Erdoğan Diyarbakır'da DTP'ye yüklendi

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisince Diyarbakır'da düzenlenen mitingde halka hitap etti.


Partisinin bakanları ve milletvekilleri ile Diyarbakır'a çıkarma yapan Başbakan Erdoğan, kürsüye çıkıp eşi Emine Erdoğan ile halkı selamladı.

BAŞBAKAN ERDOĞAN

Daha sonra konuşmasını yapan Erdoğan,"Diyarbakır'da bulunmaktan, sizin adelet ve huzur talebinize ortak olmaktan mutluluk duyuyorum." dedi.

Mitingte yaptığı konuşmasına bir vatandaşın verdiği Diyarbakırspor atkısını takarak devam eden Erdoğan, şunları söyledi;

"AK Parti'nin Kocaeli, Samsun, Nevşehir mitinglerindeki tablonun aynısı Diyarbakır'da da ortaya çıktı.Birlik ve beraberlik siyasetimiz burada da gönülleri fethetmiş durumda.Türkiye'li olma ruhu işte tam da budur. Bugün buraya sadece miting yapmaya gelmedik aynı zamanda Diyarbar'ı kalkındaracak dev projeler için buradayız.Siyasetten tek arzumuz insanımıza hizmet etmektir.Diyarbakır için Kudbettin Arzu dedik.Amacımız barış içinde, demokratik bir yarış olmasını istediğimiz önümüzdeki seçimde, Diyarbakır'ın layık olduğu yönetime kavuşmasıdır. 29 Mart 2009 sabahı yeni bir dönem başlayacak.O gün geldiğinde kayıp yılları, ertelenen talepleri hep birlikte telafi edeceğiz.Geçmiş yılların yanlışlarını hep birlikte düzelteceğiz. 29 Mart 2009 günü millet iradesi tecelli edecek, ümitler tazelenecek.O gün demokrasi daha da çok güçlenecek..

-"BİZ AYNI BÜNYENİN UNSURLARIYIZ"-

Biz devletimizi sizlerle birlikte inşaa ettik.Biz aynı bünyenin unsurlarıyız.Dün devletin gücünü istismar edenler kendilerini devlet zannedenler bugün hukuk karşısında, millet karşısında yapayalnız kaldılar.Biz AK Parti kadrosu olarak bu memleketin hem aklı hem vicdanı olmak için yola çıktık ve emin adımlarla yürüyoruz.Bizim siyasetimiz hizmet siyasetidir, çamur siyaseti değil.Bizim siyasetimiz birlik siyasetidir. Ne demek istediğimi merak edenler Diyarbakır'ın köylerine baksınlar.Susuz köylerin suyunun nasıl karşılandığını görsünler.

-SOSYAL YARDIMLAR-

Bu ülkede siyaset yaptığı halde birileri devletin vatandaşına uzanan yardım elinden bile rahatsız oluyor.Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan vatandaşın aldığı sosyal yardımlara dil uzatıyorlar.Buzdolabına, fırına ne ihtiyacı var diyorlar.Bir yandan hukuka, adalete bir yandan milletin ekmeğine aşına müdahale ediyorlar.Bir yandan hukuksuzluğun avukatlığını yapıyorlar.Hatta anayasadaki sosyal devleti çıkaran diyecekler neredeyse...Sonrada biz sosyal demokratız, biz solcuyuz diyorlar.

-"GEÇMİŞLE YÜZLEŞECEĞİZ"-

Geçmiş ile tabi ki, yüzleşeceğiz.Kimin ne yaptığına dikkatle bakacağız.Bu ülkede kimin yara kaşıdığını, kimin yara sardığını çok iyi bileceğiz.Geçmişe takılıp kalmayacağız, yüzümüzü daima geleceğiz çevireceğiz.Türkiye'nin hiçbir meselesi çözümsüz değildir.Dün birbirimizi daha zor anlıyorduk ama bugün daha iyi anlıyoruz.Meseleleri kolaylıkla çözüyoruz.Aramızdaki ön yargıları kaldırdıkça birbirimizi daha çok seviyoruz.Gerilimi değil kardeşliği güçlendiriyoruz.

"ZİFİRİ KARANLIKLAR AYDINLANIYOR, MASKELER DÜŞÜYOR"

Bizim kitabımızda milletin taleplerine kulak tıkamak yok. Bizim kitabımızda değişim, gelişim var.Tarihi bir dönüşüm yaşıyor Türkiye.Zifiri karanlıklar aydınlanıyor, maskeler düşüyor.Türkiye için bir arınma süreci...Temiz toplum, temiz siyaset, temiz yönetim sürecidir bu süreç. Bugünlerin anlamına yarın çok daha iyi hissedeceksiniz. Bugün artık 1990 yılların karanlık odaları yok. Hukuk devleti, karanlık odalardan arınıyor. Körpe çoçukları zehirleyenlerin esasen nasıl bir işbirliği içinde olduğu, nasıl dümenler çevirdiğini görüyoruz.Bunları kamuoyumuz hayretle seyrediyor.Hangi taraftan olursa olsun, terör şebekelerinin, mafyaların birbirinin değirmenine nasıl su taşıdıklarını benim milletim artık biliyor.Onlar karanlık koridorlarda ekmek, su gibi birbirlerine muhtaçlar.Biz bu karanlık oda filminin her karesini ezberledik artık.Suç örgütlerinin kitleleri meydanlara zorlarken, perde gerisinde birbirini nasıl beslediklerini biliyoruz artık.Bu ülkenin evlatlarını zehirleyenlerin oyunları bozulacaktır.Suç örgütleri bu milletten elini çeksin diyoruz.Bu ülkenin demokratik meşruiyet zemini artık sabote edilemeyecek kadar güçleniyor.Şiddet ve terörün, hak ve özgürlüklerin düşmanı olduğunu artık herkes bilmelidir

AKP'NİN GÖNÜLLER KAZANMASI KİMİN OYUNUNU BOZUYOR?-

AK Parti binasını taşa tutanlar, demokrasiyi bu milletin iradesini taşa tutmuş olmuyorlar mı? Esnafa zorla kepenk kapattıranlar, diğer partilerin adaylarını tehditle baskı altına almaya çalışanlar bu milletin hak ve hürriyetlerine saygısızlık yapmış olmuyorlar mı?Bu şehrin huzur şehri olmasından kimler, niçin rahatsız oluyorlar?AK Parti siyasetinin gönüller kazanması kimin oyununu bozuyor?Biz, bize oy vermeyenlerin de hukukunu savunmayı asli vazifemiz olarak biliyoruz.Kimsenin ötekileşmesini istemiyoruz.Türkiye'nin huzurunu, milletimizin mutluluğunu, bütün politik konuların üzerinde tutarak gelin canlar bir olalım diyoruz.Vatandaşlarımız arasında ayrımcılık yapmıyoruz, yapmayacağız.

"DİYARBAKIR'A 307 TRİLYON KAYNAK GÖNDERİLDİ"

Diyarbakır'a kaynak aktarımında adaleti gözetmediğimize dair kirli, kasıtlı bir propaganda yapılıyormuş.Rakamları vereceğim biraz sonra.Ayrımcılık benim en çok altını çizdiğim kırmızı çizgidir.Bunun aksini kimse ispat edemez.Kaynak aktarımında hiçbir fark gözetilmemiştir.İsteyen diğer şehirlerimiz ile mukayyese etsin.

2003- 2008 yılları arasında 307 trilyon 473 milyar lira gönderildi Diyarbakır'a. Gerçekci, yasalara uygun hiçbir proje geri çevrilmedi ve 23 trilyon para projeler için gönderildi. Bu kaynaklarla neler yapılıp, yapılmadığını sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Bunu 29 Mart günü sizler en iyi şekilde değerlendireceksiniz.

"KÖYE DÖNÜŞ PROJESİ ÇERÇEVESİNDE 83 TRİLYON HARCAMA YAPTIK"

Hepimiz bu ülkenin asli unsuruyuz.Biz boşaltılan köylere yeniden hayat getirdik.Geri dönmek isteyenlerin dönüşlerini sağlamak için köye dönüş projesi yürütülüyor.25 bin haneden 151 bin kişi eskiden yaşadıkları köylere geri döndü.Bunun için 83 trilyon harcama yaptık. Birbirimizin yaralarını saracağız.Vatandaşların terörden ve terörle mücadeleden doğan zararlarını telafi etmek için kanun çıkarttık.818 trilyon para ödedik bu çerçevede. 399 trilyonun ödenmesi de kararlaştırıldı.

BAYKAL'A YÜKLENDİ

Sayın Baykal diyorki, 'Başbakan Diyarbakır'a niye gidiyor'.Burası benim vatanım.81 ilimden bir tanesi.Nasıl gelmem buraya...'Tabi Başbakanın güvenlik güçleri var' diyor.Bu benim değil, T.C.'nin güvenlik güçleri...Buraya Baykal'da gelse aynı tedbiri aynı şekilde alırlar.Burada hedef saptırmanın anlamı yok.Ama Baykal gibileri Sivas'tan bu tarafa zaten gelmiyorlar.Ankara'nın kaderi ile Diyarbakır'ın kaderi birdir. Biz anneler, küçücük yavrular istismar edilmesin diyoruz.Sembolik çatışma alanları kaldırılsın artık.Bu ülkede sembolik çatışma alanları özellikle korundu.Nazım Hikmet 60 yıl boyunca tartışıldı, durdu.Nice gencimiz sembolik tartışmalar yüzünden annelerinden ayrı kaldı."

KÜRTÇE TV

TRT ŞEŞ(Kürtçe TV) hayırlı olsun dedik.Ne oldu kanal ile adalet yara mı aldı?Yoksa güçlendi mi?Birileri neden bize hayırlı bile olsun diyemedi? Sağı, solu muhalefet bu adımı alkışlayamadı.Bakın bakalım gönüller kazanmamız kimin elini boşa çıkardı?Suça bulaşmamış herkesi evine çağıran insani siyasete sırtlarını dönenler ne kadar siyaset yapabilirler?Acaba bu bölgenin duygularını istismar edenlerde kendi imtiyazlı konumlarını kaybettmekten mi çekiniyorlar? Onlarda buraların CHP'si mi olmak istiyorlar.Onlarda mı birilerinin avukatı olmak istiyor.Baykal'ın avukatlık ruhsatı yakında, belki de 29 Mart günü millet eli ile iptal olacaktır."