El bombası cezasına tuhaf gerekçeler

Elazığ'da pimi çekilmiş el bombasını cezalandırma macıyla onbaşı İbrahim Öztürk'ün eline verip, bombanın patlaması sonucu Öztürk'le birlikte 4 askerin şehit olmasına neden olmaktan tutuklanan Teğmen Mehmet Tümer'in yargılanmasına bugün devam edildi. Mahkeme olay yerinde keşif yapılmasına karar verdi.



Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle


Karakoçan İlçesi Koçyiğitler Piyade Taburu’nda iç güvenlik harekatının sürdürüldüğü 17 Ağustos 2009 tarihinde Teğmen Mehmet Tümer, emirlerini yerine getirmediği gerekçesiyle cezalandırmak amacıyla piyada onbaşı İbrahim Öztürk’ün eline verdiği pimi çekili el bombası patlamıştı. Patlamada, Öztürk ile birlikte piyade çavuş İbrahim Yaman, piyade onbaşı Ali Osman Altın ve er Mesut Bulut şehit olmuştu. Olayın ardından, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak’ gerekçesiyle tutuklanan Teğmen Mehmet Tümer, Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde dün başlayan yargılanmasına bugün devam edildi.
Duruşmaya tutuklu yargılanan Teğmen Mehmet Tümer, şehit Piyade Onbaşı İbrahim Öztürk’ün babası Hacı Öztürk, şehit er Mesut Bulut’un babası Sinan, annesi Mevlüde ve amcası Bedir Bulut katıldı.
Duruşmada, müdahil ve savunma avukatları olay yerinde keşif yapılması talebi mahkeme heyeti tarafından kabul edildi.

ÖZTÜRK DİSİPLİNSİZ BİR ASKERDİ
Mahkemede, sanık Teğmen Tümer’in talebi üzerine görevli tim kolunda daha önce görev yapan uzman çavuş Zeydan Arabacı tanık olarak dinlendi. Arabacı, şehit asker İbrahim Öztürk’ün acemi birliğinden sonra geldiği usta birliğinde devamlı birlikte olduklarını 8 ay birlikte görev yaptıklarını söyledi.
Öztürk’ün usta birliğine geldiğinde kendisine mekanik nişancılık ve el bombası eğitimleri verildiğini söyleyen uzman çavuş Arabacı, “Gerçekten disiplinsiz bir askerdi. Hakaret konusu yoktu ama 18 askerin içinde emir verdiğinde alternatif üretirdi, diğer personele örnek oluyordu. Giyimi bile bir askere yakışmayacak şekilde oluyordu” dedi.
Mahkeme başkanının “Öztürk’ün bu durumuna karşı ne yaptınız?” sorusuna Arabacı, “İkaz ettik. Ona, bir hatanın hepimize mal olacağını anlattık. Ama gözümüzün önünde arkadaşları ile tartışıyor, dalaşıyordu. Uyarı ve ikazlarla tedbir aldık. Herhangi bir ceza vermedik” yanıtı verdi.
Arabacı, müdahil avukat Özgür Murat Büyük’ün “Disiplinsiz diyorsunuz, disiplin cezası aldığını biliyor musunuz?” sorusuna ise “Biz askerlerin tezkerelerini alıncaya kadar ceza almamalarını isteriz. Yoksa 20 asker var, hepsine tutanak tutalım mahkemeye verelim. Bu tür davranışlar pek gösterilmez. Hataları ikaz ile cezalandırıyoruz. Burada Öztürk’ün babası var. Kusura bakmasın başı sağ olsun. Belki kendisinden başka ben uğraşmışımdır. Ben koluna girip banyoya götürürdüm, getirir yatağına yatırırdım.”

SANIK YERİNE ŞEHİT ASKER YARGILANIYOR
Müdahil avukat Büyük araya girerek, mahkemenin sanık Tümer yerine şehit Öztürk’ü yargılamaya başladığı izlenimi edindiğini belirterek, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini söyledi. Büyük, “Aylar öncesinde disiplin veya disiplinsizlik konusunda Öztürk’ün yargılanmaya başlanması, bugünkü suç için önemli değil. Önemli olan bu olayla ilgili sanığın davranışıdır. Bu vicdanımı rahatsız ediyor” dedi.
Büyük’ün bu konuşmasına karşılık sanık avukatı Behiç Cantürk, mahkemenin bir ihtisas mahkemesi olduğunu, sadece bir sonuç yargılamadığını, nedenselliği takip etmek zorunda olduğunu söyledi.
Tanık uzman çavuş Zeydan Arabacı, avukat Cantürk’ün “İç güvenlik harekatı sürdüren bir birlik ile normal kışla içinde görevini sürdüren bir birlikte yapılan hareketlerin sonuçları itibariyle arada fark var mıdır?” sorusuna ise “İç güvenlik harekatında daha büyük boyutlara ulaşır” diye cevap verdi
Arabacı, “Öztürk’ün malzeme unutma gibi hataları var mıydı?” sorusu üzerine de “Hataları çoktu. Gece görüşü, telsizi unuturdu. Göreve giderdik bir daha unutulan malzeme için geri dönerdik. Sıkça unuturdu” dedi.
Duruşmada daha sonra time el bombalarını veren piyade çavuş Mustafa Sezer dinlendi. Sezer, time normalde 8 kişiye el bombası verilirken, o gün Öztürk ile birlikte toplamda 3 kişiye daha el bombası verildiğini belirterek, “Herhangi bir itirazda bulunmadı” dedi. Öztürk’ün babası Hacı Öztürk bu sırada söz alarak, “Burada hep İbrahim’den söz ediliyor. Suçu İbrahim işlemiş oluyor. Peki diğer 3 tane şehide ne oldu? Bunlar hiç gündeme gelmeyecek mi? Bu beni rahatsız ediyor” dedi.
Sezer, askeri savcının “Öztürk’ün bariz şekilde disiplinsizliği var mıydı?” sorusuna “Disiplinsiz biriydi” yanıtını verdi.
Sanık Teğmen Tümer de “Öztürk’ün daha önce yaptığı hatalardan kolun ceza alıp almadığının, bu nedenle eğitim verilip verilmediğinin sorulması isteği üzerine Sezer, bu tür olayların yaşandığını kaydetti.
Sezer, sanık avukatı Cantürk’ün sorusu üzerine de el bombaları verilirken nerede tutulması gerektiği hakkında sanık Tümer’in kendilerini bilgilendirdiğini bildirdi.
Timde görevli asker İsmail Turunç da Öztürk’e olay alanında elindeki bombanın sebebini sorduğunda Teğmen Tümer tarafından uyuması nedeniyle verildiğini söylediğini belirterek, “İlk defa nöbette uyuyan birisi, hücum yeleksiz dolaşan birisi değildi. Daha önce de eğitim yapıyorduk ama o ana kadar böyle bir ceza olmamıştı. Uyarılar alıyordu. Dönüp eğitim alıyorduk” dedi.

OLAY YERİ İNCELEMESİ
Duruşmada daha sonra dinlenen olay yerini inceleyen tim komutanı Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Hüseyin Bülbül, patlamanın meydana geldiği mevzide küçük bir patlama çukuru ve etrafta el bombası parçaları olmasından hareketle patlamaya el bombasının neden olduğunu tespit ettiklerini söyledi.
Bülbül, bombanın tapa parçasındaki seri numarasından ABD menşeli M 26 tipi savunma tipi el bombası olduğunu belirlediklerini kaydetti. Bu arada mahkeme heyetindeki subayın bilgilendirmesi üzerine mahkeme hakimi, Bülbül’e patlamanın yeri hakkında düşüncelerini sordu. Bülbül, “Yere düşerek patlamış” cevabını verdi. Bülbül, ancak Öztürk’ün patlama anında ayakta veya oturma hali hakkında bir şey söyleyemeyeceğini kaydetti.

BULUT’UN BABASI MÜDAHİL OLMAK İSTEDİ
Mahkemeye verilen kısa arada şehit asker Mesut Bulut’un annesi Mevlüde Bulut’un ağlaması üzerine mahkeme bahçesinde ambulansta bir süre kontrol altına alındı. Aranın sona ermesinin ardından Bulut’un amcası Bedir ve babası Sinan Bulut mahkeme heyetine müdahil olma talebinde buludu. Mahkeme, duruşmada zamanın iyi değerlendirilmesi için beyanlara karşı yazılı olarak sorularını sorabileceklerini belirterek, bu talebi kabul etti.
Duruşmada olayın idari soruşturmasını yapan Piyade Albay Fikret Öcal dinlendi. Mahkeme hakimi heyet raporunun delil olmadığını, sadece olayın idari yönden bir değerlendirmesi olduğu konusunda tarafları uyardı. Albay Öcal, incelemeleri sonucunda Teğmen Tümer’in Emniyet ve Kaza Önleme Talimatlarına uygunsuz davranış gösterdiğini ve tecrübesiz olduğu kanaatine vardıklarını söyledi.
Unsur komutanları astsubay ile uzman çavuşun da Teğmen Tümer’in uygun olmayan emrine karşılık müdahalede bulunabileceklerine rağmen bu yönde davranmadıklarını, müdahale etmeyip izlemekle yetinmeleri nedeniyle hafif kusurlu olarak değerlendirdiklerini ifade eden Albay Öcal, Öztürk’ün de komutanının mevzide otur demesine karşılık mevziler arasında dolaşmasının kendilerine mantıklı gelmediğini, Öztürk’ün bir ‘Cesaret’ gösterisi davranışı içinde mevzileri gezdiğine kanaat getirdiklerini belirterek, olayın meydana gelmesinde önemli rol aldığı sonucuna vardıklarını bildirdi.
Albay Öcal, müdahil avukat Büyük’ün sorusu üzerine kol komutanının nöbette uyuyan personeline telsiz aracılığıyla bölük komutanına bildirerek ceza verdirme yetkisi olduğunu belirtti. Albay Öcal, “Öztürk’ün dosyasında bir ceza aldığına dair bilgiye ulaşmadık. Ama eğitim maksatlı disiplin cezası verilebilir. Öztürk’ün iyi bir asker olmasına karşılık disiplinsiz ve şımarık bir yapıda olduğu kanaatine vardık” dedi. Avukat Büyük, bu arada Öztürk’ün şahsi dosyasının temin edilmesini istedi. Mahkeme bu talebi kabul etti.
Duruşma daha sonra tarafların yaptıkları talep doğrultusunda keşif yapılması için ara verildi. Mahkeme, keşfin ardından zaman kalması halinde davaya bugün devam edilerek bilirkişilerin dinlenmesi kararı aldı.

TEHDİT İDDİASI
Duruşmanın sona ermesinin ardından sanık avukatı Behiç Cantük, bazı gazetecilere “Mevzuat gereği şehit olan bir askerin şehitliği sırasında kusurlar ortaya çıkarsa şehitlik beratının geri alınacağı” bilgisini verdiği sırada, gazetecilerin yanında bulunan şehit Mesut Bulut’un babası Sinan Bulut, mahkeme heyetine Avukat Cantürk’ün kendilerini tehdit ettiğini iddia etti.
Bulut’un bu iddiası üzerine Cantürk, mahkeme hakimine, konunun, mevzuat hakkında gazetecilere bilgi vermekten ibaret olduğunu söyledi. Sinan Bulut bu sırada hakime “Şehitlik beratı incelenmeden mi veriliyor?” sorusuna ise hakim “Şehitlik konusu idari bir kısım. Biz bu konuda danışmanlık yapamayız. Tereddütünüz varsa avukat aracılığıyla giderebilirsiniz” cevabını verdi.
Daha sonra olay yerine keşif yapılmak üzere gidildi(dha)