Engin Çeber davasında polisler yine yok

Engin Çeber davasında polisler yine yok
Engin Çeber davasında polisler yine yok
Engin Çeber'in, Metris Cezaevi'nde "işkence" ve "kötü muamele" sonucu öldüğü iddiasına ilişkin haklarında dava açılan 60 kamu görevlisinin yargılanmasına İstanbul'da başlandı.

 

İSMAİL SAYMAZ/EZGİ DEMİR

İSTANBUL - İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Karakolu ve Metris Cezaevi'nde gördüğü 'işkence' sonucu ölen Engin Çeber'le ilgili davanın ilk duruşmasında ifade veren altı tutuklu sanık, "Çeber'e biz dokunmadık, nasıl öldü bilmiyoruz" dedi. Altı sanığın imzaladığı olay günü tutanağının asılsız bilgiler olduğu duruşmada ortaya çıktı. Bu yetmezmiş gibi, sanıklar "Görmeden imzalamıştık" dedi. Polis cephesindeyse yeni bir şey yok: Duruşmaya, sanık 13 polis katılmadı!

Bakırköy Adliyesi, 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava öncesinde en kalabalık günlerinden birini yaşıyordu. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, KESK Genel Başkanı Sami Evren, cübbesini giyinmiş yüzlerce avukat, Çeber'in babası Ali Tekin ve ablası Şerife Ceber, İzmir'de polis kurşunuyla öldürülen Baran Tursun'un babası Mehmet Tursun ve ellerinde "Adalet İstiyoruz" yazılı dövizler bulunan Çeber'in arkadaşları birikmişti. Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Mazlum-Der'in birer temsilciyle duruşmayı takip etti.

Polisler kayıp

Mahkeme salonu yetersiz bulununca 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nin salonuna geçildi. Tutuklu sanıklar; ikinci müdür Fuat Karaosmanoğlu, infaz koruma memurları Sebahattin Apaydın, Murat Çise, Sami Ergazi, Nihat Kızılkaya ve Yavuz Uzun'un da aralarında bulunduğu 30'ı aşkın infaz koruma memuru, cezaevi jandarma koruma bölük komutanlığında görevli dört jandarma katıldı. Çeberlerin ilk dayak yedikleri yer olan İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Karakolu'nda görevli 13 polisse duruşmada yoktu.

Sekiz baro, 800 avukat...

Duruşmada; Çeber Ailesi'ni savunmak için İstanbul, Ankara, Bursa, Mersin, Diyarbakır, Van, Bitlis ve Şırnak barolarından 800'e yakın avukat dilekçe verdi. Ayrıca sekiz baro, KESK, İHD, THİV ve ÇHD'liler müdahil olmak istedi. Mahkeme, bu talepleri reddederken; şikayetçi Aysu Baykal, Özgür Karakaya, Cihan Gün, Ali Tekin ve Seher Ceber'in avukat sayısını üçle sınırladı.

Kafası duvara vursun istememiş!

Sanıklardar Cezaevi ikinci müdürü Karaosmanoğlu, kapısı açık olduğu için girdiği koğuşta iki tutukluyla konuştuğunu, sorun çıkmaması için kendilerine nasihatte bulunduğunu belirterek, "Ben suçsuzum. Ne olduğunu görmedim" dedi. İnfaz koruma memuru Apaydın da "Çeber, 'Siyasiyim' diyerek sayımda ayağa kalkmıyordu. Ergazi'yle birlikte kolundan tutup kaldırmak istedik. O arada yere düştü. Tekrar kaldırmak istedik. Yanımızdaki, başgardiyan Yılmaz Aydoğdu, 'Tamam, siz gidin' dedi" diye konuştu. İşkenceyle suçlanan Ergazi'nin ifadesiyse ilginçti: "Çeber, sandalyede otururken kafasını geri doğru çevirdi. Duvara çarpmasın diye elimi Çeber'in kafasına tuttum."

Ergazi de Apaydın'la birlikte kollarından tuttukları Çeber'i kaldırırken başgardiyan Aydoğdu'nun kendilerini gönderdiğini söyledi. Kızılkaya da koğuşta Çeber'e hiç dokunmadığını söyledi.

Elinde sopayla kameralara yakalanan Çise ise, savcılıkta olduğu gibi, koğuşta o esnada lambalar sönünce sigorta attı sandığını, sopayı da boyunun yetişmediği sigortayı açmak için yanında getirdiğini iddia etti. Ancak zaten sigorta atmamıştı! Uzun'sa Çeber'e sayımda ayağa kalkması için nasihatte bulunduğunu söyledi.

İfadelerle örtüştü

Altı sanık, imzalarını taşıyan 7 Ekim 2008 tarihli, ifadeleriyle çelişen tutanağı görmeden imzaladıklarını, kimin yazdığını da bilmediklerini söyledi. Sanıklar Çeber'in yanında en son gördükleri kişinin başgardiyan Yılmaz Aydoğdu olduğunu, tutunağın da Aydoğdu tarafından hazırlanmış olabileceğini söyledi. Çünkü Aydoğdu, savcılıktaki ifadesinde, Çeber'in kimler tarafından dövülerek öldürüldüğünü ifade etmişti. Bu ifadeler koğuştaki diğer tutukluların ifadesiyle de örtüşüyordu. 

'Özür değil, adelet istiyorum'

Duruşma çıkışı Çeber'in babası Ali Tekin, "Özür değil, adalet istiyorum" derken, ablası Şerife Ceber ise ağlayarak, "Kardeşimin katillerini gördüm. Onların da çocukları varmış. 'Biz yapmadık' diyorlar. Rahatlıkla işkence yapan, rahatlıkla yalan da söyler. Kardeşim, bu devlete askerlik yaptı. Bu devletin de kardeşime özür borcu var. Adalet istiyorum" dedi. Adliye önünde bekleyen topluluk duruşma süresince "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" ve "Çeber'in katili AKP hükümetidir" diye slogan attı. İdil Kültür Merkezi bir tiyatro gösterisi sundu.


OLAYIN GEÇMİŞİ

Engin Çeber, Sarıyer’de 28 Eylül 2008’de, yaklaşık 10 kişilik bir grup ile izinsiz toplantı ve gösteri yapmak isterken kimlik kontrolü yapan polislerce, arandığı için gözaltına alınmıştı. Daha sonra tutuklanarak Metris Cezaevi’ne götürülen Çeber, kaldırıldığı hastanede ölmüştü.
Bakırköy Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturmanın ardından olayda sorumluluğu bulunduğu öne sürülen 39 infaz koruma memuru, 3 cezaevi müdürü, 13 polis, 4 jandarma ile bir doktor hakkında dava açılmıştı.
Davanın iddianamesinde, Çeber’in gerek gözaltına alınırken, gerekse cezaevinde görevlilere direndiği ve kötü muamele gördüğü öne sürülerek, sanıkların, "işkence", "kötü muamele", "kasten yaralama", "görevi kötüye kullanmak", "görevi ihmal" ve "kamu görevlisinin suçu bildirmemesi" suçlarından cezalandırılmaları isteniyor.(aa)