@ismailsaymaz

Er Kalı'nın dayak iddiasına takipsizlik

Er Kalı'nın dayak iddiasına takipsizlik
Er Kalı'nın dayak iddiasına takipsizlik
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Amasya Savcılığı’nın, Kalı tarafından, işkence ile suçlanan askeri görevlilerin kimliklerini belirlemeyip ifadesini dahi almadan, hali hazırda askerlik görevi devam eden kişilerin ifadesi üzerine dosyayı kapattığı anlaşıldı. Oysa ki Sivas Cumhuriyet Üniversitesi “kötü muameleden kaynaklı travma sonrası stres bozukluğu ve intihar eğilimi” olduğu yönünde rapor vermiş, er Kalı bunun üzerine hastaneye yatırılmıştı.
Amasya Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında; Er Kalı’yı darp ettiği iddia edilen askeri yetkililerin kimliği tespit edilmediği gibi, ifadeleri de alınmadı. Evrakın şüpheliler kısmında yalnızca, “Tokat Jandarma Bölge Komutanlğı İdari Tahkikat Heyeti ve Amasya E Tipi Cezaevi Karakol Komutanlığı Görevlileri” ifadeleri yer aldı.
Savcılık, Kalı ile birlikte gözaltına alınan er Kasım Zeycan’ı “tanık” sıfatıyla dinledi. Er Zeycan, karakol komutanının odasında bir alay komutanı, albay ve başçavuş tarafından kimi belgeler gösterilerek, sorgulandığını; herhangi bir darp ya da kötü muamelede bulunulmadığını söyledi. Kalı ile alay komutanlığına götürülüp ayrı odalara konduklarını, başlarına birer nöbetçi bırakıldığını, ertesi gün Sivas Askeri Savcılığı’na gönderildiklerini kaydeden Zeycan, herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını anlattı. Amasya Cezaevi Jandarma Karakolu Komutanı Ergin Arpa ve karakolda görev yapan Uzman Çavuş Selçuk Ersoy da “Tokat’tan gelen rütbeli personel tarafından kötü muamelede bulunulduğuna şahit olmadığını” savundu. Amasya Alay Komutanlığı’ndan Köksal Kayasaroğlu ise iki erin sabaha kadar ayrı odalarda tutulduğunu, ifadelerinin alınmadığını, insani ihtiyaçlarının karşılanıp Sivas’a gönderildiklerini anlattı. Er Kalı ve Zeycan’ın Sivas’a götürülmesine eşlik eden Uzman Çavuş Erkan Çelik, er Hasan Kızılırmak da yol boyunca herhangi bir kötü muamelenin uygulanmadığını anlattı. Sivas Numune Hastanesi’nce hazırlanan iki ayrı raporda, Kalı’da darp ve cebir izine rastlanılmadığını kaydeden savcılık, 26 Eylül ’de, kovuşturmaya yer olmadığını hükmetti. Kararda, “Şüphelilerin atılı suçları işlediklerine dair müştekinin iddiası dışında inandırıcı delil elde edilemediği” savunuldu.

RAPORLAR AKSİNİ SÖYLÜYOR
Oysa ki Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi tarafından hazırlanan raporda, Er Kalı’da “kötü muamele nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı ve intihar eğilimi olduğu” kaydedilmişti. Bunun üzerine Kalı, 77 gün gecikmeyle de olsa, askeri hastaneye yatırılmıştı. Er Kalı, Radikal’in yazılı soruları üzerine verdiği yanıtta, gözaltına alındığında “Yardımcı Oda” denilen bir odada sorgulandığını belirterek, şöyle demişti:
“Birden çok kez tokat atıldı, karın boşluğuma sertçe vuruldu, boğazım sıkılarak duvara çarpıldım. Bana sürekli ‘Vatan hainisin, hapishanelerde çürüyeceksin. Kimse seni kurtaramayacak. O. çocuğu, senin a. Demek bir ablan var’ gibi hakaret, tehdit ve dayağa maruz kaldım. En çok ağırıma giden ‘Bir ablan mı var ha’ denmesi, anneme yönelik hakaretler. Bunlar savcının bilgisi dışında yapılmış. Doktor muayenesine götürmemelerini savcının biliyor olması gerekmez mi? Herkes sustu benim yaşadıklarıma, hakkımı koruması gerekenler sustu.”