Emek'te 'fazla basınçlı su' kullanılmamış!

Emek'te 'fazla basınçlı su' kullanılmamış!
Emek'te 'fazla basınçlı su' kullanılmamış!

Fotoğraf: NAZIM SERHAT FIRAT

Emek Sineması eyleminden sonra polisin olay yeri tutanağından: "İstiklal Caddesi'nin yoğun vatandaş kalabalığı göz önünde bulundurularak fazla basınçlı su kullanılmamış, toplanan grup kısmi olarak biber gazı sıkmak suretiyle dağıtılmıştır..."
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Geçtiğimiz pazar günü Emek Sineması’nın yıkımına karşı yapılan eylemde polisin müdahalesi günlerdir tartışılıyor. Olay sırasında eylemcilerin Emek Sineması’nın sokağına girmesi polis barikatıyla engellenmiş, kitle uzun süre polisle müzakere ederek sokağa giriş için izin bekledikten sonra barikatları yıkmaya çalışmış, polisin gaz ve tazyikli suyla saldırısına maruz kalmıştı. Eyleme katılanlardan bazıları polise taş ve saksı atarak karşılık vermişti.
Radikal’in ulaştığı polis tutanaklarında ise olaylar şöyle anlatılıyor: “İstiklal Caddesi’nin yoğun vatandaş kalabalığı göz önünde bulundurularak fazla basınçlı su kullanılmamış, ancak toplanan grup kısmi olarak biber gazı sıkmak suretiyle dağıtılmıştır.” Tutanaklarda Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay ile Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Avukat Efkan Bolaç'ın, ‘EMEK Bizim İstanbul Bizim Platformu’nun sözcüleri olduğu iddia edildi.


Tutanaktan diğer detaylar şöyle:
* ‘EMEK Bizim İstanbul Bizim Platformu’ adı altında toplanacak grubun yürüyerek İstiklal Caddesi üzerinde bulunan eski Emek Sineması’nın bulunduğu Yeşilçam Sokağı’na girerek, burada sinemanın bulunduğu binanın tadilatını protesto edeceği ve taşkınlık çıkaracağı şeklinde bilgiler istihbarı elde edildiğinden; bahse konu Yeşilçam Sokağı’nda aynı grubun bir hafta evvel yine eylem yaptığı ve eylem sırasında inşaat alanına girerek taşkınlık yapıp protesto eylemi yaptıkları bilindiğinden ve sokak içerisinde inşaat demirleri, iskele ile inşaat malzemelerinin bulunması nedeniyle kalabalık bir grubun sokak içerisine girmesi durumunda tehlike oluşturduğu göz önünde bulundurulduğundan sokağın içerisinde ve inşaat alanının çevresinde geniş güvenlik eylemleri alınmıştır.
* Bahse konu ‘EMEK Bizim İstanbul Bizim Platformu’ sözcüsü olarak bildiğimiz Avukat Can Atalay ile Avukat Efkan Bolaç ve tiyatro sanatçılarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 250 kişilik grup, Taksim Meydanı’nda toplanmış (...) Yeşilçam Sokağı’na doğru yürüyüşe geçmişler, grup zaman zaman ‘Kapıları açın Emek’ten çıkın, Emek Bizim İstanbul Bizim, Polis defol yabancıyı koruma’ sloganları atmıştır.
* Topluluk Yeşilçam Sokağı girişine intikal ettiğinde burada sözlü basın açıklaması yapıldıktan sonra grup sözcüsü Avukat Can Atalay gruba hitaben; “Önümüze polis barikatı kurulsa bile biz Emek Sineması’na gireceğiz, burası bizimdir, gerekirse burada geceleriz” şeklinde konuşmasının akabinde grup; “Polis defol barikatı kaldır” şeklinde sloganlar atması üzerine grup sözcüsü Avukat Can Atalay ile görüşme yapılmış, sokak içerisinde inşaat malzemeleri ve inşaat iskelesi olması nedeniyle 250 kişinin girmesi durumunda büyük tehlike oluşturacağı, basın açıklamaları ve eylemlerini bina önünde yaptıktan sonra dağılmaları ikaz edilmiş, ancak hiçbir şekilde gitmeyeceklerini Emek Sineması’na gireceklerini söylemişler, yaklaşık bir buçuk saat burada beklemişlerdir.
* Bu arada sokak içerisinde bulunan Çevik Kuvvet personelimizin üzerine fiziki olarak tekme atarak yüklenmeleri üzerine ses yayın aracımızdan topluluğun yapmış olduğu eylemin kanunsuz hale dönüştüğünü, dağılmaları gerektiği ikaz edilmiş, grup beklemeye devam etmiştir. Yaklaşık beş dakika sonra ses yayın aracından herkesin duyacağı şekilde “Topluluğa sesleniyorum, polis konuşuyor, şu anda yapmış olduğunuz eylem kanunsuz hale dönüşmektedir, lütfen dağılın, dağılmadığınız taktirde güvenlik güçleri tarafından müdahale edilecekir” şeklinde ikinci bir ikaz yapılmış, ancak grup dağılmamakta direnerek sokak içerisine tekrar fiziki olarak yumruk ve tekme atarak yüklenmeye başlamış, aynı zamanda “Polis defol” sloganı atarak grup içerisinden bazı şahıslar ellerinde bulunan su ve soda şişelerini biz güvenlik kuvvetlerinin üzerine fırlatmaya başlamaları üzerine, önce çevik kuvvet personeli tarafından fiziki olarak şahıslar uzaklaştırılmaya çalışılmış ise de topluluk direnmekte devam edip cadde içerisinde ellerine geçirdikleri her şeyi polisin üzerine doğru atmaları üzerine grubun dağılması için TOMA (toplumsal olaylara müdahale aracı) ile su sıkmak suretiyle grup dağıtılmış ancak TOMA’nın önüne geçen beş altı kişi TOMA aracını durdurmaya çalışmış, bu arada kısmi olarak dağılan topluluk tekrar güvenlik güçlerine doğru taş, soda şişesi, cadde üzerinde bulunan süs ağaçları, saksıları ellerine ne geçirdilerse fırlatmaya başlamışlardır...

Polisin eylem sırasında gözaltına aldığı dört kişi eylem akşamı serbest bırakılmış, ertesi gün Çağlayan Adliyesi’nde savcı, suçüstü hali olmaması nedeniyle ifade almamıştı. Soruşturma normal seyrinde devam edecek.

 

AVUKATTAN TUTANAĞA YANIT


Avukat Can Atalay ise polis tutanağındaki iddialara şöyle cevap verdi: "Tutanaktaki ifadeler benim ağzımdan çıkmadı. Biz orada Yeşilçam Sokak'a girmek istediğimizi ve sokağa girmenin hakkımız olduğunu defalarca söyledik. Bu konuda ısrarcı olduğumuz doğrudur. Ancak kolluk olayı açık şekilde çarpıtmaya çalışıyor. Kolluğun olaydaki tutumunun hukuğa aykırılığı orada bulunan ve gazla, copla muhatap olan herkes tarafından bizzat görüldü..."



MUAMMER GÜLER: POLİSİN KASTI OLMAZ

İçişleri Bakanı Muammer Güler de dün TBMM'de yaptığı açıklamada polisin, “orantısız güç kullanıp kullanmadığı konusunda” inceleme başlattırdığını açıkladı. Güler, grubun arasında ‘provakotörler’ olduğunu da iddia etti: “Emek Sineması önünde defalarda protesto eylemleri, basın açıklamaları yapıldı, polisin hiçbir müdahalesi olmadı. Son protestoda polise taş atılmak, bina işgal edilmek, demirler kırılmak istendi, polisimiz buna engel olmak istedi. Yoksa polisin sanatçılara yönelik herhangi bir kastı ve davranışı olamaz... O günkü olayda sanatçıların arasında bulunan, kendilerini yakından tanıdığımız, daha önceki olaylardan bildiğimiz kişiler, o topluluğu maalesef kullanmak suretiyle provokatif eylemlerde bulunmak istediler. Binanın işgal edilmesi, kapının demirlerinin kırılması, polisin taşlanması bunlar sanatçıların yapacağı eylemler değildir. Sanatçıların da bunları fark ettiğini biliyoruz.”


ERTUĞRUL KÜRKÇÜ'DEN SORU ÖNERGESİ


BDP Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü de Emek Sineması eyleminde güvenlik güçlerinin göstericilere karşı orantısız güç kullanmasıyla ilgili soru önergesi verdi. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in cevaplandırması talebiyle verdiği önergede Kürkçü, orantısız güç kullanılması üzerine herhangi bir hukuki/idari işlem başlatılıp başlatılmadığını ve dört kişinin gözaltına alınmasının nedenini sordu. Kürkçü’nün bir diğer sorusu ise “Emniyet mensuplarının eğitim programı arasında sanat ve/veya sinema tarihi dersi var mıdır?” oldu.
Kürkçü’nün soru önergesi şöyle:
Türkiye sinema tarihinin simge mekânlarından biri olan Emek Sineması’nın yıkılarak yerine AVM yapılmasını protesto etmek amacıyla 7 Nisan 2013 Pazar günü İstiklal Caddesi’nde aralarında İstanbul Film Festivali'nin konuğu olarak İstanbul’da bulunan yönetmenler Costa Gavras, Mike Newell, Marco Bechis, Jan Ole Gester’in yanı sıra Türkiye’den birçok yönetmen, oyuncu ile yerli ve yabancı birçok sinema yazarının ve sinemaseverin katıldığı, insanların kültüre, tarihe, sanata, İstanbul’a sahip çıkmak için yaptıkları barışçıl yürüyüşe emniyet güçleri, biber gazı ve tazyikli suyla müdahale ederek dört kişiyi gözaltına almış, birçok kişinin yaralanmasına sebep olmuştur.
Bu gerekçe ile;
* Güvenlik güçlerinin sözkonusu olaya müdahale sebebi nedir?
* Güvenlik güçlerinin sözkonusu olayda orantısız güç kullandığına dair herhangi bir hukuki/idari işlem başlatılmış mıdır?
* Gözaltına alınan kişilerin gözaltına alınma sebebi nedir?
* İstanbul Film Festivali’nin gerçekleştiği bu günlerde güvenlik güçlerinin sinemacılara ve sinemaseverlere tazyikli su ve gaz ile müdahale edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
* Emniyet mensuplarının eğitim programı arasında sanat ve/veya sinema tarihi dersi var mıdır? Bu olaydan sonra bu derslerin müfredata alınması konusunda herhangi bir çalışma başlatılmış mıdır?”