Engin Çeber cinayetinin birinci tanığı anlattı

İşkencede ölen Engin Çeber'in en yakın arkadaşı Aysu Baykal, 'Karakolda ortaya çıkan görüntüler en masum görüntüler. 20 kişinin üzerimize çullandığı görüntüleri almamışlar' dedi

 

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 

İSTANBUL - Aysu Baykal, 28 Eylül 2008'de Sarıyer Derbent'te yaptıkları bir basın açıklamasının ardından gözaltına alınan dört arkadaştan biriydi. Polis otosuna alındıkları andan itibaren götürüldükleri, Muhsin Bodur Polis Karakolu, Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Metris Cezaevi'nde ve hatta savcılıkta ifade verirken bile işkence gördüğü iddia edilen dört arkadaştan Engin Çeber, yaklaşık 10 gün sonra bitkisel hayata girdikten sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. O günden bugüne sürdürdükleri hukuk mücadelesinde, sürekli başa dönmekten yakınan Engin Çeber'in en yakın arkadaşı Aysu Baykal'la, gördükleri işkenceyi ve yaşadıklarını anlattı.

Sabah Gazetesinde yer alan habere göre; Baykal, "Pes etmeyeceğim. Cehalet kolay geçiştirilebilen bir şey, bilmek gereğini yapmayı gerektirir. Ben de onu yapıyorum" dedi. Ortaya çıkan işkence görüntülerinden de bahseden Baykal, "Muhsin Bodur Karakolu'ndaki MOBESE kameralarının doğrudan İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı olduğu söylendi. Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde el kamerası vardı. Neyi uygun görmüşlerse onu almışlar. MOBESE görüntülerinin kırpılmış hali var. Mesela nezarethanede 20 polis birden dövüyor, ben görüyorum ama görüntülerde böyle bir şey yok. En fazla Engin'in bir şeylere kızdığı bölüm var. Ben yerde oturmuşum mesela, dayak yok ama, 'Ahlaksızlığınızı ve küfürlerinizi de çekiyor musunuz' diyorum. Neden diyorum bunları? O görüntülerdeki onların en masum halleridir" diye konuştu.

Çeber' le ne zamandan beri tanışıyordunuz?
Mahalle çalışmalarımız sırasında 3-4 yıl önce tanışmıştık. Mahallelerde yozlaşmaya karşı yaptığımız çalışmalar vardı, uyuşturucu kullanan çocukları kurtarmaya çalışırız. Aileleriyle konuşuruz. İşi yoksa bulmaya çalışırız, yeter ki o dejenere ortamdan kurtulsun. Böyle bir çalışmanın ortasında tanıştık. Kaldı ki o da daha öncesinden serserilik yapan ama kendini kurtarabilme iradesini gösterebilmiş biriydi.

Bu olaydan sonra neler değişti hayatınızda?
Aslında pek bir şey değişmedi, yalnızca biraz daha yoğun oldu o kadar. Engin hayatını kaybettikken sonra bile o kadar çok insan polis dayağıyla öldü ki, ya da felç kaldı, sakat kaldı. Engin'in davası aslında bir yanıyla da mağdurların toplamının davası. Bu bir sorumluluk bizim için. Tuttuk bir yerden ve asılıyoruz.

Sonra tekrar polisle başınız derde girdi mi?
Kısa süre sonra tacizler yaşanmadı değil. Arkadan geldiklerini bilmek ya da Engin için yaptığımız eylemlere katıldığımızda göz göze bakışmak. Bizzat dayak yediğimiz polislerle karşı karşıya kalmak... İşkence yapmak korkaklıktır. Bir insana neden işkence yaparsınız, diyelim ki düşüncesini kabul etmiyorsunuz, yaptıklarını onaylamıyorsunuz o zaman ikna edin, sopayla kim kime neyi kabul ettirebilir? En fazla susturabilirsiniz, bastırabilirsiniz, yok edemezsiniz.

Bir işiniz var mı? Nasıl geçiniyorsunuz?
Çalışmıyorum. Babamdan kalma maaşım var. Onunla geçiniyorum. Böbrek nakli olacağım, hastaneye gidip geliyorum sık sık. Daha önce de böyle bir sorunum vardı, işkenceden sonra daha da arttı. Bir böbreğim hapishanede çürüdü. Sosyal güvencem var ama yakında kalmayabilir. Yarın bir gün ilaç paralarım ödenmeyebilir. (Sabah)