtar odası olarak kullanılıyor.
Artvin: 106 okul kapatıldı, düğün salonu, okuma salonu, muhtar odası oldu.

'Suriye nerenin başkenti diyen var'
Hakkâri ve Ardahan'da ilkokul 1'den miras tüm eksiklikler, dershanelerde haftanın yedi günü, saat 08.00'den gece 22.00'ye kadar süren 'sıkıştırılmış eğitim'le kapatılmaya çalışılıyor. Askerlik görevini yapan öğretmenlerin ders verdiği 'Mehmetçik dershaneleri' dışında Hakkâri'de iki, Ardahan'da da bir dershane bulunuyor. İki ilde de liseyi bitirenlerin ancak küçük bir kısmı dershaneye gidebiliyor. Hakkâri Birikim Dershanesi'nin kurucusu Rüstem Çöremerikli , "Öğrencilerimiz arasında 'Suriye nerenin başkenti?', 'Arapça din mi dil mi?' diye soranlar oluyor. Pek çok öğrenci, ünlü ve ünsüz harfleri ayırt edemiyor. Bunun için önce bir temel vermemiz gerekiyor. Öğrencinin seviyesine göre nasıl ders vereceğimize karar veriyoruz. Bazı öğrenciler için bir yıl sadece temel eğitim vermemiz gerekiyor. Çoğu öğrencinin üniversiteyi kazanması için üç yıl dershaneye devam etmesi gerek" diyor.

Dershane reklâmları bile değişik
Diğer kentlerde dershaneler Türkiye'de dereceye giren öğrencilerin isimleri ile reklam yaparken Hakkâri'de dershaneler, dört yıllık fakülteyi kazanan öğrencilerin isimlerinin yazılı olduğu pankartlarla tanıtım yapıyor. Dershane öğrencisi Zümre Erhanlı, "Okulda derslerimiz boş geçtiği için hiçbir dersi tam anlamıyla öğrenemedik. İlk zamanlar okulda öğrendiklerimiz çok az olduğu için dershane çok zor geldi. Bunun için çok çalıştık. Ben gece gündüz çalışmama karşın ÖSS sonucunda ancak iki yıllık bir okul kazanabildim" diyor.
Ardahan'da ise bu yıl toplam 2 bin 900 kişinin ÖSS'ye girdi, 1971 kişi 160 puanlık barajı geçebildi. Ardahan'ın tek özel dershanesi Çözüm'e devam eden 130 öğrenciden 40'ı dört yılllık bir fakülteye girme hakkı kazandı. Ardahan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne göre ise kentteki 'sıfırcı' sayısı '48' ve hepsi yeni lise mezunu.
Ardahan'da LGS için dershaneye giden öğrenci sayısı da 28. İlde LGS'ye 943 öğrenci girdi, 145'i barajı geçmeyi başardı. Kayıt yaptırabilecek olanların sayısı ise bir elin parmaklarını geçmeyecek.
BİTTİ




Her yönüyle yeni müfredat
  • Prof. Üstün Ergüder sordu, Milli Eğitim Bakanı Çelik yanıtladı.
  • Eğitim sistemimiz ekonomiye, demokrasiye, üretime, bireye duyarsız...
  • Amaç, bilgi toplumuna geçişte ülkenin ihtiyacı olan hedefi yakalamak...
  • İhtiyaç duyulan değişim için geniş yelpazede konsensüs arandı...
    Radikal yazı dizisi yarın başlıyor