Ekmeleddin İhsanoğlu: Suriye'de geçiş sürecinde Esad da olmalı

Ekmeleddin İhsanoğlu: Suriye'de geçiş sürecinde Esad da olmalı
Ekmeleddin İhsanoğlu: Suriye'de geçiş sürecinde Esad da olmalı
Suriye, Mısır, Gezi Parkı protestoları ve son günlerde çokça tartışılan 'özel yaşama müdahale' tartışmalarına ilişkin soruları yanıtlayan İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Suriye'de geçiş sürecinin Esad ve Baas rejimiyle yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Radikal.com.tr – Mısır’da Muhammed Mursi’nin devrilmesinin ardından Ankara ’nın “Görevini yapmadığı” suçlamalarıyla ve istifa çağrılarıyla karşılaşan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Suriye konusunda da hükümetin dış politika tercihlerine aykırı bir beyanda bulundu. İhsanoğlu, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda, Suriye’deki geçiş sürecinde Esad’ın da bulunması gerektiğini söyledi. 

İhsanoğlu, “Geçiş döneminde Esad kalabilir mi” sorusuna, “Bu ‘Cenevre 1’de zaten var. Yani mevcut rejimle anlaşarak geçiş lazım” yanıtını verdi.


‘SURİYE’DE GEÇİŞ SÜRECİ, REJİMLE YAPILMALI’

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban-ki Moon’un dün 22 Ocak’ta toplanacağını açıkladığı 2. Cenevre Konferansı’yla ilgili olarak, “2. Cenevre’nin olması lazım. Aslında 2. Cenevre’nin görevi, ‘Cenevre 1’de varılan anlaşmayı imzalamak. Şimdi kimyasal silahlarla ilgili Güvenlik Konseyi kararına ‘Cenevre 1’ metni bağlandı. Bu bir adımdır. ‘Cenevre 2’nin yapılması ve anlaşmaya varılması çok gereklidir. Ama engeller var. ‘2. Cenevre’de, ‘1. Cenevre’de varılan mutabakatın gerisine düşmemek lazım. Bir geçiş dönemi lazım” dedi.

İhsanoğlu, bu sözleri üzerine kendisine sorulan, “Geçiş döneminde Esad kalabilir mi” sorusuna da, “Bu ‘Cenevre 1’de zaten var. Yani mevcut rejimle anlaşarak geçiş lazım. ‘Cenevre 1’de varılan esaslar üzerine anlaşarak bunu aşmak lazım” cevabını verdi.

İhsanoğlu, “Önümüzde Saddamlaşan bir Esad mı var, yoksa Esad ile demokratik geçiş mümkün mü” sorusu üzerine ise şunları söyledi:

“Esad ile Saddam arasında büyük farklar var. İki ülke arasında farklar var. Hiçbir ülke başka bir ülkeye tıpatıp benzemez. Suriye’nin Irak’tan farklı yapısı var. Ve bugün büyük güçlerde rejimi ortadan kaldırma gibi bir irade yok.”


'İSLAM DÜNYASINDA ŞİDDET ARTACAK'

İslam dünyasının Sünni-Şii çatışmasından olumsuz etkilendiğini ve sadece Suriye’de değil, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar tüm bölgede zaman içerisinde radikalleşme ve aşırıcılık konusunda artış görüleceğini söyleyen İhsanoğlu, bunun için yeni politikalar üretilmesi gerektiğini söyledi.


‘MISIR KONUSUNDA HAKLILIĞIM ORTAYA ÇIKTI’

Mısır’da Sisi yönetiminin demokratikleşme sürecinin, anayasanın halkın oylamasına sunulması, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması suretiyle demokratik düzene biran evvel geri dönmesi gerektiğini söyleyen İhsanoğlu, “Bu takvimin şimdiye kadar yürütüldüğünü görüyoruz ve tartışmaların en önemli noktası bu sürecin herkesi kucaklaması ve normal demokratik sürece, yani seçimle gelen ve seçimle giden bir iktidarın kurulması noktasındadır ve herkesi kapsaması gerek yani toplumun aktif aktörlerinden hiçbirini sürecin dışında bırakmamalı” dedi.

Ekmelettin İhsanoğlu, Hükümetle Mısır konusunda yaşadığı gerilime yönelik soru üzerine, “Ben polemiğe girmem. Polemik adamı değilim. Nokta” dedi.

Adeviyye Meydanı’na yönelik kanlı müdahalenin gerçekleştiği Ağustos ayında, “Mısır’daki darbe yönetimine tutum almadığı” gerekçesiyle hükümetin sert eleştirilerine maruz kalan İhsanoğlu, hükümetin de Mısır’ın üyeliğinin düşürülmesi için başvurmayarak kendisinin haklılığını teyit ettiğini belirtti.


‘AĞAÇLARIN KESİLMESİNE KARŞIYIM’

İhsanoğlu, “Gezi Parkı protestolarına” ilişkin soru üzerine de şu yanıtı verdi:

“Bu mesele çevre hassasiyetiyle doğdu. Ve doğduğu nokta haklıdır. İnsanların çevre konusunda, şehrin düzenlenmesi konusunda bir fikir beyan etme hakkı vardır. Şahsen ağaçların kesilmesine karşıyım ama tarihi binaların yeniden inşa edilmesine taraftarım. Biz zaten İstanbul ’da çok şeyi yıktık. O bakımdan Gezi olaylarının başlangıç noktasını anlayışla karşılıyorum fakat sonra aldığı şekil beni rahatsız etti. Orada gelip arabaları yakmak, dükkânları yağmalamak ateşe vermek; bunlar kabul edilecek şey değil.”


İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, son dönemde çokça tartışılan ‘kızlı-erkekli evler’, ‘karma eğitim’ gibi konular hatırlatılarak kendisine “İslam dünyasında kadın-erkek ilişkilerinin İslam’a göre sınırları nelerdir” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“İyi ki sordunuz bunu. İslam tarihinde, peygamberimizin zamanından itibaren kadının toplumda üstün, mümtaz bir yeri vardır. Kadının sosyal hayatta çok aktif bir rolü vardır. Maalesef bazı yerlerde İslam öncesi adetler, mesela kadın deve güdüyordu, ata biniyordu bugün araba kullanamıyor, yasaklanıyor. Bunun dinle alakası yok. İslamiyet’i, 21. yüzyılı nasıl yorumlayacağız düşünmek lazım. Kadınlar hayatın aktif-eşit bir parçasıdır. Doğduğu günden itibaren hayat boyunca eğitim safhasında, çalışma hayatında, siyasi bakımdan... Başka toplumlardaki kadın nereye gelebiliyorsa, bizim toplumumuzda da gelmesi lazım. Tam eşitlik olması lazım. Okulların bile kızlı erkekli ayrıştırılması tartışılıyor. Kız-erkek mektepleri her zaman vardır. Bu ailenin tercihi. Tercihlere saygılı olmak lazım...”

İhsanoğlu, “Reşit kadın-erkek öğrenciler aynı evde kalabilir mi” sorusuna karşılık da şunları söyledi:

“Reşit insanların ne yapacağı kendilerine has bir karardır. Bazı aileler var ki; kız çocuklarının erkek çocuklarının olduğu aynı binada kalmasını istemez. Bazı aileler var fark etmez. Bu imkânları sunmak lazım, zorlamamak lazım. Tercihi esas görmek lazım.”