Entelektüel mobbing köşe yazısında

Entelektüel mobbing köşe yazısında
Entelektüel mobbing köşe yazısında
Hürriyet gazetesi yazarı Melike Karakartal, Twitter üzerinden 'psikolojik şiddet' gördüğünü iddia ederek UNICEF'te bir dönem Ankara Saha Koordinatörü olarak çalışan Elçin Çavlan'ın ismini verdi

Hürriyet gazetesi yazarı Melike Karakartal’ın yazısndan konuyla ilgili bölüm şöyle: 

Bir yazarı sevmediğimde, yazdığı konuların içeriğini beğenmediğimde, bana hitap etmediğinde çok basit bir çözümüm var: Okumama hakkımı kullanıyorum. Nedense aklıma ona çirkin mail’ler atmak, aşağılamak, sosyal medya aracılığıyla nefretimi kusmak gelmiyor. Bu kadar gazete , bu kadar dergi, bu kadar yazar, biz onların arasından neyi okuyup neyi okumayacağımızı seçelim diye var. Birine hitap etmeyen, diğerine ediyor. Birinin sevmediğini, diğeri çok seviyor.
* * *
Peki. Bir kişinin yaptığı işi, veya kendisini beğenmemek “psikolojik şiddet” hakkı doğurur mu, hem okurlara, hem de hukukçulara sormak istiyorum. Mesela;- Twitter’da, yıllar önce katıldığım yarışma Biri Bizi Gözetliyor’u diline dolayarak “09 Melike, Yeşilçam taklidinle belki Yetenek Sizsiniz’de bile şansın olabilir” tweet’leri atan...
- “Ulusal bir gazetedeki köşende tvitırı analiz eden balon köpüğü magazin yazılarından ekmek yiyorsan, burada da maymun olmayı göze alacaksın” yazan...
- Konuşmalarımıza istinaden “Kıvrak zekalı olsan sana iyi malzeme çıkardı” diyerek, hiç tanışmadığı insanın zekasını, (onu insan değil “televizyon figürü” olarak bellemiş olması sebebiyle) aşağılamayı kendinde hak gören...
- Saldırdıkça, karşısındakini psikolojik olarak yıprattıkça bir yazıya (elbette) konu olacağını bildiği için “Hadi bir yazıyı da kotardın be Bbg’ci” diye alay eden...
- “Melike’cim, bak şunlar ilgini çekebilir” diyerek bana Kanal D’nin Kapış Kapış ve ATV’deki Milyoner yarışmalarının linklerini mention’layan...
- Geçen yıl Hürriyet Seyahat’te yayımlanan “Gerçek Hollanda’yı Görmek” isimli makalede, uluslararası ilişkiler öğrenimi gördükten sonra “Cinsiyet Çalışmaları” ve “ Avrupa Birliği” alanlarında yüksek lisans yapmış, Hollanda’da kadın sığınma evinde çalışmış, tüm Avrupa ve dünyayı gezdiğini söylemiş... Çalışma ve eğitim hayatı boyunca kadınlara yönelik çalışmalar yapmış, hatta 2004’ten beri kadın hareketi içinde olduğunu ifade etmiş Elçin Cavlan isimli şahıs...
Benden ne istiyor olabilir?
* * *
Bu durum bir işyerinde olsa mobbing olarak değerlendirilir. Toplumdaki her bireyin özgürce ulaştığı platformlarda iş yapan kişilerde mobbing tanımı genişliyor şüphesiz. Kimi zaman yapılan işler-yazılan yazılar, kimi zaman “gözünün üzerinde kaş olması”, kimi zaman da insanın vaktiyle katıldığı bir program olabiliyor toplum önünde iş yapanlara hususi “genişletilmiş” mobbing sebepleri içinde.
Hakikaten merakımdan soruyorum: Beni, kendi kafasında şöhret budalası bir balon olarak kodlamış biri yüzünden, “tanımı genişlemiş” mobbing karşısında susmak durumunda mıyım? Layık olduğum hayat sefil bir hayat mıdır? Öyleyse, tam olarak nedendir? Bir insan, bir kadın olarak nasıl bir hayat sürdürsem memnun ederim “2004’ten beri aktif kadın hareketi içinde olan” Elçin Cavlan’ı?
Mesela, okula döndüm şimdi, başka bir okul-bölüm için 4. sınıfta bıraktığım bir Jeofizik Mühendisliği vardı, onu halledip sonra da yüksek lisans yapayım diyorum. Yanlış bir yola mı sapıyorum? Milyoner yarışmasına mı katılmalıydım sahi önerdiği gibi? Bu işlerden vazgeçip “şöhret budalası” halimle televizyonda program yapmak için patron kapılarında yatmalıydım? Yoksa görünür olmak, “ben de buradayım” demek adına her gece mekan mekan gezmeli, kendimi “çok mühim insanlar” kadrajına sığdırmaya mı çalışmalıydım? Yaşadığım -şimdilik- iki kişilik çekirdek ailem içindeki sessiz, sakin, huzurlu, kendi içine dönük hayatımı bir köşeye mi bırakmalıydım?
Nasıl bir hayat yaşamamı arzu edersin Elçin Cavlan?

YAZININ ORJİNALİ İÇİN TIKLAYIN