Erdoğan: Çevreciler ortaklık için bana gelsin

Erdoğan: Çevreciler ortaklık için bana gelsin
Erdoğan: Çevreciler ortaklık için bana gelsin
Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerinin ilk günlerinde polisle göstericiler arasında sert çatışmaların yaşandığı Dolmabahçe'deki Swiss Otel'de düzenlenen bir konferansta konuşma yaptı.

Radikal.com.tr - Kuzey Afrika gezisini tamamlayarak bu sabaha karşı saatlerinde İstanbul ’a dönen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugün Cuma namazını Hz. Alı Camii’nde kıldıktan sonra annesinin mezarını ziyaret etti. 

Erdoğan daha sonra Avrupa Birliği Bakanlığı’nın, Swiss Otel’de düzenlenen, “Küresel Sorunlar Karşısında Türkiye ve Avrupa Birliği İçin Ortak Gelecek” konulu konferansa katıldı. Gezi Parkı eylemlerinin ilk günlerinde polisle göstericiler arasında sert çatışmaların yaşandığı Dolmabahçe’de bulunan Swiss Otel ve çevresinde, Erdoğan’ın gelmesi nedeniyle geniş güvenlik önlemleri alındığı görüldü. 

Konvoyla otelin önüne gelen Erdoğan, burada makam aracından inmeyerek bir süre telefonla konuştu. Telefon konuşmasının bitmesinin ardından Erdoğan aracından inerek burada kendisini karşılayan AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve diğer yetkililerle tokalaştı. Başbakan daha sonra buradaki heyetle birlikte konferansın verileceği salona geçti.

Erdoğan konferansta bir konuşma yapıyor. Konuşmasının başlangıcında AB'ye üyelik süreciyle ilgili  sorunlara değinen ve üyelik sürecindeki aksaklıklar nedeniyle AB ülkelerini eleştiren Erdoğan, "Bugün Türkiye'nin AB'ye ihtiyacıdan öte AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı söz konusudur dedi ve "Bundan sonra sürecin bizim tek taraflı çabalarımızla sürmesi mümkün değildir" dedi. 

AB'nin Türkiye'ye yönelik 'ifade özgürlüğü' eleştirilerine de değinen Başbakan Erdoğan, Türkiye'nen ifade ve düşünce özgürlükleri konusunda bazı Avrupa Birliği ülkelerinden bile iyi durumda olduğuu söyledi. Etnik ve dini kökenli ayrımcılığın AB ülkelerinde yaşandığını ama Türkiye'de bunun söz konusu olmadıını söyledi.

Başbakan daha sonra Gezi Parkı eylemlerine değindi...

Konuşmanın satırbaşları şöyle:

- Olaylar kimseyi yanlış düşüncelere sevk etmesin. Sosyal medya üzerinden çok sayıda yalanlar var. Bunlar elimde tespit edilmiş durumda.

- Her kesimle sorunların çözümü konusunda görüştük, istişarede bulunduk. Milletin parlamentodaki temsilcileri ne iş yapar diye düşündünüz mü? Gezi Parkı'yla ilgili projeleri ben 2011 seçimlerinden önce animasyonlala açıkladım. O günlerde kimsenin sesi çıkmadı.

- Gezi Parkı olayları kimseyi yanlış düşüncelere sürüklemesin. Burada korkunç bir dezenformasyon var. Sosyal medyanın korkunç kampanyaları var. Hepsini tespit ettik, elimizdedir. Bizim demokratik talepler konusunda hiçbir çekincemiz yoktur. Her şeyden önce muhatabınızı bileceksiniz. Burada söz konusu değil hükümet olduğumuzdan beri her kesimle kapsamlı görüşmeler, istişareler, ortak çalışmalar yürüttük. Milletin parlamentodaki temsilcileri ne iş yapar diye sormaz mısınız bu insanlar caba ne işle meşgullerdir, bunu neden gündeme getirmezler? 

- Taksim Gezi Parkı'yla ilgili animasyonları ben bundan birkaç yıl önce yaptım. O günden bugüne kimsenin sesi çıkmadı. Çünkü çevre hassasiyeti olan kardeşlerime sesleniyorum, çevrecilik konusunda ortaklık yapacaksanız gelin başbakanınızla yapın. Ben çevreyi tarihi, kültürü, yeşiliyle beraber tanıdım. Ben belediye başkanlığı yaptım. Çevreciliğin ne olduğunu bilirim. İstanbul yeşil fakiriyken İtalya ve Almanya’dan ağaç getirip, E-5’in üzerindeki ağaçlandırmaları ben yaptım. Neden bunu yaptım? Çünkü İstanbul’a çöl olmak yakışmazdı. O ağaçlar büyüdü, hamdolsun bu noktaya geldik. Niye bunları konuşmuyorlar? Kusura bakmasınlar Taksim Gezi Parkı’nda eskiden Sheraton vardı. O yeşil alanlar o zaman söküldü. O zamanlar neden ses edilmedi? 



- Bakın artık isim vereceğim. Koç Grubu’nun Üniversitesi ormanlık alana yapılmıştır. Ben adeta bir başbakan olarak onlarla savaş verdim. On binlerce 10-15 yaş üstü ağaçlar, Kilyos Zekeriyaköy’de sökülmüştür. Dönemin cumhurbaşkanı açılışını yaparken, ben cezaevindeydim. “Buranın açılmasına mani olanlar nerdedir?” dedi. Cezaevindeydim. Tabi çıktım. Ben yargı meselesine aynen devam ettim. Başbakanlık dönemine yansıdı. Hamdolsun yargı orayla ilgili Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin haklılığını teyid etti. Şu anda Koç grubu aslında bu noktada yıkılma durumu da var. Biz orman bakanlığımıza hayır dedik. Uygun kirayı ödesinler, devletin kiracısı olarak kalsın dedik. Aynı şey Sabancı Üniversitesi için de geçerli. Orman alanıdır. Bazı gerçekleri bilelim de ona göre değerlendirme yapalım. Bu ülkede belli bir kaymak takım ne yazık ki istediği yeri istediği gibi değerlendirmeye, konuçlanmaya alışmıştı. Bizim iktidarımız bunları ortadan kaldırdı. Bu anlayışla Türkiye’ye 30 yıldır çok büyük maliyeti olan terör sorununun üstüne gittik. Biz bu adımı atarken buyrun çözüm sürecine, ana muhalefet de diğerleri de engel olmaya çalışıyor. Gezi parkında olanların bazıları da çözüm sürecine karşı. Benim değerli dostlarım burada konuşurken bunları biliyorlar mı? Bir taraftan çözüm süreciyle ilgili bize destek veriyorsunuz teşekkür ederim. Ama bir taraftan da çözüm sürecine destek olmayanların böyle davrandığını bilmenizi istedim. Çevreci olmak, devletin araç gereçlerini yakmak değildir. Kamu mallarına zarar vermek değildir, tüm çevre olarak ağaçları, saksıları her şeyi yakıp yıkmak değildir. Çevreci olmak insanları öldürmek değildir. Bize ders vermeye gayret edenler Wall Street olaylarına nasıl bakıyorlar? Orada biber gazıydı, 17 kişinin ölümüydü, hepsi oldu. İngiltere ve Fransa’da, Almanya’da, Yunanistan’da çok daha büyükleri yaşandı. Üstelik bunlar ab üyesi ülkeler. Acaba bütün bu olanlara karşı tepki ne dolu? Bizim karşı olduğumuz şiddettir, terördür, vandallıktır, kendi özgürlüğü adına başkalarının özgürlüğünü tehdit eden anlayıştır. Yoksa demokrasi talebiyle karşıma çıkacak olanlara canım kurban, her türlü desteği vermeye hazırım. Bize anlatsınlar neyi yanlış yaptığımızı, başımız gözümüz üstüne. Dedim ya, tarih kültür çevre iç içe. Diyorlar ki biz referanduma da karşıyız. Karşı olma o zaman. Çünkü yapılmak istenen oradaki tarihsel kültürel bir varlığımızı korumak.

- AKM diye şu anda depreme dayanıklılığı olmayan bir yerimiz var. Bunu yıllar öncesinden dedik ki bu bize tehlike yaratabilir. Ve buranın maalesef kullanışlı olmadığını tüm sanatçıların büyük kısmından biliyorum. Ve biz burada oradaki ağırlıklı mimariyle bütünlük arz edecek şekilde, yanındaki ve arkasındaki boşluğu kapsayacak şekilde dev bir opera binası yapalım. Bu opera binasıyla Türkiye’de bir ilk olacak, opera binamız yok. Hep kültür merkezlerinde yapmaya çalışıyoruz. Harbiye kongre merkezi var, 3500 kişi alıyor ama bu tür özelliği yok. Sadece bu iş için eser yapalım. Hemen o vandalizmin mensupları çıkıp yaptırmayız diyorlar. Böyle bir şeyin kararını vereceksek zaten seçim öncesi vermişiz. Halkımın kahir desteği bize evet demiş. Bunları onaylamasa İstanbul halkı bize destek verir mi? Bütün trafiği yerin altına alıyoruz. Benim vatandaşım gelsin, çoluğu çocuğuyla gezsin diye alıyoruz. Egzos kokusuyla gezsin istiyoruz derdimiz bu. Meydanı da gayet güzel bir peyzajla yeşillendirelim, şu andaki gezi parkına fark atacak bir park yapalım. AVM olması zaten ordaki metrekareye bakılırsa mümkün değil. Böyle bir şey söyledik, zaman zaten cumhuriyet caddesinde bu var. Düşüncemizde şehir müzesi yapmak da var. İstanbul’da yok. Vatandaşlarımız burada gezerler, Hilton’la ilgili arkasındaki yeşili ne yazık ki Hilton’a ilave etmek istediler.

- Samimi olarak demokratik taleplerini ifade eden vatandaşlarımızdan ziyade bu durumu istismar edenlerin ön planda olduğunu görüyoruz. Olayların başındaki müdahaleyle ilgili üzüntümüzü, eleştirimizi defalarca ifade ettik. Demokrasi bir şeffaflık rejimidir. Özgürlük ve demokrasi talep edenlerin demokratik yöntemleri benimsemesi gerekmektedir.

- Yabancı medyanın Türkiye'deki olaylara ideolojik bakmamasını bekleriz. Bazı gazetelerde sipariş ilanlar yayınlıyorlar. Bunların kaynaklarını da biliyoruz. Faiz lobisinin ülkemize yönelik attığı adımlardır. Faiz lobisi fazla heveslenmesin bu halkın dediği olacak.